Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan Küresel Riskler Raporu’nun 16. baskısı, 2021’de ve önümüzdeki on yılda, COVID-19 salgını dahil olmak üzere, dünyamızı yeniden şekillendirebilecek büyük risklerin yıkıcı etkilerini vurguluyor.

Kapitalizmin küresel krizi giderek derinleşirken neden olacağı sonuçlar bizzat çokuluslu tekeller tarafından da öngörülebilmekte. 2021 Küresel Riskler Raporu, uluslararası anlamda sınıfsal çelişkilerin daha da kızgınlaşacağını, kitle hareketlerinin yükseleceğini ve kapitalizmin ülkelerdeki krizinin büyüyeceğini ortaya koymakta. Tabiki küresel krizden en çok ve ilk etkilenecek olan uluslarlarası işçi sınıfı ve halk kitleleri olacak.

Olağanüstü hava olayları, dijital eşitsizlik ve siber güvenlik ilintili risklerin öne çıktığı raporda, kısa vadede salgınla tetiklenen sağlık, ekonomik ve teknolojik eşitsizliklerin toplumsal uyumun ve genç neslin üzerinde oluşturabileceği baskıya dikkati çekiliyor. Raporda aynı zamanda iklim değişikliğinin kaçınılmaz sonuçlarına vurgu yapılıyor.

Rapora göre, gelecek 10 yılda gerçekleşme olasılığına göre en önemli riskler arasında olağanüstü hava olayları, iklim değişikliğinin iyileştirilmesi konusunda başarısızlık ve insan kaynaklı çevresel hasar, dijital eşitsizlik ve siber güvenlik başarısızlıkları yer alıyor.

İSTİHDAM VE GEÇİM KRİZLERİ KRİTİK BİR TEHDİT HALİNİ ALACAK

Söz konusu risklerin dünya için ne zaman kritik bir tehdit haline geleceğine bakıldığında, en yakın tehditler arasında (büyük olasılıkla gelecek 2 yılda gerçekleşmesi beklenenler) istihdam ve geçim krizleri, geniş çaplı gençlik hayal kırıklıkları, dijital eşitsizlikler, ekonomik durgunluk, insan yapımı çevresel zararlar, toplumsal uyumun yok olması ve terörist saldırılar yer alıyor.

Varlık balonları, fiyat istikrarsızlığı, emtia şokları ve borç krizleri gibi ekonomik riskler, 3-5 yıllık zaman diliminde belirgin bir şekilde öne çıkıyor. Bunu devletler arası ilişkiler ve çatışmalar gibi jeopolitik riskler izliyor. 5-10 yıllık zaman dilimini ise biyolojik çeşitlilik kaybı, doğal kaynak krizleri ve iklim değişikliğinin iyileştirilmesi ve uyum çabaları konusunda başarısızlık gibi çevresel risklerle birlikte kitle imha silahları, teknolojik ilerlemenin olumsuz etkileri ve devletlerin veya çok taraflı kurumların çöküşü gibi riskler domine ediyor.

EKONOMİK KIRILGANLIK VE TOPLUMSAL BÖLÜNMELER ARTACAK

Rapora göre, sağlık, eğitim, finansal istikrar ve teknolojideki temel eşitsizlikler; krizin belirli grupları ve ülkeleri orantısız bir şekilde etkilemesine yol açtı. Sadece 2 milyondan fazla ölüme neden olmakla kalmayan Covid-19’un ekonomik ve uzun vadeli sağlık etkileri, yıkıcı sonuçlar doğurmaya devam ediyor.

Salgının ekonomik şok dalgası, eşitsizliği ani bir şekilde artıracak ancak eşitsiz bir toparlanma riski de artabilecek. Sadece 2020’nin ikinci çeyreğinde 495 milyon çalışma saatine eş değer iş gücü kaybı yaşandı. 2020’de sadece 28 ekonominin büyümesi bekleniyor.

Küresel Risk Algı Anketi’ne yanıt verenlerin yaklaşık yüzde 60’ı, “bulaşıcı hastalıklar” ve “geçim krizlerini” dünyaya yönelik en büyük kısa vadeli tehditler olarak tanımladı.

Ekonomiler salgının şoku ve uyarısından çıkarken, şirketler bir sarsıntıyla karşı karşıya kalıyor. Gelişmiş ekonomilerde durgunluk, gelişen ve gelişmekte olan pazarlarda kaybedilen potansiyel, küçük şirketlerin çökmesi, büyük ve küçük şirketler arasındaki uçurumun genişletilmesi, pazar dinamizminin azalması ve eşitsizliğin artması uzun vadeli sürdürülebilir kalkınma hedefine ulaşmayı zorlaştırıyor.

Tüm bunlara rağmen hükümetler ve değişen bir iş ortamı öngören şirketler için üretkenliği ve sürdürülebilirliği artıracak akıllı, temiz ve kapsayıcı büyümeye yatırım yapma fırsatları bulunuyor.

DİJİTAL UÇURUM ENDİŞE YARATIYOR, GENÇLER HAYAL KIRIKLIĞI YAŞIYOR

Covid-19, ‘4. sanayi devrimini’ hızlandırarak insan etkileşiminin, e-ticaretin, çevrim içi eğitimin ve uzaktan çalışmanın yaygınlaşmasını sağladı. Bu değişimler, salgından çok sonra bile toplumu dönüştürecek ve tele çalışma ile hızlı aşı geliştirme yeteneği gibi büyük faydaları beraberinde getirecek.

Ancak bu değişimler aynı zamanda durumu daha da kötüleştirme ve eşitsizlik yaratma riski de taşıyor. Dijital eşitsizlik, ankette “kritik bir kısa vadeli tehdit” olarak değerlendirildi.

Dijital sıçrama bazı gençlere fırsatlar sağlarken, birçok genç hala istihdam sorunu yaşıyor. Dünya çapında genç yetişkinler, 10 yılda ikinci büyük küresel krizlerini yaşıyor. Çevresel bozulmaya, finansal krizin sonuçlarına, artan eşitsizliğe ve endüstriyel dönüşümün aksamasına maruz kalan bu nesil, eğitimleri, ekonomik beklentileri ve akıl sağlığı açısından ciddi zorluklarla karşı karşıya…

Küresel Risk Algı Anketi’ne göre, “gençlik hayal kırıklığı” riski, küresel topluluk tarafından büyük ölçüde ihmal ediliyor ancak kısa vadede dünya için kritik bir tehdit haline gelecek. Şimdiki nesil, gelecekteki fırsatlardan mahrum kalırsa ve bugünün ekonomik ve politik kurumlarına olan inançlarını kaybederse, büyük çabalarla elde edilmiş toplumsal kazanımlar kaybedilebilir.

Kaynak: Devrimci Düşün Gazetesi

Pin It on Pinterest