İnsan kendine seslenir mi? Ben kendime, yani benim gibi olanlara yani gönlünü kaptırdıklarının zaaflarına, yanlışlarına sinirlenip, sevdiklerinden uzaklaşan, ama her fırsatta aman başlarına bir şey gelmesin diye, uzaktan da olsa telaşlanan, kaybettiklerinde yüreği sızlayan, biraz dargın, biraz uzak, biraz yalnız olanlara seslenmek istiyorum.

Bir kısmımız içi yanarak da olsa, mademki yanlışta direniyorlar, mademki tercihleri bu yönde, ne halleri varsa görsünler diyebilir. Bir an için duygularına yenilebilir. Evinden ailesinden ayrılmışlar gibi, dönüp dönüp onlara kimseye hissettirmeden içi acıyarak baksa da öfkeyle yanlışlar yapabilir.

Bize söylüyorum. Bu kritik dönemde yapmayalım. Unutmayalım ki onlar bizim emeklerimiz, birikimlerimiz geçmişimizdir. Onlarla olmasak da koruyalım, kollayalım.

Şimdi bir referanduma giriyoruz. Hiçbir şeyin, seçimlerle, parlamentoyla, hatta cumhurbaşkanlığı ile belirlenmediğini, özgürlüğün ve demokrasinin halkların mücadelesinin ürünü olduğunu hepimiz biliyoruz. Geçmişte yaşadıklarımızın bu “Evet“ cilerin yaşattıklarından farlı olmadığını da yaşayarak gördük. Ama şunu da biliyoruz.” Evet”le işler daha kötüye gidecek. Belki de geçmişimiz, birikimlerimiz, anılarımızda yok olacak. Bu referandumda tarafsız kalamayız. Kalmamalıyız.

Sizi duyar gibiyim. Bunlar bizim geçmişimiz, bizim birikimlerimiz değil. Bunlar bize hiç mi hiç benzemiyor. Ne kadar uyardıksa boşuna, onlar tercihlerini yaptılar. Bize ne, sandığa gitmeyeceğim diyorsunuz. İnanın bu duyguları gayet iyi tanıyorum. Günde bin kez içimden geçiriyorum. Ne zaman böyle düşünsem. içimde bir şeyler düğümleniyor. Karşılıksız sevda misali kıyamıyorum. Yapamıyorum. Elim gitmiyor. Yüreğim yetmiyor.

Ben bize Evet’in de Hayır’ın da sonuçlarından bahsetmeyeceğim. Hepiniz benden çok iyi biliyorsunuz. Ben bize bizden bahsediyorum. Dişimizle, tırnağımızla, ağır bedeller ödeyerek yarattığımız. Bütün vefasızlığına, bütün unutmuşluğuna, bütün yanlışlarına rağmen, içinde hala bu değerlerin köklerini taşıdığına inanmak istediğim geçmişimizi bu zor dönemde yalnız bırakmamaktan bahsediyorum.

Yarının oylandığı bu dönemde, dünün, bugünü uyarmak içinde olsa yanında olması gerektiğini düşünüyorum.

Ne halleri varsa görsünler deyip kendimizi eve kapatıp referandumu boykot etmenin bize hiç mi hiç yakışmadığını rahatlıkla söyleye bilirim. Biz zorluklar karşısında evinde oturanlar değildik. Bu gün de olamayız.

Eskiden sıkça konuşurduk. “Saçının bir tek teli kalmışsa ordan tutup kurtarmak gerek” der yardım için elimizi uzatırdık. Bu günü eleştiriyoruz, sinirleniyoruz, öfkeleniyoruz. Ama dönüp dönüp onlara bakıyoruz. Her yanlışlarında içimiz gidiyor. Bu gün boykot edip evde oturursak yarın nasıl dönüp de bunlara bakabiliriz? Saçlarında bir tek tel kalmış mı bilmiyorum? Onu bulmak yardımcı olmak içinde olsa geçmişimizin, emeğimizin, birikimlerimizin yok edilmesine seyirci kalmamak için “Hayır” diyelim. Diyelim ki dün ile bu gün arasındaki son bağları da koparmayıp yarını birlikte karşılama şansını verelim.

Tayfun İŞÇİ

14.04.2017

 

BEN BİZE SESLENİYORUM
1.9Puan
Okuyucu Puanı: (1 Oy)

Pin It on Pinterest