Bir toplumun özgürlüğünü kısıtlamak, aynı zamanda tiranın kendi özgürlüğüne de son vermesi demektir. Ki mutlak muktedir hali, tiranın çevresinde hiçbir “güvenilir” insanın kalmaması durumudur.

Sezar, toplumdan yalıtılmış çelik duvar içerisinde ve topluma karşı güvenlik sistemiyle korunmasının zorunlu  sonucu olarak en yakınında bulunan insandan aldığı darbeyle öldü.  Sezar’ın “Sende mi Brutus” sözü;  çoğu diktatörün son anında kullandığı kadim miras oldu.

Diktatör yalnızdır. Mutlak yalnızlığına yürürken Sezar, bir toplumun kaderini ellerinde tutmak uğruna kendi trajik sonunu da biçimlendirir. Kuşkusuz tiranın trajik sonu, aynı zamanda bir toplumun felaketinin başlangıcıdır. Çünkü  çevresindeki “soylu” zevat için Sezar’ın ölümü; kendi iktidarının önündeki engelin kalkması demekti. Sezar’ın ölümüyle, korku duvarını yıkmış hırslarıyla en yakınında mevzilenmiş adamları,  iktidar savaşını başlattılar. Bir ülkenin çöküşünü getiren erkler çatışması, tiranın ölümü sonrası kaçınılmaz gerçekleşti.

Mutlak muktedir olmak hırsı, tarihi okuma yeteneğini kör ettiği için;  diktatörler; Sezar’ın ve Sezar’ın izinden giden  diktatörlerin tarihini algılayamadı ve  aynı yolda yürüdü. Trajik son; mutlak muktediri hep oturduğu tahtın yanı başında yakaladı.

 

ERMAN ERTUĞRUL’un Sezar ve Roma Cumhuriyetinin çöküşünü resmeden yazısı güncel değeri olan ve önemli bir metin.

 

2000 Yıl Önce Roma’da Cumhuriyetin Çöküşü

Pontus Krallığı, Roma’nın iç karışıklıklar nedeniyle Anadolu’daki müttefiklerine yardıma gidememesini fırsat bilerek, Roma’nın Anadolu’daki topraklarını ele geçirmeye başladı. MÖ. 88 yılında Roma’ya savaş açan Pontus Kralı 6. Mithridates, Roma’nın Asia eyaletini tamamen ele geçirdi. Anadolu’da yaşayan bütün Roma vatandaşlarını (yaklaşık 80.000 kişi) idam ettirdi ve ardından Yunanistan’da Roma etkisini azaltmaya başladı.

6. Mithridates

6. Mithridates

Roma’nın halkçı parti lideri Marius, Mithridates’e karşı sefere çıkmak üzereyken aristokrasi taraftarı General Sulla ordusuyla Marius hükümetini devirdi. Sulla senatoya aristokrat ağırlıklı yeni senatörler seçtirerek bütün kararları aristokratlar lehine çevirdi.

Halkçı Parti Lideri Marius

Halkçı Parti Lideri Marius

Roma’nın Asia eyaletini tekrar ele geçiren General Sulla, kesin çözüm sağlamadan Pontus Krallığı ile barış yaptı. Sulla tekrar İtalya’ya döndüğünde kendisini süresiz olarak diktatör ilan etti. Marius taraftarları öldürüldü. İktidarı iyice güçlenen Sulla ve aristokratlar, bir dizi kanunla Halkçı Parti’nin tekrar güçlenmesine engel olacak önlemler aldı.

