“Biraz da dikiz aynasına bakın

Bakın gerinizde neler var

İşsizler

Yoksullar

Hastalar

Açlar.”[1]

Emekçiler için William Shakespeare’in, “Cehennem boş ve bütün şeytanlar burada,” betimlemesinde somutlanan bir ekonomik hâlle yüz yüzeyiz.

Kimleri “Olur mu öyle şey?” deseler de; siz, “Gerçekler görmezden geliniyor diye yok olmazlar,” diyen Aldous Huxley’in uyarısını kulaklarınıza küpe edin ve aklımızla alay edilen bugünlerde unutmayın: “Ipsa scientia potestas est/ Bilgi tek başına güçtür”…

Biliyorsunuz değil mi? Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) sayesinde, bir gecede yüzde 20’ye yakın zenginleştik.

Kurum’un ulusal hesaplarda yaptığı “güncelleme” ile: 720 milyar dolar olan milli gelir, 861 milyar dolara, 9 bin 257 dolar olan kişi başına gelir ise 11 bin 14 dolara yükseldi.

TÜİK’in revizyonu, sadece milli gelir değil, öteki verilerin üstüne de masalsı bir yıldız tozu serpti. Öylesine sihirli bir yıldız tozu ki bu, sadece milli gelirimiz değil, cari açık, bütçe açığının milli gelire oranı, tasarruflar, her şey daha olumlu hâle geldi.[2]

TÜİK Başkanvekili Mehmet Aktaş, “Biz olanı daha iyi ölçtük, yine revizyon olsa yine yukarı doğru olur,”[3] derken; bir gecede, bir kalem hamlesiyle (onlar milli gelir revizyonu diyor!) kişi başı milli gelirde 2 bin dolarlık artış yaşanıverdi.

Evet, evet TÜİK’e göre Türkiye’de halk olarak bir anda zenginleştik, hem de taş atıp da kolumuz yorulmadan… Müjdeler olsun zenginleşiverdik![4]

Ama ne ilginçtir ki TÜİK hesaplar sistemindeki revizyonla kişi başı geliri “artan” yurttaşların, aynı dönemde tüketim harcamaları yüzde 3.2 azalırken Türkiye 2016 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 1.8 küçüldü![5]

“Yalandan kim ölmüş” demek yetmez; “Bu dünyada birinin diğerini anlaması o kadar kolay bir şey değil,”[6] diyen Johann Wolfgang von Goethe ile Demokritos’un, “İnsanlığın yalnızca kendisinin konuşması, dinlemeye hiç yanaşmaması açgözlülüktür,” notunu anımsamak gerek!

AYRIM: GENELİYLE EKONOMİK HÂL(İMİZ)

“Çöken ekonomide varlık erimesi”nden[7] söz edilen ekonomik hâl(imiz)i Aslı Aydın, “İşsizlik artıyor, esnaf kepenk kapatıyor, borç batağı büyüyor,”[8] saptamalarıyla tarif ediyor.

“Lale Devri” nihayete ererken;[9] siyasi belirsizlik ve güvenlik endişeleri ile Türkiye’nin Kredi Temerrüt Riski (Credit Default Swap- CDS) 16 ayın zirvesine çıktı. ‘Bloomberg’in hazırladığı küresel iflas riski endeksinde Türkiye 10. sırada yer alıyor. Küresel risk sıralamasında ilk 10, Venezüella, Yunanistan, Ukrayna, Pakistan, Mısır, Kıbrıs, Rusya, Brezilya, Kazakistan ve Türkiye şeklinde…[10]

Özetle “Dışardan borç al, tüketimi besle, ekonomiyi büyüt” modeli artık bitti. Beş yılda ekonominin prodüktivite artış oranının sıfırda süründüğüne işaret ediyor Daron Acemoğlu… Dış kaynakla tüketimi körüklemeye devam etmek de olanaklı görünmüyor. Özel sektör net borcu 200 milyar doların üstünde seyrediyor. Borcu çevirme oranıysa yüzde 160 dolayında; 100 dolarlık borcu ödeyebilmek için 160 dolar borçlanmak ya da dolar bulmak gerekiyor.[11]

Para suyunu çekti, yıllardır dışarıdan gelen para ile Türkiye’yi yönettiler: Tamı tamamına 530.7 milyar dolar dış kaynak girdi ve kullandılar (2003’ten beri yıl yıl akan milyar dolarlara bakın: 7.1; 14.2, 37.3; 38.2; 45.3; 36.5; 9.2; 57.9; 64.3; 69.7; 72.2; 41.6; 11.2; 26 milyar dolar -2016-)

Para girerken hiç de dolar teröristliği söz konusu değildi, ama bu parayı har vurup harman savurunca, yollar-köprüler, tüketim tapınaklarına bol keseden harcanınca, ekonomi tıkandı, para damlamaya – geri çekilmeye başlayınca, bu kez “dolar teröristliği” gündeme geldi! Tabii bir de ülkenin mal varlıklarını satıp savurdular: 70 milyar.

Tepetaklak giden bir ekonomi var…[12] Reel sektörün döviz açığı 215 milyar dolar (2009’da 67). Toplumun tüketici kredi banka borcu: 250 milyar TL. Devlet + özel sektör dış borç toplamı: 416.7 milyar dolar.[13]

2004’ten başlayarak Tüketici Güven Endeksi’nin devamlı geri gittiği dikkati çekiyor. Endeksin yıllık ortalaması 2004’te 93.5 iken 2016 yılının ilk altı ayında 68.6’ya inmiş. Oran çok düşük ve normal sınır değeri 100. Bu sınırın üstü tüketimde iyileşmeyi, altı kötüleşmeyi gösteriyor.[14]

Bunlara bir ek daha: TL, 2016’da yüzde 20.89 düşüşle dolar karşısında en fazla gerileyen para birimi olurken iki yıllık düşüş yüzde 51’i geçti.[15] Paranın iki günde 9 kuruş değer kaybetmesinin sonucu da şu oldu: İki günde 60 milyon TL zarar…[16]

Erdoğan’ın Merkez Bankası’na yönelik sözlerinin yarattığı kur artışına dikkat çeken HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Başka bir ifadeyse 60 tane saray yapılacak para havaya uçtu,”[17] derken; sadece kur farkından şirketlerin döviz borcu 81 milyar 875 milyon lira arttı. Bu rakam yaklaşık 60 Kaç-AK Saray’a denk geliyor.[18]

Türk Lirası’nın dolar karşısında uğradığı değer kaybı, kaçınılmaz olarak memur maaşlarını da eritti. Türkiye Kamu Sen’in yaptığı araştırmaya göre memur maaşları 2008 yılına göre aylık ortalama 130.4 dolar, 2015’e göre ise aylık ortalama 22.5 dolar değer kaybetti.[19]

Sanayide çalışılan saatin yüzde 1.3 arttığı[20] Türkiye’de,[21] ‘ITUC Global Poll 2014 Raporu’ başlıklı bir araştırmaya katılanların yüzde 85’i, hane gelirinin iki yıl içinde değişmediğini ya da geriye gittiğini söylüyor. Yüzde 99’u asgari ücretin insanca yaşamaya yetmediğini belirtiyor. Yüzde 86’sı gelecek nesillerin insan onuruna yakışır işler bulamayacaklarını düşünüyor. Yüzde 91’i ise Türkiye’nin işsizlikle ilgili politikalarını kötü veya çok kötü olarak değerlendiriyor.[22]

Ayrıca Türkiye Emekliler Derneği’nin (TÜ- ED), ‘Emekli Bireylerin Türkiye’de Yaşlılığa Hazırlık Durumları’ başlıklı araştırmasının sonucuna göre, Türkiye’de bulunan 8 milyon 77 bin 152 emekliden 1 milyon 801 bin 205’i hâlen çalışıyor, 3 milyon 301 bin 148 emekli ise iş arıyor.[23]

‘Sensormatic Güvenlik Hizmetleri’nin verilerine göre, perakende hırsızlığı Türkiye’de 2.1 milyar dolardan yüzde 25’lik artışla 2.5 milyar dolar civarına fırladı. Mağaza ve süpermarketlerde en çok çalınan ürünler ise bebek maması, bebek bezi, kazak ve et ürünleriyken;[24] emekliliğin “emeklilik” olmaktan çıktığı, yaşam yükünün ağırlaştı(rıldı)ğı[25] Türkiye’de sağlık da kanayan bir yaraya dönüştü.[26]

Bunlar elbette sömürge Kürt illerinde daha da ağır seyreder oldu. Örneğin TÜİK’in istatistiklerden hareketle yapılan bir hesaplamaya göre Kürt illerinde işsizlik artarken istihdam artışı ülke genelinin altında kaldı.[27]

AKP hükümetinin ‘Doğunun Paris’i diye Kürdistan illerine örnek gösterdiği G. Antep Türkiye’nin en borçlu ili oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden yapılan derlemeye göre, 2014 yılında Türkiye’de nakdi kredilerin mevduata oranının en yüksek olduğu il G. Antep çıktı. Bu ilde, tasarrufların kredilere oranı yüzde 352.59 olarak gerçekleşti. Buna göre kentte yurttaşlar, 1 lirayı bankaya yatırırken, yaklaşık 3.5 lirayı da bankadan kredi çekerek harcadı.[28]

TESK Yönetim Kurulu üyesi ve ‘Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’ (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu, 2016’da Kürt illeri genelinde 10 bin dolayında esnafın kepenk kapattığını ve 16 bin esnafın kredi başvurularının bankalar tarafından reddedildiğini söyledi. 2016 yılında Kürt illerindeki esnafın yüzde 12’i işyerini kapatmak zorunda kaldı.[29]

Çöküntünün yarı çapı genişliyor; 2016 yılın ilk sekiz ayında kredi kartı harcamaları yüzde 15.7 artarken, harcamalar içinde taksit yasağı olanlar başı çekti.[30]

Yine 2016 yılı Ekim’inde “batık” olarak adlandırılan tasfiye olacak alacakların toplam kredilere oranı yüzde 3.2’ye yükselirken kredi kartında oran yüzde 10’a yaklaştı.[31]

Özetle ‘Türkiye Bankalar Birliği’ (TBB) Risk Merkezi’nin Aralık 2016 verilerine göre, finans sektöründe batık krediler 16.7 milyar artışla 68 milyar lirayı bulurken bunun 21.8 milyar lirasını tahsil edilemeyen bireysel krediler oluşturdu. Tasfiye olunacak alacak tutarı bireyselde yüzde 23.4 artış gösterdi.[32]

Kredi kartları çevrilemezken; 2015 yılının ilk 5 ayında 276 bin adet çek için “karşılıksız çek” işlemi yapıldı. 10.8 milyar TL’lik çek ödenmedi. Karşılıksız çek ile ödenmeyen yükümlülüklerin toplamında 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 49 artış oldu.[33]

Bunun yanında 2016 Temmuz ayında, adet ve tutar bazında en fazla karşılıksız çek işlemi yapılan 5 il sırasıyla İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir ve Bursa oldu.

