İran, Rusya ve Türkiye dışişleri bakanları, Moskova’da Suriye politikasını masaya yatırdı. Toplantı sonrası taraflarca kabul edilen deklarasyonun tam metni ortaya çıktı.

Deklarasyonda üç ülkenin “çok dinli, mezhepçi olmayan, demokratik ve laik bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygılarını bir kez daha ifade ederler.” Cümlesi Suriye’nin siyasi varlığını tanıdığının ifadesiydi.

Üç hafta önce Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasından: “Biz sabır, sabır, sabır dedik, en sonunda dayanamadık ve Suriye’ye girmek zorunda kaldık. Niçin girdik? Zalim Esed’in hükümdarlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil.”

Dün ki Moskova toplantısı sonucu Rusya, İran ve Türkiye, Dış İşleri Bakanlarının deklarasyona ilişkin ortak açıklaması; “Rusya, İran ve Türkiye, Suriye hükümeti ile muhalefeti arasında barış anlaşmasına varılması için çalışmaya ve bu anlaşmaya garantörlük etmeye hazır. Üç ülke, Suriye’de önceliğin Esad hükümetini devirmek değil, terörle mücadele olduğunda mutabık.”

Toplantı sonucu yapılan ortak açıklamada Esad hükümetinden söz edilmesine karşın; Suriye Devlet Başkanı Esad’ın adının metin içerisinde yer almaması; ‘Esad’ı devirme politikasının iflas ettiğinin, AKP hükümetine kabul ettirildiğini belgeliyor. Bu deklarasyon ile birlikte Esad’ı devirme politikasının sona erdiği ‘resmi’ olarak kayıt altına alınmış oldu.

Ortadoğu ve iç politikasıyla Dünya’da yalnızlığa sürüklenen AKP hükümeti toplantıya, “köşeye sıkışmış” biçimde katıldı. Türkiye devletinin, Suriye politikasının bölgede yaptığı tahribatın sonuçlarının ortaya serildiği bir masaya oturan AKP hükümeti; Suriye’yi işgal politikasını terk etmek zorunda kaldı. Toplantı sonucu imzalanan deklarasyon; TC devletinin, bölgede hakim güç olma hayallerinden zorunlu geri adım atmasının da AKP Hükümeti tarafından kabul edilmesinin belgesi oldu.

RTE’nin;  Suriye politikası konusunda tükürdüğünü yalama noktasına gelmesinin belgesi olan;Deklarasyonun tam metni:

1) İran, Rusya ve Türkiye, çok sayıda etnik yapı barındıran, çok dinli, mezhepçi olmayan, demokratik ve laik bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygılarını bir kez daha ifade ederler.

2) İran, Rusya ve Türkiye, Suriye ihtilafının askeri çözümünün olmadığına emindir. Birleşmiş Milletler’in, BMGK’nın 2254 No’lu kararı ili uyumlu bir şekilde krizin çözümüne yönelik temel rolünü kabul ederler. Uluslararası toplumun tüm üyelerini, bu belgelerin içerdiği anlaşmaların uygulanmasının önündeki engellerin kaldırılması için iyi niyetle işbirliğine çağırır.

3) İran, Rusya ve Türkiye Doğu Halep’teki sivillerin gönüllü tahliyesini ve silahlı muhalefetin örgütlü ayrılışına izin verilmesini memnuniyetle karşılar. Bakanlar ayrıca Fua, Kefraya, Zebadani ve Madaya’daki sivillerin kısmi tahliyesini de memnuniyetle karşılar. [Ülkeler] sürecin müdahale edilmeden, kesin ve güvenli bir şekilde tamamlanmasını garanti altına almayı kabul eder. Bakanlar, Uluslararası Kızılhaç ve Dünya Sağlık Örgütü’ne tahliye koşullarına yardımları nedeniyle şükranlarını iletir.

4) Bakanlar, tüm ülke çapında ateşkesin, insani yardımın engellenmemesinin ve sivillerin rahatça dolaşımının önemi konusunda hemfikirdir.

5) İran, Rusya ve Türkiye Suriye Hükümeti ile muhalefet arasındaki muhtemel anlaşmanın müzakerelerinde garantör olmaya ve kolaylaştırmaya hazır olduklarını ifade ederler.

6) [Bakanlar] BMGK 2254 No’lu karar doğrultusunda Suriye’de siyasi sürecin yeniden başlaması için gerekli momentumu yaratmak için bu Anlaşma’nın yararlı olduğuna inanırlar.

7) Bakanlar, Kazakistan Devlet Başkanı’nın, konuyla ilgili toplantıların Astana’nın ev sahipliğinde yapılmasına ilişkin nazik önerisini not ederler.

8) İran, Rusya ve Türkiye, IŞİD ve El Nusra’ya karşı birleşik mücadele ve silahlı muhalif grupları onlardan ayırma kararlılıklarını tekrar ederler.

AKP Hükümeti, Esad’ı devirme politikasının “iflas ettiğini" kabul etti: Moskova Deklarasyonu imzalandı.
4.9Puan
Okuyucu Puanı: (1 Oy)

Pin It on Pinterest