Sulla

Sulla

MÖ. 79 yılında Sulla’nın ölümüyle Marius taraftarları İspanya’da tekrar ayaklandı. Sulla’nın yerine geçerek kendini diktatör ilan eden General Pompeius, bu isyanı ve kölelerin isyanını bastırarak kahraman olarak İtalya’ya geri döndü. MÖ. 70 yılında tekrar güçlenmeye başlayan Halkçı Parti’nin tarafına geçen Pompeius, Sulla döneminde getirilmiş olan kanunları yürürlükten kaldırdı.

pompeius

pompeius

Pompeius artan iç savaş tehlikesine karşı, kendisini kral ilan etmesinden korkan rakiplerini yatıştırmak için ordularını terhis etti ve yetkilerini senatoya devretti. Bu arada Halkçı Parti lideri Marius’un yerine yeğeni Julius Caesar geçmişti. Preoleteria temsilcisi Crassus, Caesar ve Pompeius güçlerini birleştirerek devlet yönetimini ele geçirdiler. Triumvirlik adını verdikleri ittifakları ile senatoya kendi taraftarlarını yerleştirdiler ve Cicero gibi aristokratları sürgüne gönderdiler.

Crassus’un doğuda İran’daki Parthia Krallığına karşı savaşırken öldü ve Pompeius ile ile Caesar birbirinden kuşku duymaya başladıkları için Triumvirlik dağıldı. Pompeius’un konsül olarak İtalya’ya dönmesi ile etkisine aldığı senato, iç savaş riskine karşı Caesar’ın ordularını terhis etmesini emretti. Bu karara uymayan Caesar, MÖ. 49 yılında ordusuyla İtalya’ya yürüdü ve iç savaş başladı.

Pompeius’u yenen Caesar kendisini süresiz diktatör ilan etti ve bütün yetkileri elinde toplamaya başladı. Ordusu ile beraber başkomutanlık görevini de devam ettiren Caesar, senatonun da yetkilerini kısarak bütün önemli kararların kendi onayından geçmesini sağlayacak yeni düzenlemeler yaptı.

Senatodan, yönetimden dışlanarak maddi kayıplara uğratılan aristokratlar, Roma’yı diktatörden kurtararak cumhuriyeti yeniden kurmak isteyenlerle birleşerek Caesar’a suikast düzenledi. Julius Caesar, MÖ. 44. Yılında Brütüs ve Cassius’ın başını çektiği bir grup tarafından senatoda öldürüldü.caesar

Her ne kadar suikastçiler ve destekçileri yeni bir cumhuriyet kurmak için hazırlık yapmış olsa da, Caesar’ın yardımcısı ve konsül Marcus Antonius ordu ile yönetimi ele geçirdi. Caesar’ın yeğeni Octavianus ve Caesar’ın diğer yardımcısı General Lepidus ile 2. Triumvirliği kurdu. Suikaste karışmış kişilerden başlayarak cumhuriyeti savunan bütün senatörlerin ve atlı sınıfın yasal haklarını ve mülklerini ele geçirdiler. Cicero gibi ünlü kişiler de dahil muhalifleri idam ederek, sürgüne göndererek ve hapse atarak dağıttılar. MÖ. 42 yılında cumhuriyeti savunan son güçler de yok edildi.

Savaş sonunda

Octavianus

Octavianus

Lepidus, Octavianus ve Marcus Antonius, Roma topraklarınının yönetimini paylaşsa da, anlaşmazlıkların çıkması uzun sürmedi. Octavianus önce politik bir hamleyle Lepidus’un topraklarını elinden aldı. Sonrasında ise Antonius’a savaş açarak kazandı ve Roma’nın tek hakimi oldu. Octavianus’a MÖ. 27 yılında senato tarafından yüce anlamına gelen Augustus unvanı verildi. Aynı yıl senato, prokonsül yetkilerinin en geniş şekli imperium ve Roma ordularının başkumandanlığı unvanlarını verdi. Bundan böyle Octavianus, bu yetkilerini de ifade etmek için imparator unvanını kullanmaya başladı.

 

ERMAN ERTUĞRUL

                                                                                                                            

KAYNAK:  Arkeofili

2000 Yıl Önce Roma’da Cumhuriyetin Çöküşü

Roma’da Cumhuriyetin Çöküşü
3.3Puan
Okuyucu Puanı: (3 Votes)

Pin It on Pinterest