Başbakan Binali Yıldırım; çocukları  ve yakınları hakkında çıkan iddialar konusunda  araştırma yapılması için esip gürledi. Ancak ” Vergi kaçırma” belgelerinin araştırılması için, muhalefet partilerinin verdiği önerge TBMM Genel Kurulu’nda AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Dünya kamuoyunda Paradise Papers olarak bilinen ‘ifşa belgelerinde’ kendi ülkelerindeki vergilerden kaçınmak isteyenlere kapılarını açan Malta’da, kimi faaliyetleri tartışmalı olan off-shore şirketlerin kayıtları kamuoyuna açıklandı.       

Açıklanan belgeler arasında Başbakan Binali Yıldırım’ın ailesinin şirketlerinin de olduğu iddia edilmişti. Söz konusu belgeleri haberleştiren Cumhuriyet gazetesi, Malta’da Başbakan Binali Yıldırım’ın oğulları, dayısı ve yeğeniyle bağlantılı olan toplam sekiz şirketin bulunduğunu duyurdu.

VERGİ KAÇIRMAK YAYGIN ve AKP YANDAŞLARI TEPKİSİZ

AKP kadrolarının akrabalarının vergi kaçırmak için çeşitli yöntem ve araçlara başvurmalarının; AKP ‘ye oy veren insanlar üzerinde olumsuz bir etki yaratmayacağı bilinen bir gerçeklik. Çünkü AKP yandaşı hemen tüm esnaf ve fabrika sahibi vergi kaçırma konusunda “usta” durumda. AKP çevrelerinde; AKP yandaşı iş adamlarının/kadınlarının vergi kaçırma konusunda Maliye memurlarınca açıkça kayrıldığı ve adeta koruma altında tutulduğu da dillendirilen konular arasında yer alıyor.

ÇOCUKLARIM ARAŞTIRILSIN”

  Başbakan Binali Yıldırım, ABD’ye gidişi öncesi Ankara’da Esenboğa Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Başbakan, ABD cephesinden dün vizelerle ilgili yapılan açıklama için “Hukuk devletinde güvence söz konusu olmaz” dedi.

Haberlerin sorulması üzerine Yıldırım, “Her şeyden önce vatandaşlarımızın gerçeği öğrenmesinde fayda var. Ben gemi inşa yüksek mühendisiyim. hayatım boyunca denizcilikle uğraştım, gemi işletmeciliği, gemi sahipliği yaptım, siyasete başladığımda işlerimi evlatlarıma bıraktım.            En küçüğü 33, en büyüğü 40 yaşında, 5 tane de torunum var. Onlar kendi işini, ben kendi işimi yapıyorum. Memlekete hizmet etmeye çalışıyorum, bu birincisi. İkincisi, siyasete başlarken çocuklarıma benim bir tavsiyem oldu, devletle hiçbir zaman iş yapmayacaksın, devletin bankalarından hiçbir kaynak kullanmayacaksınız.

Denizcilik küresel bir iştir. Dünyanın her tarafında da şirketleri var, irtibat noktaları da var. Burada gizli saklı bir iş yok. Bir iş çeviriyormuş gibi, benim fotoğrafımı da basarak bir algı oluşturmaya çalışıyorlar.                    Eğer, Türkiye’de veya başka bir ülkede bir kişi hakkında, ticari faaliyetleri hakkında bilgi almak isterseniz. Türkiye’de ticaret sicilinin sitesine girerseniz her türlü bilgiyi alırsınız. Bunun sır filan özelliği yok. Bunlar açık seçik faaliyet gösteren şirketlerdir. Bu konudaki iddia da yeni de değil.

Buradan davet ediyorum, her türlü soruşturma gerek mali gerek hukuki yönden yapılabilir, bunu özellikle de istiyorum. Hiç kimsenin haksız yere itham edilmesi, yanlış iş yapıyor gibi gösterilmesi kabul edilemez. Bizim için en büyük servet itibarımızdır, gerisi gelip geçicidir. Vergi verilmiyor diye itham ediyorlar, benim çocuklarımın buradaki şirketi en fazla vergi veren şirketler arasında yer alıyor.       Bunlar ayıp şeylerdir, insanların kafasını karıştırmaya gerek yoktur. Bana yerli, milli değil diyenlerin apar topar memleketten kaçıp gidenler olduğunu da vatandaşımızın bilmesi lazım. Eğer yerli, milliyseniz gazetenizin başını bırakıp bu memleketten kaçıp gitmezsiniz” şeklinde esip gürledi.

Binali Yıldırım konuşurken, AKP’ye oy veren kitlenin bu duruma tepkisiz kalacağına güveni tam olduğunu bilmenin rahatlığına sahipti.

“AYNI TAS AYNI HAMAM”

Dünya kamuoyunda Paradise Papers olarak bilinen ‘ifşa belgeleri’ arasında Başbakan Binali Yıldırım’ın ailesinin şirketlerinin de olduğu iddia edilmesi konusunun incelenmesi için soruşturma açılması istemiyle ilgili, HDP’nin verdiği önerge TBMM Genel Kurulu’nda AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. CHP de dün off-shore hesaplarını araştırma önergesi verdi.

HDP’nin önergesi TBMM Genel Kurulu’nda 9 Kasım tarihinde ele alındı. HDP’li Mithat Sancar, “paradise papers” olarak anılan belgelerde Yıldırım’ın çocuklarına ilişkin belgeler bulunduğunu ifade etti.           Sancar, “Ortada iki ihtimal olabilir: Vergi kaçırma ve vergiden kaçınma. Her ikisi bir arada gerçekleşebiliyor” diye konuştu. Vergiden kaçmanın ahlaki bir sorun olduğuna dikkat çeken Sancar, şunları dile getirdi: “Başbakan soruşturma açılsın diyor. Çocuklarımın dokunulmazlığı yok diyor. Ama bu sorulara yanıt verilmeli: Bu yatırımlarla ülkeye verdiği kayıp nedir? Bu ahlaki midir? Bu ilişkileri Türkiye’deki şirketler üzerinden yapsaydı Türkiye’de ödeyecekleri vergi nedir? Malta’da yaptıkları için elde ettikleri kazanç nedir? Şirketlerin faaliyetlerinin ne kadarı Türkiye’yle bağlantılı?”

TBMM meclisinde AKP milletvekilleri tarafından araştırılması reddedilen “vergi kaçırma” iddiasıyla ilgili olarak Maliye Bakanlığı’nın da harekete geçmesi olanaksız.

Cumhuriyet Savcılarının da söz konusu iddiaları “duymazdan geleceği” siyasi çevrelerce de biliniyor. Başbakan Binali Yıldırım; “oğullarının vergi kaçakçılığı yaptığı“ iddiası ile araştırma yapılması için esip gürleyerek, davet çağrısı yaparken; kimsenin cesaret edip konuyla ilgili harekete geçemeyeceğini bildiği açıktı; kuşkusuz.

Hukuken yapılması suç olan bir eylemi çoğunluğun, “normal iş” saydığı bir toplumda; siyasi iktidarı elinde bulunduranların ve yakınındakilerinin yetkili kurumlar tarafından yargılanmasını beklemek ve en önemlisi suçlu kişilerin “toplumsal aforozdan” korkmasını ummak yalnızca avuntudur.