Yeryüzünde tek bir kadının dahi, sadece kadın olduğu için erkekten şiddet gördüğü bir durumda, tüm diğer kadınlar da aynı risk grubunda yer alır ve aynı tehlike ile karşı karşıyadır… Tersi karikatüral durumlar -kadının erkeğe şiddet uygulaması- ya gerçekten istisna, ya hukukun fiziki gerçeklerden yola çıkarak tanımladığı gibi nefs-i müdafaa ya da medyanın acayip ve farklı olandan nemalanmasıdır.

Kadına yönelik şiddetin bir parçası olan kadın cinayetleri; içinde pek çok toplumsal dinamiği barındırmakla birlikte, aynı zamanda psikolojik ve hukuki temelleri olan bir sorundur. Kadın cinayetleri sosyolojik, psikolojik ve hukuki bağlamda ele alınması, ivedilikle çözüm sürecinin başlatılması gereken çok büyük bir ülke gerçeği ve ayıbıdır. Şüphesiz ki tüm cinayetleri ve nedenlerini tek bir başlık altında toplamak yanlıştır; ancak tüm tecavüz, cinayet ve vahşet olaylarının altında yatan ortak nedenler vardır. Bugün bu nedenlerden biri olan psikolojik gerçekleri irdeleyelim…

Bireyi suça iten psikososyal etkenler genel hatları ile: Çocukluk döneminde şiddet görme, cinsel taciz ve tecavüze uğrama, düşük eğitim seviyesi, sosyal yaşamda başarısızlık, işsizlik, ekonomik olanakların yetersizliği, olumsuz bir yaşam biçimi, aile içi sorunlar ve şiddet, yaşanılan çevre, öz denetim yetersizliği, alkol ve madde bağımlılığıdır. Ancak Son yıllarda ‘’suç işleme ötesi’’ diye tabir edebileceğimiz vahşet boyutunda işlenen cinayetlerde, vahşeti işleyenlerin en temel ortak özelliği antisosyal kişilik bozukluğudur.

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU (Empati ,vicdan,merhamet ve suçluluk duygusundan uzak, sosyal ,etik ve hukuki kuralları kabule uymayan kişilik bozukluğu)

Halk dilinde psikopati olarak da adlandırılan antisosyal kişilik bozukluğu,çocukluktan ya da ergenlik döneminin ilk yıllarından başlamak üzere,başkalarının haklarını hiçe sayma ve başkalarının haklarına tecavüz etme davranışları ile kendini gösteren bir kişilik bozukluğudur. Toplumda Görülme sıklığı erkeklerde % 3 -7, kadınlarda ise % 1 dolaylarındadır. Hapishanelerdeki suçluların bir bölümünü antisosyal kişilik bozukluğu olan bireyler oluşturur.