TBB Risk Merkezi’nin 2016’nın temmuz ayı çek raporuna göre, yılın ilk yedi ayında karşılıksız çeklerin adedinde 2015 yılının aynı dönemine göre yüzde 1 artış yaşandı. Bankalara ibraz edilen çeklerin sayısı 2015 yılına göre yüzde 8 azalarak 12 milyon adet olurken, bu çeklerin parasal tutarı yüzde 5 artışla 392 milyar TL’ye ulaştı.[34]

2017 Ocak’ında ibraz edilen çeklerin sayısı 2016 yılının aynı ayına göre yüzde 72 arttı. Karşılıksız çekin parasal tutarı 69 milyon liraya ulaştı. Ocakta karşılıksız çek adedi yüzde 44, tutarı da yüzde 30 oranında artış gösterdi. Bununla birlikte, çek kullanımı yüzde 73 oranında arttı.[35]

Bu tabloda yaklaşık 1.5 milyon kişinin çek verdiğini kaydeden ‘Kredi Kayıt Bürosu Genel Müdürü’ Kasım Akdeniz, “Bunlardan 310 bin kişinin hâlen ödenmemiş en az bir çeki var. Bu 310 bin kişinin elindeki çek defterinde hâlen keşide edilmemiş yaklaşık 4 milyon boş çek yaprağı var. Bu 4 milyon pimi çekilmemiş bomba demek,”[36] notunu düştü…

Böylelikle ilk elden ortaya çıkan sonucu Güngör Uras, “İflas erteleme kararları sayısı hızla artıyor. Ekonomideki yavaşlama sonucu zor duruma düşen şirketler mahkemelere başvurarak iflas erteleme kararı alıyorlar,”[37] diye formüle ederken; TOBB verilerine göre, 2016 Kasım’ında kapanan şirket sayısı 2015 yılına göre, yüzde 47.8 arttı.[38] Bir ayda 1073 şirket kapandı.[39]

‘Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nun (TESK) verilerine göre 2016’nın tamamında 101 bin 614 esnaf işyerinin kapısına kilit vurdu. Bu sayı 2015’te 97 bin 715 civarındaydı. 2016 yılının son çeyreğinde her ay 10 bin esnaf kepenk kapattı. 2016’da 2015’e göre kapanan esnaf sayısı 4 bin civarında artış gösterdi.[40]

Yoksulluk büyüdü…

Evet Cumhurbaşkanı Erdoğan, halkın giderek zenginleştiğinden söz etmesine söz ediyor; ancak mutlak yoksulluğa mahkûm olan kesimden bahsetmiyor.

Cumhurbaşkanı, 14 yılda vatandaşın kredi borcunun 50 kat arttığına değinmiyor.

Dolar milyarderleri artarken 12.5 milyon insanın mutlak yoksulluğa mahkûm olduğunu belirtmiyor.

Banka hesaplarında en az 1 milyon lirası bulan mudilerin sayısı arttı. Örneğin 2016 yılının ilk 10 ayında 8 bin kişi artarak 100 bin 974’e kişiye ulaştı.

Milyonerlerin sayısı artarken aynı zamanda devlet yardımı almadan geçinemeyen aile sayısı da 6 milyonu aştı.

Gelir eşitsizliği her geçen gün artıyor. Gelir eşitsizliğinde Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri içerisinde Türkiye ilk sıralarda.

Türkiye’de zenginler, yoksullar arasındaki uçurum büyüdü. En alttaki yüzde 10 ile en üsteki yüzde 10 arasında 12 kat fark bulunuyor.

TÜİK’e göre 12.5 milyon mutlak yoksul var.

Türkiye’de toplam istihdam içerisinde 2.5 milyon yoksulluk sınırının altında yaşıyor!

Toplumun yüzde 70’i ancak borçlanarak hayatlarını sürdürebiliyor![41]

DİSK Birleşik Metal İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) tarafından hazırlanan ‘Enflasyon ve Hayat Pahalılığı’ raporunun sonuçlarına göre, Haziran 2003-Haziran 2016 dönemleri arasında nüfusun en yoksul yüzde 20’lik kesimi için enflasyon yüzde 207, en zengin yüzde 20’lik dilim için ise yüzde 195 olurken;[42] Türkiye, milli gelirin dengesiz, düzensiz dağıldığı ülkeler arasında bulunmaktadır… Nüfusun yüzde 20’lik bölümlerine göre yapılan gelir dağılımında en az gelirli yüzde 20’lik kesim milli gelirin ancak yüzde 5.2’sinden pay almakta; bunu izleyen orta gelirliler grubunda 1.,2.,3., basamaklarda yer alan yüzde 20’lik gruplar sırasıyla yüzde 9.6; yüzde 14; yüzde 21 oranlarında milli gelire ortak olmaktadır.[43]

I.1) GİDİŞATIN YÖNÜ

Miguel de Cervantes’in, “Para her kusuru örter,” sözünü tashih eden gidişatta ekonomik hâl(imiz), “Gordiyon Düğümü”nü andırıyor…

Türkiye’nin dış ticaret açığı, 2016 Kasım ayı sonu itibarıyla, 50 milyar doları aşarak 50 milyar 403 milyon dolara çıkıp;[44] toplam (kamu artı özel sektör) borçlarının milli gelire oran olarak 2002’de yüzde 107.5 iken, 2015’te yüzde 129.5’e fırladığı[45] coğrafyamızda borçlar çevrilmezcesine ağırlaşıyor.

Soru(n)lar, kaynağı meçhul kara para ile “aşılmaya” çalışılıyor: Örneğin cari açık 2015’te 32.2 milyar dolar olurken, gizemli para girişi 2014 yılına göre 6 kat artarak 9.66 milyar dolara çıktı. Gizemli para en son 2011’de 8.3 milyar dolara çıkmıştı…[46]

Bunlara ek olarak “lokomotif” ilan edilen konut sektörü de teklemeye başladı. Örneğin 2016 Ekim’inde konut satışları 2015 yılına[47] göre, yüzde 25 artarken kredili satışlarda artış yüzde 72’ye yaklaştı. Yabancı alımlarında ciddi düşüş var. TÜİK 2016 Ekim ayı konut satış verilerine göre, “ipotekli satış” olarak ifade edilen kredili konut satışları yüzde 71.8 artış kaydetti. 130 bin 274 adet konut satışının 48 bin 119 adedi kredili satıldı ve böylece toplamdaki pay yüzde 36.9 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ise bir önceki 2015 yılın aynı ayına göre yaşanan yüzde 30 düşüş dikkat çekti. Yabancıya konut satışı 1.566 adede geriledi.[48]

Bu kadar da değil! Üretim teklerken,[49] ekonomideki daralma ve işsizlik tahsili gecikmiş alacakları büyütüyor. Yaklaşık 700 şirketin TMSF’ye devri batık kredileri daha da artıracak gibi…[50]

Bununla eş zamanlı kesitte ‘New World Wealth’in raporuna göre, Türkiye’yi terk eden dolar milyonerlerinin sayısı ise 2015 yılında yaklaşık bin iken, 2016 yılında bu sayı yüzde 500 artışla, 6 bini buldu;[51] yabancı sermaye akışı da aksamaya başladı…

Örneğin 2015’in ilk 11 ayında Türkiye’ye giriş yapan yabancı sermaye (35.2 milyar dolar) 2014’ün aynı dönemine göre 14.6 milyar dolar azalmıştır. Yabancı para girişi, milli gelirin yüzde 1.8’i oranında gerilemişti.[52]

İstihdam artışı için gerekli olan doğrudan yabancı yatırım girişi 2016 yılının ilk yarısında 2.2 milyar dolara inerken, kısa vadeli sermaye girişi 8.2 milyarla bu rakamı dörde katladı. Türkiye’ye döviz girişi 2015 yılın ilk altı ayında 8.6 milyar dolar iken, 2016 yılının ilk altı aylık döneminde 26 milyar dolara yaklaştı. Ancak ayrıntılara bakıldığında döviz girişinin büyük bir kısmı sıcak para kaynaklı oldu. Merkez Bankası verilerine göre, işsizliğin çift haneye çıktığı Türkiye’de istihdamın artırılması için kritik önem taşıyan doğrudan yabancı yatırımlar 2015’in yılın ilk altı ayına göre yüzde 57 azaldı.[53]

Türkiye’ye AB kaynaklı uluslararası doğrudan yatırım sermaye girişi, 2015 yılının ilk 5 ayında, 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 47.5 azalırken, Asya ülkelerinden gelen uluslararası doğrudan yatırım sermaye girişi ise yüzde 115 artarken;[54] yabancı yatırımcılar 2014’te elde ettikleri kazançlarından yaklaşık 13 milyar doları Türkiye’den transfer ettiler

11 Şubat 2015’de Merkez Bankası’nca açıklanan 2014’ün tamamına ait ödemeler dengesi verileri, yabancıların yaklaşık 13 milyar dolarlık kazançlarını resmi yollarla Türkiye’den transfer ettiklerini de ortaya koydu. Bu tutar 2013 yılında 13.5 milyar dolardı. Toplamı 13 milyar dolara yaklaşan ve resmi yollarla transfer edilen yabancı yatırımcı kazançları içinde faizler en önemli yeri tuttu. 2014’te 5.7 milyar dolara yakın faiz gelirlerini transfer eden yabancıların bu kazancı, toplamın yüzde 44’üne yaklaştı. Faiz transferlerinin 4.7 milyar dolarlık kısmı uzun vadeli alınmış kredilerin karşılığı olarak, 1.3 milyar dolarlık kısmı ise kısa vadeli kredi borçların faiz karşılığı olarak transfer edildiler. Yabancıların faiz kazançlarından transfer ettikleri miktar 2013’te de 5.8 milyar dolar dolayındaydı.[55]

Prof. Dr. Korkut Boratav’ın ifadesiyle, “Türkiye 2006-2014 arasında her yıl 10 milyar doların üzerinde faiz, kâr transferi ve borsa kazançlarını dışarıya pompalamış. Bazı yıllara bakıyorsunuz 50 milyara yaklaşan sermaye girişi yaşanmış. Dışarıya aktarılmayan sermaye kazancı, Türkiye’de tutuluyor. Türkiye’deki yabancı varlıkların milli gelire oranı 2007’de yüzde 74.6 idi. Kriz yüzünden 2008 yılında yüzde 52’ye düştü. Sonra adım adım çıkarak bugün yüzde 82.7’ye geldi. Bu ne demek? Ya dışarıya kar, faiz, borsa kazancı transferi ediliyor; ya da buradaki varlığın üstene varlık ekleniyor. Hisse senetleri arttırılıyor, eldeki devlet tahvillerinin hacmi, değeri artıyor. Kısaca Türkiye ekonomisi üzerinde emperyalizmin kontrolü artıyor. Bunu ya doğrudan kaynak aktararak ya da varlığını güçlendirerek yapıyor.

Bu yabancı varlıkların içinde anında, bugünden yarına çıkacak fonlar var. Bu sıcak varlıkların yabancı varlıkları içindeki oranı 2007-2014 yılları arasında yüzde 28’den yüzde 42’ye çıkmış.

