15 yıllık AKP iktidarı döneminde, Milli Eğitim Bakanlığı diğer bakanlıklardan daha fazla efor sarf etti.

Eski bir Milli Eğitim Bakanı “Şu okullar olmasa ben bakanlığı sorunsuz yönetirim” anlamına gelen bir söz buyurmuştu.

Milli Eğitim Bakanlığı’nı yönetmek “ateşten gömlek giymek” olduğu bilinen bir durumdur. Çünkü doğrudan nesilleri etkileyecek bir çalışma yapmakla yükümlülüdür Milli Eğitim Bakanlığı.

AKP   iktidara gelince;  aldığı destek karşılığı olarak İslami tarikatların ağzına bir parmak bal çalmak doğrultusunda, “devlete din elbisesi giydirmek” için ilk önce okulların yapısıyla oynadı.

RTE “dindar nesil “yetiştireceğiz” diyerek izlenecek yolun yönelimini belirlemişti.

Başarısız olacağı kesin olmasına rağmen bu sistemin kurgulanmasında ısrar edilmesinin önemli bir nedeni vardı. İmam hatip okulları; birey değil, kul; özgür insan değil tabiyetçi insan yetiştirmenin aracı sayılıyordu. Kuşkusuz bu tür insanların varlığı; tek adam rejimi için olmazsa olmazdı. Din tandaslı eğitim sistemi inşa etme eyleminin esas gerekçesi de bu idi. Milli Eğitim Bakanları, belirlenen hedef doğrultusunda eğitim kurumlarını “yap boz tahtasına” çevirdiler.

Kuşkusuz “dindar nesil yetiştirme” görünür hedefti. AKP Hükümeti asıl hedefe varmak için kitlelerin tepkisini çekmeyecek bir fetişi (dini) asıl amacın üzerine giydirdi.

AKP iktidarı  asıl amaca varmak için araç olarak  kullanacağı, İmam hatip okullarını tercih eden çocukların başarılı olmasını sağlamayı iş edindi. Genel kaanat; “İmam hatip orta okulları ve İmam hatip lisesinde başarı oranı oldukça düşüktü. Bu başarısızlığın üstünü örtmek için her çareye başvurulduğu idi”

Tutulan yol yanlış olunca getirilen sistemler tutmadı. Tutmayınca da; Her yeni gelen Bakan Adeta eskisini suçlar gibi ; uygulanan sistemin yerdi ve yeni sistem getirdi. 15 y1lda 20 kez sınav sistemi değiştirildi.

15 yıllık AKP iktidarı döneminde; En fazla “ metal yorgunu Milli Eğitim bakanları oldu. Bir yandan tarikatleri memnun etmek görevi diğer yandan attıkları her adımın başarızsız olması ve ters tepmesi Milli eğitim Bakanlarının başını yedi. 15 yılda 7 kez Milli Eğitim Bakanı değişti.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde değişikliklere imza attı.

Bir yandan Anadolu Liselerinin performansını düşürecek uygulamalar yapılırken. Diğer taraftan İmam Hatip öğrencilerinin yolunun açılması için tedbirler alındı.

Ama olmadı. Olmayacak da.

Çünkü İmam Hatip liselerinin öğretim Eğitim sistemiyle çocukların başarılı olması mümkün değil.

Kuşkusuz İmam Hatip okulları imam ihtiyacını karşılayabilir ki; kuruluş amacı odur. (İslam dinine göre kadınların imam olması mümkün olmadığı halde kız çocuklarının imam hatip okullarında öğrenim görmesi de çelişkili bir olgudur. Bu durum İmam Hatip Okullarının, çocukları imam olarak eğitmek dışında bir amaçla organize edildiğinin göstergesidir.)

Din merkezli eğitim / öğretim sistemiyle çağdaş ve bilimle barışık insan yetişmesi mümkün değildir. Ki dinci eğitim gören öğrencilerin; Hükümet güdümlü TUBİTAK’ın ödül verdiği saçma icatları öne çıkarılarak, bilimle barışık çocuklara yetişmesi ve onlarla yarışması olanaksızdır.

Ama AKP iktidarı, aynı yöntemle, aynı yolda yürümeyi ısrarla sürdürüyor.

Çünkü RTE; Allah’ın kendisine özel bir güç verdiğini sanıyor ve bu nedenle aklına yatan her şeyin doğru olduğuna inanıyor.

Şaşırtıcı gelebilir ama; AKP iktidarı döneminde belirlenen asıl hedef, devleti “RTE damgalı tarzda” yeniden organize etmektir.

AKP iktidarı ; Herşeyi yeniden ve kendisiyle birlikte başlatma hastalığına tutulmuş bir reise sahip. (M. K. Atatürk isminin her yerden silinmesinin gerçek nedeni de budur; Din kaygısı değil.)

Ancak, RTE’ın cumhuriyet değerleriyle barışık şekilde devleti dizayn etme olanağı yoktu. Bu nedenle RTE; sistemi yeniden inşa etmek ve kendisiyle başlayan bir siyasi tarih yazmak sürecinde dinin ipine  tutundu.

Çelişik durum şudur; RT. Erdoğan, İslami kurallara bağlı bir devlet kurmak istemiyor. RTE; İslami şeriatın biçimlendirdiği bir siyasi iktidarın kendi çıkarına olacağından da kuşku duyuyor.

