29.06.2020 tarihinde, RTE yaptığı konuşmasında;

“Büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşana kadar mücadeleyi bırakmayacağız. Birileri yine sinsice milli ve manevi değerlerimize saldırıyor. İnsanlık tarihi boyunca hep lanetlenmiş sapkınlıkları normalleştirerek, genç dimağları zehirlemenin peşindeler. İnancımıza ve kültürümüze aykırı bu tür marjinal akımları destekleyenler bizim gözümüzde aynı sapkınlığın ortaklarıdır.

Halkın lanetlediği hiçbir yanlışın bu ülkede kök salma ihtimali yoktur. Türkiye milli ve manevi yapısını hedef alan saldırılara karşı da mücadele edecek güce de sahiptir.

Rabbimden milletimizi ve ülkemizi bu tür sapkınların yol açacağı beşeri felaketlerden korumasını niyaz ediyorum.

Buradan milletimin tüm fertlerini rabbimizin yasakladığı her türlü sapkınlığı sergileyenlere karşı dikkatli olmaya, tavır almaya davet ediyorum.” Dedi.

Tesadüf olmasa gerek; RTE’nin çağrısı farklı kurumlarda ifadesini buldu. RTE nin açıklaması ile aynı gün; İstanbul’dan yayın yapan Watan Tv. de Mısır uyruklu sunucu Hala Samir, Erdoğan’ın hedefe koyduğu yurttaşlara karşı ‘alınması gereken tavrı’ net biçimde açıkladı. Samir; “İslam Peygamberi Muhammed’in, cinsel ilişkiye giren iki erkeğin aktif ya da pasif olduklarına bakılmaksızın öldürülmesini buyurduğunu “ açıklayarak, devamla, ‘ yakma, yüksekten atma’ gibi öldürme yöntemlerine ilişkin örnek veren Samir; “lezbiyenliğin de İslam hukukuna göre yasak olduğunu” vurguladı.

Kuşkusuz, RTE’nin LGBT bireylere ilişkin yaklaşımının AKP camiasında net biçimde açıklanması yeni değil; Daha önce KADEM aynı yaklaşımı dillendirmişti.(30 Haziran 2019)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın başkan yardımcısı olduğu Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM); sosyal medyada Onur Haftası ile ilgili paylaşımlara ilişkin, “Eşcinsellik övgüsü, varoluş gerçekliği dışındaki sapkın yönelimlerin meşrulaştırılması demektir. Dolayısıyla söz konusu paylaşımlar, neslin devamına, toplumun inanç ve değerlerine saldırmaktadır” açıklaması yapmıştı.

R.Tayyip Erdoğan’ın,  “sapkınlar” diye tanımladığı yurttaşların (lezbiyen, gay, biseksüel, trans (LGBT) durumuna ilişkin 29.haziran 2020 tarihinde yaptığı açıklama; 2002 yılında konuya ilişkin yaptığı açıklamanın tam tersidir.

2002 yılında Abbas Güçlü’nün hazırlayıp sunduğu “Genç Bakış” programına katılan Recep Tayyip Erdoğan’a, Ahmet Altın Işık isimli öğrenci;

“Bildiğimiz gibi Türkiye’de eşcinsel vatandaşlarımız var, eşcinsel vatandaşlarımıza Avrupa’da olduğu gibi evlilik hakkı gibi başka haklar tanımayı düşünüyor musunuz, kişisel olarak ne düşünüyorsunuz, eşcinsellere haklar tanınmalı mı tanınmamalı mı?” diye sormuştu.

Recep Tayyip Erdoğan ise bu soruya;

“Eşcinsellerin de, kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde, yasal güvence altına alınması şart. Zaman zaman bazı televizyon ekranlarında onların da muhatap oldukları muameleleri insani bulmuyoruz” yanıtını vermişti.

Peki 20 yıl sonra, RTE’nin bu konudaki söyleminin değişmesinin anlamı ne?

Bu söylem değişimi, Recep Tayyip Erdoğan’ın konuya ilişkin yaklaşımının farklılaştığı anlamına geliyor mu?

Bu soruya verilecek yanıt açıktır; Hayır!

RTE’nin Bugün açıkladığı yaklaşım, gerçek ideolojik görüşüdür ve bu görüşü; 2002 yılında  sahip olduğu ideolojik bakış açısıyla aynıdır.

2002 yılında konuya ilişkin söylemi politiktir ve o yıllarda iktidara yürürken söylemesi gerekendir ve bu sözler, rol belirleyici reklamcıların, danışmanların; taraftar devşirmek için söylemesini gerekli gördükleridir.

2002 yıllarında, RTE’nin , gerçek fikrini perdeleyen sözleri; Toplumun farklı kesimlerinden taraftar bulmak için gerçekleştirdiği politik manevranın unsuru olan sözlerdir.

Aynı dönemde Tayyip Erdoğan inancının tersi olan birçok politik söylemi kullandı ve  gündeme göre diline doladığı söylemleri; kullanım süresi bittiğinde, terk etti.

Aynı yıllarda, RTE’nin politik manevralarına balıklama atlayan, “Yetmez ama evet” şiarıyla  destekçi olan burjuva siyasiler, yazarlar; Bugün, RTE’nin her konuda çark etmesi karşısında büyük ölçekli  hayal kırıklığı yaşadılar.

Erdoğan’ın dün söylediğinin tam zıddını söylemesinin, fikri değişiklik olduğunu savlayanlar; Erdoğan’ın ideolojik karakterinden bağımsızlaşacağı kanısıyla, söyleminin sihrine kapılarak onu alkışlayanlardı.

Bugün ise gelinen noktada; yanıldıklarını kabul etme cesaretini gösteremeyen bu burjuva liberal baylar; hayal kırıklığının yarattığı yıkımın ruhlarında yaptığı tahribatı en aza indirmek için uydurdukları, “RTE, dün ki fikrinden vazgeçti” iddiasına sarılıyorlar.

Gerçek Şu ki; RTE, fikren dün neyse bugün de odur.

Ve politik olarak ise; ‘dün söylenen dünde kalmıştır.’