Sonuç olarak Türkiye ekonomisinin emperyalist sistemdeki bağımlı konumu artmıştır. Dış dünyaya net kaynak transfer etmektedir. Bu durumun böyle olması kimi ilgilendirir? Burjuvazi ve sermaye açısından, hatta ‘bu vatana ne oluyor’ diyenler dışında sıradan insanlar açısından ‘yürüdüğü kadar yürür’ yaklaşımı var.”[56]

Bu kadar açmaz “OHAL ekonomisi”nin olağanüstü dayatmalarıyla aşılmaya çalışıldı…

Hurşit Güneş’in, “AKP iktidarının OHAL’i ekonomiyi de OHAL’e soktu!”[57] notunu düştüğü bu hâl; “Büyük servet transferi”[58] ya da gaspından başka bir şey değildi…

Örneğin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’in 6. ayında, FETÖ’ye finansal destek sağladığı iddiasıyla TMSF’ye devredilen şirket sayısı da 700’e yaklaştı. Fon bünyesindeki şirketlerin toplam değeri 60 milyar liraya, çalışan sayısının ise 40 bine dayanması gibi…[59]

OHAL gaspı, “Türkiye Varlık Fonu” (TVF) ile derinleştirildi…

Erinç Yeldan’ın, “Türkiye Varlık Fonu=Yandaş Kapitalizmi”[60] notunu düştüğü, TVF olarak adlandırılan garip bir “şey” var karşımızda… “TVF, kamu mallarının bir özelleştirmeyle (satılarak) sermaye sınıfına devredilmesi anlamına gelmiyor. TVF ile birileri devletin mallarına el koyuyor.

İlk atamalardan anlaşılacağı gibi, TFV’yi, ideolojik siyasi sadakatleri, siyasal İslâmı temsil eden AKP’nin liderine olan birileri yönetecektir. AKP’yi anlamaya çalışan yazılarımda, bilginin bir toplumsal kontrol ve ‘üretim aracı’, bu bağlamda da, artık-değere ulaşma aracı olduğuna; Müslüman entelijensiyanın, devlet iktidarını hedef alan İslâmcı bir hareketin egemen sınıfı olarak şekillendiğine birçok kez değindim. Bu sınıf, AKP döneminde, rant, ‘komisyon’ üzerinden biriktirdiği, bölüştüğü servetlerle bir kapitalist sınıfa dönüşmeye çabalıyor, devleti ve toplumu kendi gereksinimlerine göre dönüştürüyordu.

Ancak bir süredir bu dönüşümü destekleyen kaynaklar kuruyor. Bu durumda, bu sınıf, ‘mülksüzleştirerek biriktirme’ yöntemini benimsiyor. Önce, cemaatle ilişkili kapitalistleri mülksüzleştirdi. Şimdi de TVF ile de devleti mülksüzleştiriyor. Böylece de karşımıza bir “devlet kapitalizmi” değil, talancı bir ahbap çavuş kapitalizmi çıkıyor.”[61]

Çok önemli bir şey daha: TVF’nin Ticaret Sicili’nde yayımlanan içtüzüğü müthiş. 30 Ocak tarihli gazetedeki içtüzükte TVF harcamaları, 16 madde hâlinde listeleniyor:

“Tescil ve ilan giderleri, portföydeki varlıkların sigorta ücretleri, varlıkların saklama hizmetleri için ödenen ücretler, varlıkların nakde çevrilmesi ve transferinde ödenen ücretler, hukuki danışmanlık giderleri, pazarlama, portföydeki varlıkların satış ve dağıtım giderleri, alım satımdaki aracılık komisyon…” diye uzayıp gidiyor.

En şahanesi ise listenin sonundaki “t” maddesi “Yönetim kurulunca yapılması uygun görülen diğer harcamalar.” Hepsi bizim paramız biliyorsunuz değil mi? Şimdi daha iyi anlaşılıyor mu bu fon kurulurken neden Sayıştay denetimi istenmedi?[62]

I.2) KRİZ UYARISI!

Sürdürülemez kapitalizmin III. Büyük Bunalımı ile doğrudan ilintili olan kriz, konjonktürel görüngülerden bağımsız yapısal bir durumdur; tıpkı José Saramago’nun, “Gemin büyükse fırtınan da büyük olur,”[63] deyişindeki üzere…

“Krizin ayak sesleri”nden[64] söz edilen coğrafyamızdaki hâl, bu nitelemenin çok ötesindeyken; Prof. Hurşit Güneş’in, “Teknik anlamda bir kriz olmasa da koşulların olgunlaştığı”na dikkat çekmesi[65] kapitalist açmazın yumuşatılmasından başka bir şey değildir.

‘Oxford Economics’in “gelişmekte olan 13 piyasanın incelemesi”nde Türkiye’nin en kırılgan ülke çıktığı[66] unutulmadan; bu tür yanılgılardan uzak durmak gerek: Krizin ertelenmesi, onun olmadığı anlamını taşımaz; ekonomideki kriz gölgelense de, durumun sürdürülebilir olmadığı bir an dahi unutulmamalıdır.[67]

Alın size bir örnek: Alacak sigortası şirketi ‘Euler Hermes’in, ‘İflaslar: Buzdağının Görünen Ucu’ başlıklı raporuna göre, Türkiye iflasların güçlü artış gösterdiği ülkeler arasında… ‘Euler Hermes’, Türkiye’de iflasların 2017’de yüzde 5 artacağını belirtti. 2016 yılında 12 bin şirketin iflas ettiği tahmin edilirken 2017 yılında sayının 13 bine çıkacağı düşünülüyor.

Rapora göre Türkiye’de yıllık cirosu 50 milyon Avro’nun üzerinde iflas eden şirket sayısı 16 oldu. Bu şirketlerin toplam cirosu ise 2 milyar 233 milyon Avro’yu buluyor.

Raporda 2016’nın birinci çeyreği ve üçüncü çeyreği arasındaki büyük iflaslar şöyle sıralandı: Akfa Holding (189 milyon Avro ciro), Park Bravo (52 milyon Avro ciro), Hasırcı Tekstil (62 milyon Avro ciro), Yolbulan Metal (199 milyon Avro ciro), Çalışkan İç ve Dış Ticaret (106 milyon Avro ciro), Kablotek Kablo (57 milyon Avro ciro), Üçgül Çorapçılık (52 milyon Avro ciro), Real Hipermarket (283 milyon Avro ciro), Beğendik Mağaza İşletmeleri (180 milyon Avro ciro), Umt Yapı (50 milyon Avro ciro), Kurum Demir Sanayi (375 milyon Avro ciro), Dempaş Demirayak Grubu (81 milyon Avro ciro), Gold Teknoloji Market (196 milyon Avro ciro), Doğa Organik Gıda (174 milyon Avro ciro), Benlioğlu Yapı (90 milyon Avro ciro), Metro Elektronik (87 milyon Avro ciro).

Türkiye, iflaslarda 43 ülke arasında Güney Afrika, Hong Kong, Tayvan ve Britanya ile birlikte altıncı sırada yer alıyor. Bu ülkelerde de Türkiye’deki gibi 2017’de iflasların yüzde 5 artması bekleniyor.[68]

I.3) KARA PARA + MİLİTARİST BİRİKİM “PANZEHİRİ”

Kriz karşısında, egemen(ler)in panzehir(ler)i: (TVF benzeri iktisat dışı cebir ya da ceberut gasp yanında!) kara para + militarist birikimdir.

Mesela krizin ertelenmesinde -önemli bir faktör- olarak kara para…

Bilmiyor olamazsınız! AKP iktidarları döneminde ülkeye giren kaynağı belirsiz para 30 milyar dolara ulaştı. Bunun 20 milyar doları 5 yılda gerçekleşti. 2015 yılında kaynağı belirsiz para girişinde cumhuriyet tarihi rekoru kırıldı.[69]

Türkiye’ye kaynağı belirsiz para girişi, 2015’te 6 kat artışla 9.66 milyar dolara yükseldi. Merkez Bankası verilerine göre, kaynağı belirsiz para girişini ifade eden net hata noksan kalemi 2015’in tamamında 9,66 milyar dolar fazla verdi. Bu rakam 2014’te 1.56 milyar dolardı. Gizemli para girişinde bir yılda 6 katlık bir artış meydana geldi. 2015 yılında aylık bazda en yüksek kaynağı belirsiz para girişi 4.17 milyar dolarla şubat ayında gerçekleşti. Nisan ayında da 4 milyar doların üzerinde giriş oldu. En büyük para çıkışı ise 2 milyar dolarla ekim ayında görüldü.[70]

Kaynağı belirsiz para girişi 2016 Mayıs’ın da 1.85 milyar dolar fazla verdi. Yani Türkiye’ye Mayıs ayında 1.8 milyardan fazla kaynağı belirsiz para girişi yaşandı. Bu rakam beş aylık dönemde 2 milyar 622 milyon dolar oldu.[71]

Bunu bir diğer boyutu da Türkiye’den 11 bankanın vergi cennetindeki hesaplarda 142 milyar lirayı yönetiyor olmasıdır. Panama Belgeleri ile 11.5 milyon belgenin deşifre edilmesinin ardından ‘Derin Ekonomi’ dergisi, vergi cennetleri olarak bilinen Lüksemburg, Malta ve Bahreyn’deki hesaplarda 11 Türk bankasının 142 milyar lirayı yönettiğini açıkladı.

Panama belgelerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen ve çocuklarına burs veren işadamı olan Gürmen Group’un sahibi Remzi Gür de var.

Erdoğan’ın, başbakan adayları arasında adı geçen damadı ve Ekonomi Bakanı Berat Albayrak’ın uzun yıllar yöneticilik yaptığı Çalık Holding de Panama belgelerinde yer aldı.