Tam anlamıyla dini eğitim sistemine geçme hedefi olmadığı için; AKP iktidarı döneminde, dini eğitim sistemine ilişkin deneylerden de, uzman kişilerin bilgisine başvurmaktan da uzak duruldu.

Her konuda olduğu gibi, hiçbir bilgiye sahip olmadığı halde, Eğitim öğretim sisteminin ne olacağı hakkında da tek karar verici RTE oldu.

Milli Eğitim Bakanlarının başında demoklesin kılıcı gibi sallanan RTE baskısı, işlerin “arap saçına dönmesinde” önemli rol oynadı.

Her Uygulama başarısız oldu. Her başarısız uygulamadan yine RTE’nin emriyle vazgeçildi.

Peki neydi bu kadar başarısızlığın esas nedeni?

AKP iktidarından önce tüm Burjuva hükümetler, Temel Eğitimin amacını Cumhuriyet değerleri zemininde kurguladılar. Eksiklerine karşın bu sistem tuttu. Çünkü eğitim sisteminin, kapitalist değerlerinin öğretisi üzerine kurgulanması, alt yapıyla çatışma içerisinde olmadığı için kendi içerisinde tutarlılık gösterdi. Kapitalist ülkelerde burjuva cumhuriyet değerleri üzerine oturan eğitim / öğretim programlarının maya tutması olağandı.

AKP iktidarı ise, toplumsal hayatın her alanında burjuva Cumhuriyet değerleriyle kurgulanan sistemleri bir kenara itti. Okulların yönetimi ve öğrenim sistemi; çocukların “itaatkar” yetiştirilmesi hedefiyle kurgulandı.

Kapitalist rejim içerisinde dinci nesil yetiştirmek hevesine kapılmak; devası mevcut olmayan bir hastalıktı.

Bu uygulama ; Feodal üretim tarzı ve siyasasıyla uyumlu çalışan dini eğitim sistemini, burjuva toplumsal ilişkiler sisteminin kalbine çakmaktı.

Aşı tutmadı. Doğal olarak sistem krize girdi.

Bir üretim tarzının egemen olduğu toplumsal sisteme, başka bir üretim tarzına ait sistem aşı edilirse çatışma ve kriz kaçınılmazdır . (Başka bir örnek vermek gerekirse; kapitalist üretim ilişkilerinin egemen olduğu bir toplumda  ne denli ideal olsa da varolan alt yapıyla kan uyuşmazlığı nedeniyle sosyalist eğitim sisteminin de uygulamada başarısız olması kaçınılmazdır. )

AKP Hükümetinin çocukları bilimsel zihniyetle eğitme kaygısı olsaydı; Kapitalist üretim ilişilerine uygun ve örnek alınacak öğretim/ eğitim sistemi mevcuttu. O uygulanırdı.

İnsan haklarını merkeze oturtan ve hiçbir gerekçeye dayanmaksızın, ırkçı, dinci kurum ve ideolojik yapılara taviz vermeyen, İnsanların etnik, dini farklılıklarını gözeten ve aynı zamanda hiçbir toplumsal gruba, kuruma ve kişiye özel durum tesis etmeyen, çocukların özgür birey olma haklarını merkezine alan evrensel normda bir öğretim sistemi inşa etmek mümkündü.

Bu pratiği gerçekleştirme aklına sahip olmayınca; eşyanın tabiatına aykırı bir çabanın başarısız olması kaçınılmazdı.

Eşyanın tabiatına aykırı olan; Kapitalist üretim ilişkilerine uygun yaşam sürdüren ve çağdaş dünyayla tanışan çocukları dinci yetiştirme hedefiydi. Çocukların hem kapitalizmi içselleştirmesi ve hemde dincilik ve ırkçılık cenderesine sokulması çıkmaz sokağa girmekti.

Başarısızlık kaçınılmaz gerçekleşince, çözümsüzlüğün temel nedeninin zihniyet olduğu atlandı.

Her gelen yeni Milli Eğitim Bakanı ve şürekası, RTE’ ın istencine uygun bir sistem uydurdu.

Getirilen tüm sistemler başarısız oldu. Zaten başarılı olması da  mümkün değildi.

Yeni bir sistem getirilirken şatafatlı sözlerle yer gök inledi. Başarısız olunca da, Hazretlerin ağzından çıkan bir emirle kaldırıldı. Yine cafcaflı sözlerle süslendi sistemin kaldırılışı.

Oysa tüm yeni sistemler kurgulandığında; başarılı olmayacağı konusunda uzman eğitimciler gereken uyarıyı yapmışlardı.

Şimdi de yeni bir sistem; hiçbir karşıt uyarı dikkate alınmaksızın RTE’ ın emriyle uygulamaya sokulacak.

Bu gidişle daha çok sınav ve öğretim sistemi uygulanacak ve bir süre sonra kaldırılacak.  AKP reisinin iktidar arzusu doğrultusunda Çocukların kobay olarak kullanılması  sürecek.

Kapitalist toplumsal ilişkiler; kendisiyle kan uyuşmazlığı olan “dinci nesil yetiştirme” amaçlı her yeni uydurma sistemi kusacak.

RTE’ ın yeni devlet sistemini inşa etme ihtirasıyla yapılan uygulamalar çöktü, çökecek ve ne yazık ki enkazın altında kalan “yeni” nesil harcanacak.

 

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar