Demokrasi; sizden  farklı  düşünenlerin  düşüncelerini  özgürce ifade edebilmelerine karşı hoşgörülü olabilme ya da –en azından tahammül gösterebilme- becerisidir…

Sizden farklı olan ve farklı düşünenlerin de -siz çoğunluk dahi olsanız evrensel anlamda ifade özgürlüğünün sağladığı alanda, oldukları gibi var  olabilmelerini  savunabildiğinizde  gerçekten demokrat olmaya başlıyorsunuz demektir. Siyasal iktidarlar da taraftarlarının sayısı ne  olursa olsun; düşüncelere “hem  de  bir  gün iktidarda temsil  edilebilme  olasılığına  rağmen” ifade  edilme  özgürlüğü tanırlarsa; ancak o zaman “demokrat ve özgürlükçü”  olabilirler.

Çoğunluğun tiranlığı; kararların çoğunluğa göre alınmasını öngören çoğunluk kuralı doğrultusunda birey veya azınlık gruplara yönelik uygulanan baskıyı ifade eden bir kavramdır. Çoğunlukçu demokrasi anlayışının çoğunluğun tiranlığına dönüşmesi çok da zor olmadığı gibi, bununla birlikte sürekli olarak iktidardan uzak kalan ve ayrımcılığa tabi tutulan grupların rejime olan bağlılıklarını yitirmelerine de zemin oluşturur.

Çoğunlukçu demokrasi modeli özellikle demokrasinin kökleşmediği ülkelerde kolaylıkla çoğunluğun tiranlığına dönüşebilir. İktidarın seçimle belirlenmesi ve çoğunluğun yönetimi ilkesine dayanılarak demokrasinin diğer ilkeleri ortadan kaldırılır, muhalefet baskı altına alınır ve insan hakları ihlal edilir. İktidarın parlamentoda çoğunluğa sahip olması da yapılan anti-demokratik uygulamalara meşruiyet sağlamak üzere kullanılır. Bireysel ve sivil özgürlükler tamamen ortadan kalkabilir.

Demokrasinin çoğunluğun sınırsız yönetme hakkı olduğu anlayışı benimsendiği zaman çoğunluğun iradesini sınırsız bir şekilde azınlığa zorla kabul ettirmesini de kabul etmek gerekecektir. Ancak bu durumda demokrasi ile ulaşılmak istenen amaçtan uzaklaşılır. Çoğunluğun sınırsız iktidarı demokrasiyi tedavülden kaldırır. Çoğunluğa sınırsız iktidar verildiği takdirde, her zaman iktidarda kalmayı sağlayabilmek adına demokrasi sürecini durdurabilme iktidarı da verilmiş olur.

Milli irade denilen durumun çoğunluğun iradesine indirgenmesi başlı başına bir yanlıştır. Milli irade; insanları sadece seçmenler topluluğuna indirger, milletin iradesinin ortaya çıkışını da seçimler ve yöneticilerin seçilmesiyle sınırlar. Milli iradeyi çoğunluğu eline geçiren grubun iradesine indirgeyen bu yaklaşım toplumsal uzlaşma gereğine de inanmaz. Dolayısıyla çoğunluktaki grubun azınlıktaki gruplar üzerinde hâkimiyet kurması ve farklı düşüncelere, değerlere ve çıkarlara sahip diğer grupların bastırılması, milli iradenin bir gereğiymiş gibi gösterilir. Bu milli irade anlayışı; çoğunluğun da yanılabileceğini ve adil-demokratik olmayan kararlar alabileceğini göz ardı etmekle birlikte, çoğunluk iradesini sınırlayacak hiçbir gücü tanımama eğilimi taşır. Ve ne yazık ki demokrasinin kuvvetler ayrılığı, idarenin yargısal denetimi, sınırlı devlet, anayasa yargısı, sivil özgürlükler gibi ilkelerini de milli iradeyi sınırlayan birer ayak bağı olarak görür.

Kısacası çoğunluğun tiranlığında hem özgür düşünebilen ve düşüncelerini özgürce ifade edebilen  bireylerden korkulur, hem de bu bireylerin bir araya gelmesinden ve  kolektif  özgürlüklerini  de  kullanarak  haklarını  aramasından  çekinilir. Oysaki gerçek demokrasi ki birde başına ileri sözcüğünü ekliyorsak toplumdaki farklı grupların özgür tartışma ve uzlaşısına alan açan, bütün toplumu ilgilendiren konularda basit çoğunluk yerine daha geniş mutabakatlar arayan, azınlıktakilerin desteğinin kazanılmasını hedefleyen bir sistemdir. Azınlığın haklarını güvence altına almak ve çoğunluğun iktidarını dizginlemek demokrasilerin gereğidir. Denilebilir ki ideal demokrasi, çoğunluğun sınırlı egemenliğidir. Bu da ancak hukuk devletinde mümkün olabilecek bir durumdur.

Bu arada belirtmek gerekir ki, çoğunlukçu bir demokraside iktidarın düzenli olarak el değiştireceğinin garantisi yoktur. Dolayısıyla azınlıkta kalan kesim; güçlerinin sınırlandığını, hatta varlıklarının tehlike altında olduğunu düşünebilirler ki bu da zorbalığa ve diktaya işaret eder. Bunun adı da demokrasi değil zulümdür.

Çoğunluğun desteği ile toplumu yönetenlerin elde ettikleri yönetme yetkisini toplum aleyhine kullanmalarının demokrasi adına savunulması mümkün müdür?

Uzunca bir süre bir partinin iktidarda olması, azınlıkta kalan kesimin bu süre boyunca çoğunluğun yönetimine katlanmak zorunda kalması halinde ileri bir demokrasinin var olduğundan nasıl bahsedebiliriz?

Demokratik seçimler halkın kim tarafından yönetilmek istediğine dair iradesini ortaya koyar; ancak hiç bir demokrasi salt çoğunluğu elde etmiş bir iktidarın bile değiştiremeyeceği temel insan hakları ilkeleri olmadan var olamaz.

 

Funda Kocatürk

 

Çoğunluğun Tiranlığı… Kitle Demokrasisi…
4.5Puan
Okuyucu Puanı: (10 Votes)

Pin It on Pinterest