Çalık Holding’e önce Halk Bankası kredisiyle Sabah grubu satın aldırılmıştı. Sabah ve ATV zarar edince sattırılmış ve Çalık Holding’in sahibi olduğu Aktifbank’a “Passolig” kıyağı çekilmişti.[72]

PANAMA BELGELERİ’NDE YER ALAN İSİMLER (ALFABETİK SIRAYLA)

Abdülhamit Yurt

Abdülkerim M. Araz

Adan Tuncer

Adem Aykurt

Adil Kuralı

Adil Nazmi Özden

Adnan Polat

Ahmet Akyol

Ahmet Ali Ağaoğlu

Ahmet Fahri Yiğitbaşı

Ahmet Kibar

Ahmet M. Aydın

Ahmet Rasim Tükek

Ahmet Soybaş

Ahmet Toksöz

Ahmet Ünver

Ahmet Vefik Gözüm

Ahmet Yasin Çiftçi

Akbal Gündüz

Alaeddin Taman

Alain A. Danon

Ali Akman

Ali Altınbaş

Ali Can Verdi

Ali Cavit Akşehirlioğlu

Ali Cingillioğlu

Ali Fuat Ekşi

Ali İpeker

Ali Levent Orhun

Ali Öcal

Ali polat

Ali Somal

Ali Sulyak

Ali Ulvi Orhan

Alisdair G. Dündaş

Alon Ovadya

Alp Bülent Bulut

Alp Şenbay

Andre James Mullin

Arı Aslan Birol

Arif Kenenci

Arif Mehmet Madenci

Arif Özozan

Aslı Çetinceviz

Asuman Uygur

Atilla K. Köksal

Ayhan Karaosmanoğlu

Ayhan Mızrakçı

Ayhan Özdemir

Aykan Erdoğan Semizer

Ayşe Melis Börtcene

Ayşe Mina Bezmen

Aytek Savkan

Bahadır Teker

Barış Yiğit

Baysan Pamay

Behçet Kerem Ertan

Bekir Güreş

Benzat Yıldırımer

Beyazıt Özgan

Beyza Durmaz

Bilal Balcı

Birgül Akşehirlioğlu

Boris Gelman

Brad Langford

Buğra Kavuncu

Burak Başlılar

Burak Orucu

Burak Uygur

Bülent Dandin

Bülent Ferdağ Acar

Bülent Hakan Dülge

Bülent Karani

Can Ergenekon

Can Kadıköy

Can Senem Gürün

Caner Cevdet Akçalı

Cebrail Nakkaş

Celal Kölük

Cem Akçalı

Cem Şenbay

Cemal Metin Şekirden

Cenap Oğan Şengel

Cengiz Erdoğan

Cenk Küçük

Cihangir Vatandost

Cumhur Güzelçiftçi

Cumhur Kemal Turam

Cüneyd Yuzak

Cüneyt Özgümüş

Cüneyt Zencirci

Çalış Köroğlu

Çem Şirin

Daria Yurdaer

David Meen

Değer Şahbaz

Demir Birmek

Demir Girmek

Dezi Torel

Diloy Gülün Kılıç

Dupont Janti

Ece Özgümüş

Elif Güney

Elif Mirza

Elif Yakut

Eliza Nataşa İsrailyan

Emin Bitlis

Emine Bilge Baysal

Emine Neslihan Örnekal

Emir Ethem Ünsal

Emir Evirgen

Emre Baysal

Emre Gürsel

Emre Kurttepeli

Emre Paksoy

Emre Yıldırım

Enver Eren Veral

Ercüment Gündem

Erdal Bastiyalı

Erdem Mirza

Erdi Bastiyalı

Eren Günhan Ulusoy

Erkan Erkek

Erkan Genç

Erkan Özmen

Erkut Mirza

Erkut Yücaoğlu

Erol Çarmıklı

Erol Kalkan

Erol Lodrik

Erol Sevimlisoy

Erol Tim Şahin

Erol Toksöz

Esat Kemal Denizeri

Esat Koray

Eser Tümen

Esin Günay

Esra Acar

Fatih Naci Yalçın

Fatma Tusgül

Feray Alpay

Ferhat Pazarbaşı

Fettah Tamince

Feyyaz Piroğlu

Fırat Tüzün

Fikret Has

Firuz B. Bağlıkaya

Frithjof Mathias Fuchs

Fuat Yalvaç

Geissler Cruz Graca

Gonca Yaprak Özdemir

Gökçen Adıgüzel

Gökhan Özdemir

Gökhan Şıkrak

Gül Delemen

Güldem Kurttepeli

Gülgün Akdağ

Gülsevin Çıtlak

Güneş Biray

Güray Zora

Gürsel Burak Öymen

Hakan Gönüllü

Hakan Murat Öztürk

Hakan Yabaş

Halis Demir

Halit Güran

Hamdi Karabulut

Harun Bayramoğlu

Hasan Burak Kaleli

Hasan Cansız

Hasan Özdemir

Hasan Semih Çıdam

Hasan Serdar Akçalı

Hasan Uçan

Hatem Duru

Hatice Cemre Birand

Hezi Darsa

Hüeyin Ayduk

Hünkar Karakaşlar

Hüseyin Başaran

Hüseyin Eden Mısırlı

Hüseyin Ersin Takla

Ian Connor

Indira Cruz Graca

İbrahim Betil

İbrahim Çelik

İbrahim Karakaş

İbrahim Kölük

İbrahim Romani

İbrahim Seyfettinoğlu

İbrahim Yetginler

İdil Yiğitbaşı

İdris Halil İbre

İhsan Çetinceviz

İhsan Metin

İlhan Kamış

İlhan Nejat Akdağ

İmre Barmanbek

İnan Altınbaş

İnan Kıraç

İpek Barbaros

İsmail Enes Algan

İsmail Erman Erdoğan

İsmail Öncel

İsmail Özek

İsmail Yalçın Delemen

İsmet Mura

İzak Alaluf

İzak Koenkaş

Jane Carolyn Robson

Jean-Marie Jegoux

Jeki Levi

Jose L. Suares Montano

Joseph Saso

Kadir Onur Lüleci

Kadir Surui Drin

Kazım Recai Ayanoğlu

Kemal Güleryüz

Kemal Tahir Güleryüz

Kenan Özkazım

Kerim Erben

Kerim Eren

Kerim Kumla

Kimmo Tapio Haapa

Kirkor Murat İsrailyan

Kora Haver

Korhan Akkok

Kurt Korkut Jolker

Levent Koper

Liya Düvenyaz

Lusintak Tüzün

Lütfü Küçük

Mahir Zra

Malatya Kohen

Maria L. R. Mazariegos

Marina Niermann

Matilde Venturi

Mazlum Hüseyin Utabay

Mehmet Ali Birand

Mehmet Ali Fincan

Mehmet Ali Kantar

Mehmet Aydın

Mehmet Aydınlıoğlu

Mehmet Burak Vardan

Mehmet Cem Bodur

Mehmet Dilber

Mehmet Duru

Mehmet Emre Zorlu

Mehmet Erden Kışlal

Mehmet Erkan Erkek

Mehmet Esat Uluveren

Mehmet Hattat

Mehmet Levent Küçük

Mehmet Necati Yağcı

Mehmet Satuk

Mehmet Sepil

Mehmet Serhan Ünsal

Mehmet T. Karakaya

Mehmet Tolga Güney

Mehmet Turgut Ebrem

Mehmet Uğur Esin

Mehmet Yeşildere

Mehmet Yeşildere

Mahmut Levent

Merve Harzadin Saha

Mesut Sandıkçı

Mete Gürsel

Mete Kerimoğlu

İlyas Murat

Mine Ekal

Mine Kaya

Mordo Damon

Moris Algazi

Mualla Özdemir

Muharrem Turmuş

Murat Asal

Murat Barış Tansever

Murat Başer

Murat Doğan Erden

Murat Esen

Murat Koray

Murat Saner

Murat Saner

Murat Simaylı

Murat Sungur Bursa

Murat Türel

Murat Türel

Murat Tüzün

Musa Yahya

Mustafa Akgün

Mustafa Alp

Mustafa Arhan Kayar

Mustafa Doruk Yılmaz

Mustafa Ersan Sevdisan

Mustafa Ertan Sevdisan

Mustafa Halidun Pasin

Mustafa Lebib Mısırlı

Mustafa M. Günyeli

Mustafa Mirze

Mustafa N. Abacoğlu

Mustafa Necdet Bezmen

Mustafa Tatlıcı

Mustafa Tuna

Mustafa Uğur Demirci

Muzaffer Sumru Akçalı

Mükremin Altuntaş

Müslüm Fincan

Naci Pırlanta

Naime Kohen

Nazmi Canbaz

Neal Lindsey

Necmettin M. Ürgüplü

Necmi Alper Sümer

Nelson Kent

Nevzat Balkır

Nihat Cem Ertem

Nihat Yalvaç

Nilay Alpaslan

Nilüfer Sayder

Nur Delemen

Nurcan Yılmaz

Nurettin Baykara

Nurettin Çarmıklı

Nurettin Eroğlu

Nuri Güzel

Nuri Osman Akgül

Nusret Altınbaş

Oğuz Çarmıklı

Okan Bahşiş

Okan Yücel

Oktay Bıçakçıoğlu

Oktay Leblebici

Olgun Zorlu

Olivia E. Dara Thong

Onur Sait Aksu

Orhan Çelikkol

Orhan Eşref Çelikkol

Orhan Remzi Karadeniz

Orkun Özek

Osman Soybaş

Ömer Çelik

Ömer Sabancı

Ömer Tuğrul Bilhan

Öner Mahmut Tezcan

Özcan İşsever

Özcan Tahincioğlu

Özgecan Kızıldağ

Özkan Taman

Özlü Yalaza

Pakize Oya Narin

Prodromos Kürükoğlu

Raim Tabakoğlu

Refik Arif

Reful Saso

Remzi Gür

Rıfat Emre Sönmez

Rıza KaanFeratoğlu

Rıza Kutlu Işık

Rıza Oğuz Bozkurt

Rıza Kutlu Işık

Robert Bell

Ronald Cruz Graca

Rüksan Ürgüplü

Rüşdü Saracoğlu

Sabahattin Su

Sadık Burak Yahşi

Salahattin Bastıyalı

Salahattin Baysal

Sami Herman

Sarkis Semerciyan

Sebahattin Somal

Seda Gengörü

Sedat Uyar

Sedef Betil

Sedef Güven Gevrekyan

Sedef Öztürk

Selçuk Ilgaz

Selim Koray

Selim Salamon Koen

Semih Özsoy

Semra Turgut

Senan İdin

Serdar Bilgili

Serdar Şaşman

Sermet Kolçak

Sermet Kolçak

Sibel Güler

Sibel Pensoy

Sinan Tülün

Sitare Leyla Acar

Sitare Leyla Eren

Sitare Önür

Sofu Altınbaş

Soner Yalvaç

Steven Chappell

Suat Çoban

Susanne Pape

Süha Bilal

Süleyman Bacalan

Süleyman Behiç Akerman

Sümer Tarhan

Süreyya Sarp Onataslan

Şahin Sezgin

Şerif Adıyaman

Taha Altaylı

Tijen Çıdam

Tolga Çayırlı

Tolga Işık

Tolga Moral

Tufan Aytekin Gültekin

Tuna İpekkan

Tuncay Özilhan

Tuncer Adnan

Tülay Ulusoy

Ufuk Koç

Uğur Sarıgülle

Uğur Türkmen

Uğur Yenal

Uruz Ersözoğlu

Ülker Mirza

Ümit Aykut Taftalı

Ümit Sandıkçı

Ümit Yener

Vakkas Altınbaş

Vasıf Uçular

Vedat Anjel

Vedat Güven

Vildan Güleryük

Virna Ender Levi

Virna Levi

Vitali Antebi

Volkan Coşkun

Vuslat Doğan Sabancı

Yanni Simanto

Yasin Aydın

Yasin Vural

Yervan Tüzün

Yervan Tüzün

Yıldız Gül

Yılmaz Hakan Karadayı

Yiğit Güler

Yusuf Çağlar Gözüaçık

Yusuf Önder Eren

Yusuf Ziya Çubukçu

Yusuf Ziya Kabaoğlu

Yüksel Tiryakioğlu

Zafer Tangil

Zahit Kırkan

Zeynep Berna Akgöze

Zeynep Sema Üçer

Zübeyir Akyol

Zübeyit Akyol

Ve Çiğdem Toker’in, ‘Bayraktar İHA’larının Bütçeye Maliyeti?’,[73] Güntay Şimşek’in, ‘Altay Tankı İhalesinde İpi Kim Göğüsler?’[74] başlıklı yazılarında altı çizilen militarist birikim meselesi…

Türkiye’nin toplam ihracatı 2014’te yüzde 4.3 artarken, savunma sanayi ihracatı yüzde 18.7 yükselerek 1.6 milyar dolara çıktı. Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir, 2023 yılı hedefimiz 25 milyar dolar, bu hedefe ulaşmak için yüzde 20’li artışlar gerekli,” dedi.[75]

2014’ü yüzde 18.7 artış ve 1.6 milyar dolarlık ihracatla bitiren savunma sanayi, 2015’te 2 milyar dolara çıkmayı hedefliyorken;[76] savunma sanayi giderek büyüyor. Yıllık 5 milyar dolarlık bir üretim gücüne sahip. Yılda 2 milyar dolara yakın ihracat yapıyor.[77]

‘Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın (SSM) verilerine göre 2014 yılı itibarıyla, 356 projenin maliyeti 59 milyar 323 milyon 973 bin 964 lira oldu. Projelerin bedeli, 21 bakanlıktan 19’nun 1 yıllık bütçelerini aşıyor.

Yurttaşların cebinden alınan vergilerle oluşturulan Müsteşarlık bütçesinden 59 milyarı aşan harcama yapılmış. Sadece 2014 yılı içerisinde sözleşmesi imzalanmış 10 projenin toplam maliyeti 7 milyar. Müsteşarlığın 2014 yılı savunma harcamaları içerisinde 5 milyar 891 milyon 589 bin 78 liralık bir tutar “stratejik amaçlar” başlığında yer alıyor. Yine aynı yıl 3 adet, yaklaşık 34 milyon lira bedelli olan AR-GE projesi imzalanmış. Özetle ‘Savunma Sanayii Destekleme Fonu’ (SSDF) 2014 yılı geliri 3 milyar 347 milyon olmuş, gideri ise 3 milyar 607 milyon lira olarak gerçekleşmişti.[78]

Çok anlamlı bir şey daha: Toplumsal olaylara müdahale aracı (TOMA) üreticisi Katmerciler, 30 yıl önceki kuruluşundan bu yana en yüksek gelir ve kârını 2015 yılında elde ettiğini açıkladı. Katmerciler’den yapılan açıklamada, “Katmerciler, gelirlerini yüzde 83 artırarak 310 milyon liraya, esas faaliyet kârını yüzde 153 artırarak 45.7 milyon liraya yükseltirken şirketin net kârı yüzde 103’lük artışla 18.6 milyon lira oldu” denildi. 2014 Ekim ayında da Emniyet Genel Müdürlüğü ile 65 adet TOMA için 13.68 milyon euro ve kasım ayında da 50 adet TOMA için 11.78 milyon euro olmak üzere toplam 115 TOMA için 25.46 milyon euroluk sözleşme imzalamıştı.[79]

Sakın ola unutulmasın: Kriz dönemlerinde, militarist birikim dalı kapitalizmin can simididir.

AYRIM: HÂL-İ PÜR MELALİMİZİN SOMUTU

Ekonomik hâl-i pür melalimizin somutuna ilişkin ilk veri, zenginlik ile yoksulluk makasının devasa ölçekte açılmasıdır.

II.1) TÜRK(İYE) ZENGİNLİĞİ

Türk(iye) zenginliği küçümsenmemesi gerek bir gerçeklik…[80]

Örneğin ‘The Fortune’ dergisinin, dünyanın en çok gelir elde eden 500 şirketi listesine Türkiye’den 25 milyar 515 milyon dolar ile Koç Holding girdi. Şirket dünyanın dolar cinsinden en çok gelir elde eden şirketleri listesinde 419. sırada yer aldı.[81]

 ‘THE FORBES’IN ‘2016 ZENGİNLER LİSTESİ’NDEKİ

TÜRKİYE’DEN 32 DOLAR MİLYARDERİ

DÜNYA SIRALAMASI

İSMİ

SERVETİ (milyar dolar)

369

Murat Ülker

4.4

690

Hüsnü Özyeğin

2.7

714

Semahat Sevim Arsel

2.6

737

Mustafa Rahmi Koç

2.5

737

Ferit Faik Şahenk

2.5

782

Şarık Tara

2.4

847

Erman Ilıcak

2.2

847

Suna Kıraç

2.2

847

Filiz Şahenk

2.2

1105

Ali İbrahim Ağaoğlu

1.8

1118

Ahsen Özokur

1.7

1312

Bülent Eczacıbaşı

1.5

1324

Ahmet Çalık

1.4

1324

Faruk Eczacıbaşı

1.4

1324

Ahmet Nazif Zorlu

1.4

1386

Mustafa Latif Topbaş

1.4

1386

Hamdi Ulukaya

1.4

1415

Mehmet Aydinlar

1.3

1415

Mubariz Gurbanoğlu

1.3

1500

Turgay Ciner

1.3

1500

Deniz Şahenk

1.3

1533

Mehmet Rüştü Başaran

1.2

1533

Mehmet Nazif Günal

1.2

1533

Mehmet Sinan Tara

1.2

1605

Mehmet Emin Karamehmet

1.2

1712

Mustafa Vehbi Koç

1.1

1712

Şevket Sabancı

1.1

1741

Aydın Doğan

1

1741

Suzan Sabancı Dinçer

1

1741

Serra Sabancı

1

1741

Murat Vargı

1

1741

Fatma Yazıcı

1

‘Credit Suisse’in, ‘2016 Küresel Servet Raporu, Türkiye’ye göre, bir yılda (2016) Türkiye’de dolar milyarderi sayısı 29’a çıkarken kişi başına düşen servet 1511 dolar azaldı, borç 445 dolar arttı.

Rapora göre düşük orta geliriyle Türkiye, fakir ülkeler arasında gösteriliyor. Türkiye’de 8.3 milyon kişi en alt yüzde 20 grubunda yer alıyor. Buna göre Türkiye nüfusunun yüzde 15.4’ünün serveti 248 doları geçmiyor. Türkiye bu oranla 46 ülke arasında 19. sırada yer alıyor.

Öte yandan Türkiye’de 1 milyon doların üzerinde serveti bulunanların sayısı 77 bindi. 100 bin dolardan fazla serveti olanlar ise 1 milyon 72 bin kişi.

Rapora göre Türkiye’de milyarder sayısı 29. Bu kişilerin serveti 1 milyar doların üzerinde. 2015 yılında açıklanan raporda milyarder sayısı 27 idi. Buna göre son bir yılda iki dolar milyarderi daha oldu. Türkiye, milyarder sayısıyla 15. sırada yer aldı. Serveti 500 milyon dolarla 1 milyar dolar arasında olan ise 35 kişi var. Serveti 100-500 milyon dolar arasında olanlar 338, 50-100 milyon dolar arasında olanlar 485, 10-50 milyon dolar arasında olanlar 4 bin 612, 5-10 milyon dolar arasında olanlar 6 bin 775, 1-5 milyon dolar arasında olanlar 65 bin 5 kişi. Türkiye’nin nüfusu 80 milyon 372 bin olarak görünüyor, bunun 54 milyon 8 bini yetişkin nüfus. Buna göre Türkiye’de yetişkin nüfusun yüzde 72.6’sının serveti 10 bin doların altında. 10-100 bin dolar arasında serveti olanlar yüzde 25.4, 100 bin- 1 milyon dolar arasında serveti olanlar yüzde 1.8, 1 milyon doların üzerinde serveti olanlar da yüzde 0.1’i temsil ediyor.[82]

2016’da yüksek enflasyon karşısında ücretler erirken yılın tek kazananı, sayıları 109 bini bulan milyonerler oldu.[83] 2016 Aralık’ta milyoner sayısı 1865 kişi arttı.[84]

Ve nihayet ‘The Forbes’in 2017’de 12’nci kez hazırladığı ‘En Zengin 100 Türk’ listesinde Türkiye’den 31 dolar milyarderi ile dokuz yeni isim yer alırken; 118 kişinin 46’sı servetini artırdı. Toplam servet 8.2 milyar dolar artışla 102.9 milyar dolar oldu.[85]

2017 YILINDA TÜRKİYE’NİN EN ZENGİNLERİ

İSMİ

KURUMU

SERVETİ

Murat Ülker

Yıldız Holding

3.7 milyar dolar

Hüsnü Özyeğin

Fiba Holding

3 milyar dolar

Semahat Arsel

Koç Holding

2.4 milyar dolar

Şarık Tara

Enka İnşaat

2.4 milyar dolar

Erman Ilıcak

Rönesans Holding

2.3 milyar dolar

Rahmi Koç

Koç Holding

2.2 milyar dolar

Ferit Şahenk

Doğuş Holding

2.1 milyar dolar

Osman Kibar

Samumed

2 milyar dolar

Suna Kıraç

Koç Holding

2 milyar dolar

Filiz Şahenk

Doğuş Holding

1.9 milyar dolar

Mustafa Küçük

LC Waikiki

1.9 milyar dolar

Hamdi Ulukaya

Chobani

1.7 milyar dolar

Suat Günsel

Yakın Doğu Üniversitesi

1.7 milyar dolar

Mehmet Nazif Günal

MNG Holding

1.6 milyar dolar

Nihat Özdemir

Limak Holding

1.6 milyar dolar

Sezai Bacaksız

Limak Holding

1.6 milyar dolar

Turgay Ciner

Park Holding

1.6 milyar dolar

Bülent Eczacıbaşı

Eczacıbaşı Holding

1.5 milyar dolar

Faruk Eczacıbaşı

Eczacıbaşı Holding

1.5 milyar dolar

Ahmet Çalık

Çalık Holding

1.4 milyar dolar

Ahmet Nazif Zorlu

Zorlu Holding

1.3 milyar dolar

Mehmet Ali Aydınlar

Acıbadem

1.2 milyar dolar

Sinan Tara

Enka İnşaat

1.2 milyar dolar

Şefik Yılmaz Dizdar

LC Waikiki

1.2 milyar dolar

Deniz Şahenk

Doğuş Holding

1.1 milyar dolar

Mehmet Rüştü

Başaran Habaş

1.1 milyar dolar

Ali Ağaoğlu

Ağaoğlu İnşaat

1 milyar dolar

Fatma Tuba Yazıcı

Diler Holding

1 milyar dolar

Hamdi Akın

Akfen Holding

1 milyar dolar

Murat Vargı

MV Holding

1 milyar dolar

Mustafa Latif Topbaş

BİM

1 milyar dolar

Mustafa Koç Varisleri

Koç Holding

950 milyon dolar

Lucien Arkas

Arkas Holding

900 milyon dolar

Şevket Sabancı

Esas Holding

900 milyon dolar

Ünal Aysal

Unit Investment

900 milyon dolar

Olgun Zorlu

Zorlu Holding

875 milyon dolar

Eren Özmen

Sierra Nevada Corp.

825 milyon dolar

Aydın Doğan

Doğan Holding

800 milyon dolar

Bernard Arcas

800 milyon dolar

Claire Arcas

800 milyon dolar

Diane Arcas

800 milyon dolar

Hasan Çolakoğlu

800 milyon dolar

Suzan Sabancı Dinçer

800 milyon dolar

Fatih Özmen

775 milyon dolar

Serra Sabancı

775 milyon dolar

Ali Metin Kazancı

750 milyon dolar

Demet Sabancı Çetindoğan

750 milyon dolar

Nezih Barut

750 milyon dolar

Ömer Koç

750 milyon dolar

Ali Koç

700 milyon dolar

Ali Ülker

700 milyon dolar

Çiğdem Sabancı Bilen

700 milyon dolar

Melih Abdulhayoğlu

700 milyon dolar

Ali İsmail Sabancı

650 milyon dolar

Demir Sabancı

650 milyon dolar

Emine Sabancı Kamışlı

650 milyon dolar

Erol Çarmıklı

650 milyon dolar

İzak Şenbahar

650 milyon dolar

Mehmet Oğuz Çarmıklı

650 milyon dolar

Nurettin Çarmıklı

650 milyon dolar

Ömer Sabancı

650 milyon dolar

Yalçın Sabancı

650 milyon dolar

Ali Rıza Yıldırım

625 milyon dolar

İpek Kıraç

625 milyon dolar

Yüksel Yıldırım

625 milyon dolar

Ahmet Afif Topbaş

600 milyon dolar

Ahmet Özokur

600 milyon dolar

Dilek Sabancı

600 milyon dolar

Yaşar Kaptan Çebi

Kaptan Şirketler Grubu

400 milyon dolar

Vahap Küçük

LC Waikiki

400 milyon dolar

Bir şey daha: Hesabında 1 milyon lira veya üzeri parası olan yurttaşların sayısı 100 bini geçti. Hesaplarındaki toplam tutar bankalardaki tüm paranın yarısı… Yani 2015’in Aralık sonu itibarıyla bakıldığında, hesabında 1 milyon lira ve üzeri parası bulunan mudi sayısı 93 bin 8 iken, bu kişilerin hesaplarındaki tutar ise 594 milyar 661.1 milyon lira olarak gerçekleşmişti. Böylece milyoner sayısı 2016’nın Ekim ayında 2015 sonuna kıyasla 7 bin 966 kişi daha artarken, söz konusu kişilerin banka hesaplarındaki tutar da 61 milyar 667 milyon lira yükseliş kaydetti.[86]

Bir de şu var: Boğaz’da 500 milyon dolarlık yalı yaşamı: İstanbul’da 10 yılda el değiştiren yalıların yaklaşık 500 milyon doları bulduğu söyleniyor. Boğaz’da her yıl 12 yalı yeni sahibini ararken, yalıların fiyatları ise 10 yılda 10’a katlandı.[87]

II.2) KÂRLAR(I), BANKALAR(I)

TBB’nin açıklamasına göre, banka ve banka dışı kredi kurumları tarafından doğruda kullandırılan nakit krediler 2015 yılında yüzde 29 oranında artarak 1 trilyon 773 milyar TL olurken;[88] AKP ile yıldızı parlayan İslâmi finansman 2006-2016 arasında hızla büyüdü.

İslâmi bankacılık prensipleri çerçevesinde mevduat toplayıp kredi kullandıran katılım bankalarının büyümesi Türkiye’de 10 yılda dokuza katlandı. 2006’da sektörün 13 milyar 729 milyon TL olan toplam aktifleri 2016 Haziran ayı itibarıyla 126 milyar liraya yaklaşırken, topladıkları fon yani mevduat ise 11.2 milyar liradan 75 milyar liraya dayandı. 5 katılım bankasının faaliyet gösterdiği sektörde kullandırılan fonlar yani krediler ise 10.4 milyar liradan 82.3 milyar liraya yükseldi.[89]

‘Bloomberg’in derlediği verilere göre aralarında Birleşik Arap Emirlikleri ve Katarlı bankaların da bulunduğu Körfez bankalarının bu yılın ilk yarısında Türkiye’deki kurumlara sağladığı sendikasyon kredileri 2.4 milyar doları buldu. Bu rakam, 2009’dan beri bu yana kaydedilen yıllık rakamlardan daha fazla bir seviyeye işaret etti…

3 yıl içinde Türk kurumlarının Körfez bölgesindeki en büyük finansörü ‘National Bank of Abu Dabi’ oldu. Banka 2015 yılında Türkiye’deki kurumlara 571.3 milyon dolar kredi sağladı. Abu Dabili ‘First Gulf Bank PJSC’, 566.3 milyon dolar, Bahreynli ‘ABC’ ise 313 milyon dolar sendikasyon kredisi verdi.

2015 yılında Türkiye’de sendikasyon kredileri 2014 yılına kıyasla yüzde 37 artışla 31.4 milyar dolara çıktı. Sendikasyon kredilerinin yüzde 8’ini Körfez bankaları verdi. Bankalar Birliği verilerine göre Türkiye’de kurulmuş 4’ü Körfez sermayeli 14 yabancı sermayeli banka bulunuyor.

Standard & Poor’s’nin İslâmi Finans raporuna göre İslâmi finans sektörü gelecek on yılın önemli bir bölümünde 3 trilyon dolara ulaşacakken;[90] Türkiye’de bankaların ortalama kârlılıkları 2010’da yüzde 18’ken, 2011’de 14.2, 2012’de 14.4, 2013’de 13.1, 2014’de 11.6, 2015’de yüzde 10.5 oldu.[91]

Hızla kimi verileri aktaralım:

Vakıf Bank, 2015 yılını 1 milyar 930 milyon TL net kâr ile kapattı.[92]

Halk Bank’ın 2015 yılı net kârı 2.3 milyar lira oldu.[93]2016’nın ilk çeyreğinde de net 680 milyon TL kâr elde etti.[94]

Garanti Bankası 2016 yılının ilk çeyreğinde 1 milyar 57 milyon 133 bin lira net kâr elde etti.[95]

Burgan Bank, 2015’de 52.2 milyon TL kâr etti.[96]

ING Bank, 2016’nin 3. çeyreğinde 415 milyon TL kâr elde etti.[97]

Akbank’ın 2016’nın 9 aylık kârı 3.7 milyar TL oldu.[98]

2016 yılında İş Bankası’ndan 4.7 milyar TL kâr.[99]

Denizbank’ın 2015 yılındaki kârı 859 milyon TL oldu.[100]

2016 Eylül ayı sonunda Fibabanka’ın net kârı 82.3 milyon TL oldu.[101]

Koç Holding, 2015 yılının ilk yarısında konsolide bazda toplam 32.1 milyar TL gelir elde ederken, 1.8 milyar TL vergi öncesi kâr ve 1.3 milyar TL ana ortaklığa ait net dönem kârı gerçekleştirdi.[102]

Yine Koç Holding, 2016 yılının ilk çeyreğinde konsolide bazda toplam 14.1 milyar TL gelir elde ederken, 515 milyon TL ana ortaklık payı net dönem kârı gerçekleştirdi.[103]

Ayrıca ‘500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ listesinde ilk 10’da dört otomotiv şirketi yer alırken en büyük üç sanayi kuruluşu Koç Holding şirketlerinden oluştu.

Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2015 araştırmasına göre, sanayinin zirvesinde üretimden satışlarda 35 milyar 437 milyon TL ile Tüpraş yerini korudu.

Listede ikinci sırada 14 milyar 732 milyon TL ile Ford Otomotiv, üçüncü sırada 9 milyar 998 milyon TL ile Arçelik yer aldı. Böylece ilk 3 Koç Grubu şirketlerinden oluştu.

2016 yılında ilk on şirket içindeki sıralamada önemli bir performansı Tofaş sergilerken, 2014 verileriyle dokuzuncu sırada yer bulan Tofaş, 2015’teki 8 milyar 434 milyon TL’lik performansı ile beşinciliğe oturdu. Hyundai Assan 2016 yılında ilk kez 6 milyar 236 milyon TL’lik üretimden satış rakamıyla ilk 10 şirket arasına girmeyi başardı ve 2015 yılında on üçüncülükte olan sırasını 2016 yılında sekizinciliğe kadar çıkardı. Bu sonuçlarla ilk 10 listesine 2015’te otomotiv sektörü damgasını vurdu.

İlk 10 şirket içindeki tek kamu kuruluşu olan Elektrik Üretim AŞ listede altıncı sırada yer aldı.

Türkiye’nin en önemli TOMA üreticilerinden Katmerciler, İstanbul Sanayi Odası’nın üretimden satışlar bazında hazırladığı geleneksel Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasında 409’uncu sıradan listeye girdi.

İSO 500’ü oluşturan sanayi şirketlerinin 2014’te 421.2 milyar lira olan üretimden net satışları 2015’te yüzde 7 oranında artarak 450.5 milyar TL olarak gerçekleşti.[104]

“Sabancı’nın 2016’nın ilk 9 ay kârı 1.8 milyar lira oldu.[105]

Vestel’in 2015 yılında 70 milyon TL olan kârı 2016 yılının ilk çeyreğinde 111 milyon TL olarak gerçekleşti.[106]

Pegasus, 2016’nın ilk 9 ayında 43.3 milyon TL kâr etti.[107]

Bimeks, 2015’te faaliyet kârını yüzde 29 artırdı. Satışlarını da yüzde 25 artıran Bimeks’in net kârı 9.4 milyon TL oldu.[108]

Turkcell, 2016’nın ilk 9 aylık verilerine göre gelir ve kârlılıkta tüm zamanların rekorunu kırdı. Şirket, 3’üncü çeyrekte gelirlerini yüzde 8.8 artırarak 3 milyar 658 milyon liraya ulaştırdı.[109]

Türk Telekom, 2016 yılı ilk çeyreğinde gelirlerini yıllık bazda yüzde 11 artırarak 3.8 milyar TL’ye çıkardığını açıkladı. Net kâr ise, 2016 yılının birinci çeyreğinde 2015 yılının aynı dönemine kıyasla daha elverişli olan kur ortamının desteği ile yükselerek 408 milyon TL oldu.[110]

Gelin, bu verileri, “Çok çalışarak zengin olunsaydı, eşeğin semeri altından olurdu,” diyen Fransız atasözünün altını çizerek noktalayalım!

II.3) YOKSULLUK(UMUZ)!

“Milyonlar yoksulluğa mahkûm”;[111] “Çalışan hep yoksul”;[112] “Türkiye’de 18 milyon aç, 60 milyon yoksul,”[113] ibareleriyle betimlenmesi gereken Türk(iye) ekonomisinin yoksulluk alt başlığı, hepimize Walter Bagehot’un “Yoksulluk zenginlerin gözünde bir anormalliktir. İnsanların yemek istedikleri zaman neden çıngırak çalmadıklarını anlamak çok zordur,” sözünü hatırlatır.