Çocukluktan itibaren teşhis edilebildiği düşünülen bu bozukluk, çocuklukta aşırı soğukkanlılık, hayvanlara zarar verme ve bundan zevk duyma, yaşıtları ile geçimsizlik ve anne babayı kendi çıkarları için manipülatif bir biçimde kullanma gibi belirtilerle saptanır… Çocuklukta dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gösterenlerde antisosyal kişilik bozukluğu riski daha yüksektir. Antisosyal kişilik bozukluğunu ortaya çıkartan nedenler üzerine yapılan araştırmalara baktığımızda, psiko-sosyal ve biyolojik nedenler karşımıza çıkmaktadır. Psiko-sosyal nedenler üzerine yapılan araştırmalar, aile ve çocukluk yaşantılarını içerir. Şiddete yönelik suç işleyen antisosyal kişilik bozukluğu olan bireylerin ailelerinin genellikle eğitim ve ekonomik düzeyinin düşük, aile bağlarının ve aile ilişkilerinin zayıf olduğu görülür. Antisosyal kişilik bozukluğu olan yetişkinlerin genel özellikleri bir işi sürekli götürememe, sık sık suç işleme, tutuklanma, anlık yaşama, geleceği düşünmeme şeklindedir. Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler, diğer insanlarla olumlu ilişki kurmada zorluk çekerler; sosyal norm ve değerlere uymayan davranışlarda bulunma eğilimi gösterirler. İnsanlara karşı saldırgan ve yasadışı hareketlerde bulunabilirler (cinayet, tecavüz vb.) Bu kişiler davranış bozuklukları yüzünden suça ve tutuklanmaya yönelik davranışları devam ettirme, yasaları ve toplumsal kuralları hiçe sayma, zevk için ve kendi çıkarı için eylemde bulunma, saldırganlık, sorumsuzluk şeklinde gelişen bir tavır sergilerler. Bu kişiler genellikle umursamaz, acımasız ve bencildirler. Başkalarının haklarına ve hislerine saygı göstermezler, eşduyumdan yoksundurlar, özdenetim duyguları gelişmemiştir. Dürtüsel doyum ve hazlarına yönelik davranış sergilerler. Yalan söyleme eğilimleri yüksektir, çıkarları için başkalarını rahatlıkla kandırabilirler. Hayatta belirli bir amaçları yoktur, iş performansları düşüktür. Bir işte uzun süre kalamazlar. Hiç kimseye karşı bir sorumluluk ve bağlılık hissetmezler. İyi bir anne ya da baba olmaları zordur. Eşlerine ve çocuklarına şiddet uygulayabilirler. Anlık karar verirler ve hayatlarında hiç düşünmeden ani değişiklikler yapabilirler. Yaptıklarından dolayı pişmanlık duymazlar, vicdan azabı çekmezler. Kötü bir davranışı sadece zevk aldıkları için yapabilirler ve dürtüsel davranırlar. Davranışlarının sonuçlarıyla ilgili herhangi bir kaygı taşımama ve olası tehlikeleri düşünmeden risk alma ve heyecan arama başlıca özelliklerindendir. Uzun vadeli amaçları ve idealleri yoktur.

Antisosyal kişilik bozukluğu olan bireylerin % 80’inde madde kullanımı görülür. Madde kullanımı ne yazık ki, dürtüsel ve antisosyal davranışları beslemektedir.

Bu kişilerin en dikkat çekici özelliği yaptıkları yüzünden pişmanlık yada suçluluk duymamaları ve vicdan azabı çekmemeleridir. Acıdır ki; onlar için bir insanın gözünü oymak, kolunu kesmek yemek yemek kadar doğal bir eylemdir.

Araştırmalar, antisosyal kişilik bozukluğunun bir kez ortaya çıkması durumunda yaşam boyu sürdüğünü, düzelmeyen bir gidişle seyrettiğini ve yaş ilerledikçe belirtilerin azaldığını gösterir. Ne yazık ki, tedavi umudu en az olan kişilik bozukluğudur. Bazı antisosyal kişilik bozukluğu olanlar dışarıdan normal, sorunsuz, sıradan kimseler olarak görülebilirler. Bazıları adi suçlar yerine, nitelikli suçlar işleyebilirler. Siyasetçiler, kamu görevlileri ve banka hortumlayanlar arasında da antisosyal kişilik bozukluğu olan insanlar vardır.

Antisosyal kişilik bozukluğu ruhsal bir bozukluk olarak değerlendirilmemektedir ve ceza ehliyetleri tamdır. Bu kişiler, ağır cezayı gerektiren suçlarda akıl hastanelerine kapatılamazlar. Onlar için normal hapishaneler de uygun değildir; çünkü diğer tutuklu veya mahkûmlara kötü örnek olabilecekleri gibi onları çeşitli suçlara da teşvik edebilirler.

Çözüm:

Suç oluşmadan önce gerekli koruma ve tedavi tedbirlerinin alınmasını sağlayıcı mekanizmalar oluşturulmalıdır. İnsanlar; evlilik, askerlik, işe girme, sürücü belgesi alma vb tüm durumlarda ciddi psikiyatrik muayenelerden geçirilmelidir. Kadın cinayetleri ve/veya tecavüz, kadınların yaşam hakkını ortadan kaldıran bir insanlık suçudur. Bu bağlamda kadın, erkek ve çocuk tüm bireylerin yaşam hakkını korumak devletin en temel görevlerinden biri olmalıdır. Bu konuda devletin gerekli tüm tedbirleri alması gerekmektedir.

 

Funda Kocatürk

 

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Ve Kadın Cinayetleri…
3.7Puan
Okuyucu Puanı: (7 Votes)