“Nasıl” mı?

Bir örnek her şeyi özetler gibi: Samsun’da rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılan iki buçuk aylık bebek beslenme yetersizliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

Komşularının verdiği yemeklerle karınlarını doyurmaya çalıştıklarını söyleyen Necla B. “Sütüm yok. Çayla insanın sütü olur mu? İki günden beri tenceremde yemek yok. Komşularım bir tabak yemek getirecek de çocuklarım yiyecek” diye konuştu.

2008 yılında vinç düşmesi sonucu sağ ayağının bilekten aşağısı kopan baba Murat B. ise, iş kazası nedeniyle çalışamadığını vurgulayıp, “Çalışamadığım için evime ekmek getiremiyorum. Kızımın ölme sebebi açlık. Durumumuzun ne olduğu belli. Yardım bekliyoruz. İki tane daha çocuğum var. Bakamıyorum, muhtacım. Elimden bir şey gelmiyor,” dedi.

Bir şey daha: Niğde’nin Yeşilgölcük kasabasından iki patates üreticisi sosyal medyada yaptığı paylaşımla borçlarından dolayı böbreğini satılığa çıkardı. Ersin Özden, Facebook’taki paylaşımında, ”Çiftçi mağdur durumda, borçlarından dolayı böbreklerini satılığa çıkardı” diyerek iki cep telefon numarası verdi.[114]

Durum buyken geçerken anımsatayım: Mimarlar Odası, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın elektrik, su, doğal gaz, ısıtma, soğutma, temizlik, peyzaj gibi aylık sabit giderlerinin 21 milyon lira olduğunu duyurdu. Bu parayla 240 bin kişinin 1 aylık temel giderleri karşılanabilirken;[115] Türkiye’de her 5 kişiden ikisi yardıma muhtaç![116]

Kolay mı? Türkiye’de 2015’te yüzde 19.11 olan sefalet endeksi 2014 yılında yüzde 19.83’e ulaştı!

Evet, Türkiye’de 2012’de yüzde 15.36 olan sefalet endeksi, 2013’te yüzde 17.1, 2014’te yüzde 18.27, 2015’te yüzde 19.11, 2016’da yüzde 19.83’e çıktı. Sefalet endeksi ABD’de yüzde 6.4, Avro bölgesinde yüzde 10.9, OECD’de ortalama yüzde 7.6 düzeyinde bulunuyor. Buna göre Türkiye’de sefalet yüzde 19.83 ile ABD ortalamasının üç, OECD ortalamasının ise 2.5 katından fazla.

Türkiye ayrıca tradingeconomics.com’un sıraladığı dünyanın en büyük 48 ülkesi içinde sefalet endeksinin yüksekliği bakımından dokuzunca sırada bulunuyor. Sefalet oranı en yüksek ülkeler yüzde 188.2 ile Venezüella, yüzde 49 ile Arjantin, yüzde 33.7 ile Güney Afrika, yüzde 32.38 ile Nijerya, yüzde 32 ile Mısır, yüzde 22.2 ile Yunanistan, 21.3 ile İran, 20.41 ile İspanya ve 19.83 ile Türkiye olarak sıralanıyor.[117]

TÜİK hanehalkı tüketim harcamaları anketinde temel geçim kaynaklarına göre yardımla geçinebilen hane sayısındaki artış hızı toplam hanehalkı artış hızının 2.98 katı, ücret ve maaşla geçinen hane sayısındaki artış hızının 2.48 katı, emekli maaşıyla geçinen hanelerdeki artış hızının 3.92 katı, rant geliriyle geçinen hanelerin sayısındaki artış hızının 4.58 katı oldu.

‘Dünya’ gazetesinden İsmet Özkul’un ‘Yardıma Muhtaç Hane Sayısındaki Artış Ürkütücü’ başlıklı yazısında paylaşılan veriler şöyle:

YARDIMA MUHTAÇ HANE SAYISINDAKİ ARTIŞ[118]

2007’de 17.34 milyon olan hanehalkı sayısı, 8 yılda 4.49 milyon ve yüzde 25.88 artarak 2015’te 21.82 milyona ulaştı.

Temel gelir kaynağı ücret ve maaş olan hanelerin sayısı 2.83 milyon ve yüzde 31.12 artarak 9.11 milyondan 11.95 milyona çıktı.

Ağırlıklı olarak müteşebbis geliriyle geçinen hanelerin sayısı yaklaşık 69 bin ve yüzde 1.95 azalarak 3.54 milyondan 3.47 milyona geriledi.

Temel geçim kaynağı gayrimenkul kirası ve menkul kıymet geliri olan rantiye hanelerin sayısı yüzde 16.85 ve 41 bin artarak 245 binden 286 bine çıktı.

Emekli maaşıyla geçinen hanelerin sayısı yüzde 19.69 ve 598 bin artarak 3.04 milyondan 3.64 milyona ulaştı. Diğer karşılıksız gelirle geçinen, yani temel gelir kaynağı yardımlar olan hane sayısı ise yüzde 77.18 oranında ve 1.08 milyon artarak 1.4 milyondan 2.48 milyona sıçradı.

Hanehalkı verilerinin adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre düzenlendiği 8 yıllık sürede hanehalkı sayısındaki 4.49 milyonluk artışın yüzde 63’ünü ücret ve maaşla geçinen haneler oluştururken, karşılıksız gelirlerle geçinmek durumunda olan aileler toplam artışta yüzde 24 pay aldı. Yani 8 yılda artan her 4 hanenin yaklaşık birisini yardımla geçinebilen haneler oluşturdu.

Yardım ile geçinmek zorunda olan hanelerin payı ise 2007’de yüzde 8.08 iken 2015’te yüzde 11.37’ye çıktı. Yardımla geçinmek zorunda olan hanelerin payındaki 3.29 puanlık artış, ücretlilerin payındaki artıştan yaklaşık 1 puan daha yüksek.

Yardıma muhtaç aile sayısının ekonomik kriz etkisi ile 2008-2010 arasında hızlı bir artış gösterdiği dikkat çekiyor. Daha sonra yardıma muhtaç hane sayısındaki artışta bir yavaşlama gözleniyor. Ancak büyüme hızının düştüğü 2014’te yardıma muhtaç hane sayısında dikkat çekici bir artış ortaya çıktığı görülüyor.

Hanehalkı bütçe araştırmasının sonuçlarına göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 26 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırada yüzde 20.2 ile gıda ve alkolsüz içecekler yer aldı. Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan gruplar ise yüzde 2 ile sağlık ve yüzde 2.2 ile eğitim hizmetleri oldu.

Hanehalkı başına aylık ortalama tüketim harcaması 2014 yılında 2 bin 848 TL iken 2015 yılında 3 bin 43 TL olarak tahmin edildi.[119]

Devam edelim: İstanbul Avrupa Yakası’ndaki 4.2 milyon elektrik abonesinin yüzde 35’i düşük gelir seviyesi yüzünden faturasını geciktiriyor.[120]

1.2 milyon kişi yoksullukta dip yaptığı Türkiye’de ‘Kalkınma Bakanlığı’nın verileri Türkiye’deki sağlık, eğitim, çalışma yaşamındaki acı tabloyu ortaya koydu.

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 18 Kasım 2016’da görüşülen Kalkınma Bakanlığı’nın bütçesi verilerine göre:

İlköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısında ülke ortalaması 25. GAP bölgesinde bu sayı 31, DAP bölgesinde ise 22. Toplam örgün öğrenci sayısı 3.1 milyon. Brüt okullaşma oranı ise yüzde 60.1. Yükseköğretim kapasitesi, yükseköğretime olan talebin sadece yüzde 36.9’unu karşılayabiliyor.

Sağlık personeli sayısı 787 bin. 100 bin nüfusa düşen hekim sayısı 179. Nitelikli yatak oranı yüzde 52.5. Bin canlı doğumda bebek ölüm hızı 7.6. Yüz bin canlı doğumda anne ölüm oranı 14.7.

Sosyal sigorta programlarının kapsadığı nüfus oranı yüzde 84.3. Kayıtdışı istihdam yüzde 33.6. 1.2 milyon yoksul

2015 verilerine göre, yaklaşık 1 milyon 244 bin kişinin günlük geliri 4.3 doların altında.

GAP yatırımlarına 2003-2015’te 51 milyar TL tahsis edildi. Bunun 44 milyar TL’si yatırıma dönüştü.

İhracat yapan tüm firmaların yüzde 23.1’i yabancı para borçlusu. KOBİ’lerin yüzde 19.3’ü, büyük firmaların da yüzde 44.8’si borçlu.

İşgücünün eğitim durumunda birinci sırada “lise altı” geliyor. Yüzde 58.7 lise altı, yüzde 21.2 yüksek öğretim, yüzde 10.1 mesleki ve teknik eğitim, yüzde 10.1 lise.[121]

Verili hâlde TUİK’in gelir araştırmasına göre, 2015’te en zengin yüzde 20’lik dilimin gelir oranı artmış. Geriye kalan yüzde 80’in gelirleri azalmış…

Mutlak yoksulluk artmış ve 12.5 milyon olmuş…

Memleketin yüzde 70’i borçla yaşıyor…

Ekstra bir masrafı, bir haftalık tatili karşılayamayanların oranı yüzde 70’i aşmış…

Nüfusun en fakir yüzde 5’lik diliminde yıllık kullanılabilir gelir 2.999 TL. Yani yüz binlerce kişi aylık 250 lira ile geçiniyor. …

Söz konusu gelir araştırması diyor ki: Nüfusun en yoksul yüzde 20’sindekiler çocuklarının eğitimi için aylık 4 TL ayırıyor. En üsteki yüzde 20 ortalama 350 TL…

Fark 80 kat! Nasıl eşit yarışacaklar bu çocuklar…

“Düşük eğitimlilerin yüzde 25’i yoksul” diyor araştırma. Yüksek eğitimlilerin ise sadece yüzde 1.5’i![122]

İşte tam da burada durup; Friedrich Nietzsche’nin, “En insani davranış; bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir,” saptamasının altını çizerek çocuklar(ımız)ın hâline göz atalım…

II.4) ÇOCUKLAR(IMIZ)

‘Gündem Çocuk Derneği’ tarafından açıklanan, ‘Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı 2015 Raporu’na göre, 2015 yılında en az 875 çocuk önlenebilir sebeplerden dolayı yaşamını kaybetti[123] coğrafyamızdaki 20 milyon çocuğun 7 milyonundan fazlası şiddetli maddi yoksunluk içerisinde yaşıyor. Çocukların yüzde 40’ı imkânsızlıklardan dolayı et yiyemiyor.[124]

Çocuklara bakılamayan Türkiye’de, yardıma muhtaç çocuk sayısı 2005’te 19 bin 735 iken, 2015 yılında bu sayı 101 bin 561’e yükseldi;[125] OECD, Türkiye’de çocukların dörtte birinin yoksul olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.

OECD’nin güncellediği ‘Gelir Eşitsizliği Raporu’na göre yoksulluk oranı yüzde 17.2 olan Türkiye’de, 18 yaş altı çocukların yüzde 25.3’ü yoksul. Oran, 18-25 yaş arası gençlerde yüzde 14.1 iken, 26-65 yaş arası yetişkinlerde 12.9 olarak belirlendi. Yaşlılarda yoksulluk oranı yüzde 18.9, çalıştığı hâlde yoksul olanların oranı yüzde 15.6 oldu.

Rapora göre 2014 itibarıyla, nüfusun en altta yer alan yüzde 10’luk dilimi toplam gelirin yüzde 2.3’ünü, en altta yer alan yüzde 20’lik dilimi toplam gelirin yüzde 6.1’ini, en altta yer alan yüzde 40’lık bölümü toplam gelirin 16.8’ini elde ederken, üstte yer alan yüzde 40’lık dilim toplam gelirden yüzde 67.9, üstte yer alan yüzde 20’lik dilim toplam gelirden yüzde 45.9 ve en üstte yer alan yüzde 10’luk dilim, toplam gelirin yüzde 30 pay alıyor.[126]

Hâl buyken; “Doğurun” diyor sadece “Dictator perperit liberas/ Çok çocuk doğurtma diktatörü”; “Doğan çocuklar ne durumda” diye dönüp bakmıyor bile. Biz bakalım kısaca:

2006-2012 arası hem okuyan hem çalışan çocuk sayısı yüzde 64 artarak, 272 binden 445 bine yükselmiş. Okula gitmeyen çocuklar arasında çalışanların oranı yüzde 27’den yüzde 35’e yükselmiş…

6-17 yaş grubundaki çocukların haftalık ortalama fiili çalışma süresi 40 saati bulmakta…

2014 yılındaki her 100 iş cinayeti kurbanından 3’ü çocuk işçi…

TÜİK’in 2014 yılı ölüm istatistiklerine göre 2014 yılında 1 milyon 337 bin 504 canlı doğum, 14 bin 821 bebek ölümü gerçekleşmiş. 2013 yılında binde 10.8 olan bebek ölüm hızı, binde 11.1’e yükselmiş…

Mayıs 2016 verisi, doğan her 1000 çocuktan 13.5’i, 5 yaşına gelemeden ölüyor…

TÜİK 22 Nisan 2015 açıklamasına göre; yaklaşık 17 milyon yoksulun yüzde 44’ü çocuk. Yoksullar içindeki çocuk oranı, nüfustaki çocuk oranını geçmekte…

2013 yılındaki hükümlülerin yüzde 3.8’i 12-17 yaş çocuklar. 2009 yılında oran yüzde 1.5 idi…

Çocuklarımız bir yandan yoksulluk çeker, bir yandan okul yerine sağlıksız koşullarda çalışmak zorunda kalırken, devletin baktığı çocuk sayısı nedir? Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü 2015 Aralık verilerine göre 0-18 yaş grubunda 12 bin 667 çocuk, yuva, yurt, sevgi ve çocuk evlerinde, 4 bin 615 çocuk koruyucu aile yanında, 71 bin 845 çocuk destekle aile yanında bakılmakta. Toplam 89 bin 127 çocuk devlet korumasından yararlanmakta. Ensar Vakfındaki taciz vakası ile gün yüzüne çıktı ki bu sayının daha fazlası yasal olmayan vakıf ve derneklerin şefkatli(!) kollarına terk edilmiş![127]

II.5) İŞSİZLİK FELAKETİ

OECD Raporu’na göre, “İşsizlikte beşinci sırada”[128] olan Türkiye genelinde, iş bulmaktan umudunu kesenler de dahil “geniş tanımlı işsizlik” kapsamına girenlerin sayısı 2015-2016 yıllarında 6 milyonu geçti.[129]

TÜİK verilerinden bir hesaplama yaparsak 1990-2002 yılları arasında ortalama işsiz sayısı 1 milyon 764 bindi. İşsizlik oranı yüzde 7.9 seviyesindeydi. Umutsuzların da dâhil edildiği geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 9.9’du.

2003-2015 kesitindeki AKP’li yıllarda ise işsiz sayısı ortalama 2 milyon 603 bini buldu. Ortalama işsizlik oranı yüzde 10.6’ya ulaştı. Geniş tanımlı işsizlik ise ortalamada yüzde 16.7 oldu. Yani işsizliğin 2001 krizi ile artan ateşi hiç düşmedi.

2016 yılının Ekim dönemi için işsiz sayısı açıklandı. Resmi işsiz sayısı 3 milyon 600 bin kişiyi aşmış durumda. Bu rakam cumhuriyet tarihinin en yüksek işsiz sayısına işaret ediyor. Son dört dönemdir işsiz sayısı rekor üstüne rekor kırıyor.

İşsizlik oranı içinde tablo farklı değil. Ekim 2016 dönemi için açıklanan Yüzde 11.8’lik oran 2009 krizi Ekim dönemindeki rekor (metodolojik düzeltme sonrası yüzde 12.2) orana yaklaşmış durumda.

Bir de daha gerçekçi rakamlar var. DİSK-AR verilerine göre 2016 Ekim dönemi için geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 19.6. İşsiz sayısı ise 6.5 milyonu bulmuş durumda.[130]

Nihayet İşsizlik oranı Ocak 2017’de, Mart 2010’dan beri en yüksek seviye olan yüzde 11.8’e çıktı. TÜİK’e göre işsiz sayısı 3.65 milyon kişiye çıktı.[131]

Bir felaket dönüşen işsizlik konusunda[132] üç noktaya dikkat çekmek gerek.

İlki Kürt illerindeki durum: İktisatçı Mustafa Durmuş’un, “Kürt illerindeki işsizlik oranı Türkiye genelinin 2 katından yüksek,”[133] notunu düştüğü hâldir.

Gerçekten de 2015 yılı işsizlik oranı verilerine göre, en yüksek işsizlik oranı yüzde 24.8 ile Mardin-Batman-Şırnak-Siirt’te seyrediyor. Bu illeri yüzde 17.5’la Ş. Urfa-Diyarbakır izliyor.[134]

İkincisi kadınların durumu: Ekonomik kriz en fazla çalışanı vuruyor. Temmuz-Ağustos 2016 arasındaki bir aylık sürede sigortalı çalışan 20 bin kişi ve 18 bin kamu emekçisi işten çıkarıldı.[135]

Türkiye nüfusunun 2015 yılında yüzde 49.8’ini oluşturan kadın nüfusunun yüzde 11.3’ünü 13-19 yaş grubunda bulunan genç kızlar oluşturdu. Hanehalkı İşgücü Araştırması, 2015 sonuçlarına göre, 15-19 yaş grubu genç kızlarda işsizlik oranı yüzde 18.4 iken erkeklerde yüzde 15.6 olarak gerçekleşti. Genç kızlarda işsizlik oranı bir önceki 2015 yılına göre 2.3 puan arttı.[136]

Ve nihayet gençler: 5 gençten birinin işsiz olduğu[137] coğrafyamızda “Genç işsizlik oranında patlama”[138] söz konusudur.

TÜİK’in, 2016 yılı Kasım ayı ‘İşgücü İstatistikleri’ rakamlarına göre, genç işsizlik yüzde 12.1’e yükseldi. Genç işsizliğin oranı ise 3.5 puan artarak yüzde 22.8 oldu.[139]

Evet, 2005’ten itibaren, Türkiye’yi teğet geçtiği ileri sürülen kriz yılları hariç yüzde 17 civarında görülen genç işsizliği yüzde 22.6 oldu. İşsiz sayısının kriz yıllarını bile geride bıraktığı kasım döneminde en büyük artış, kentli genç kadın işsizliğinde görüldü. Tarım dışı genç kadın işsizliği 7.8 puan birden artarak 33.9’a yükseldi.[140]

II.6) EMEĞİMİZE DE, EKMEĞİMİZE DE EL KOYUYORLAR!

Tablo buyken; emeğimizi gasp edenler, ekmeğimize de el koyuyor!

“Nasıl” mı?

Et fiyatları 2015 yılı başından Mayıs 2015’e yüzde 35 artarken asgari ücretliye ilk altı ay için yapılan zammı 6’ya katladı. Et fiyatları bir ayda dünya ortalamasından iki kat fazla arttı.[141]

Bunun yanında dünyada başta tahıl, et ve şeker olmak üzere gıda fiyatları 55 ayın en düşük seviyesini görürken Türkiye’de zirveyi zorluyor.

‘Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ (FAO), ‘Küresel Gıda Fiyatları Endeksi’nin 2015 Şubat’ında 179.4 puana gerilediğini ve böylece endeksin 2010 Temmuzu’ndan bu yana en düşük seviyeye gerilediğini açıkladı. Türkiye’de ise 2005’ten sonra hızla daralan tarım arazilerinin üzerine 2007 ve 2014’te yoğun etkisi görülen don, sel, fırtına ve kuraklık gibi iklimsel değişimler tarım ürünlerinde rekolteyi düşürdü, gıda fiyatları, ona bağlı olarak da enflasyon arttı.[142]

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Bayraktar, 2015’in Mart ve Nisan ayında olduğu gibi Mayıs’ta da üretici-market fiyat farkında ilk sırada yer alan kuru incirde, farkın yüzde 498’i geçtiğini bildirdi.

Ürün grupları itibarıyla bakıldığında, üretici-market fiyatları arasındaki farkın maydanozda yüzde 437.25, nohutta yüzde 181.34, pirinçte yüzde 142.76, zeytinyağında yüzde 85.28 ve sütte yüzde 178.84’e kadar çıktığına işaret eden Bayraktar, 2015’in mart ve nisan ayında olduğu gibi mayısta da üretici market fiyat farkında birinci olan kuru incirde, farkın yüzde 498’i geçtiğini aktardı. Bayraktar, kuru incirin 6, maydanozun 5.4, salatalığın 4.9, kabağın 4.6, karpuzun 4.4, sivri biberin 4.2, kuru kayısının 3.1, marulun 3.1, domatesin ise 3 katı fiyata satıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bu kadar fahiş fiyat farkı olur mu? Üreticide 5 lira 50 kuruş olan kuru incir, markette 32 lira 90 kuruştur. Yine tarlada adedi 17 kuruş olan maydanoz, markette 91 kuruşa satılmaktadır. 34 kuruşluk salatalığın fiyatı 1 lira 66 kuruşa, 49 kuruş olan kabağın fiyatı 2 lira 26 kuruşa, 55 kuruş olan karpuzun fiyatı 2 lira 43 kuruşa, 55 kuruş olan sivri biberin fiyatı ise 2 lira 30 kuruşa çıkmaktadır. Bu düzene son verilmeli, aradaki zincir kırılmalı, fiyat makası daralmalı, üretici kazanmalı, tüketici de fahiş fiyata ürün tüketmemelidir.”[143]

Tam da bu noktada TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Gıda tedarikinde süreç hep üretici ve tüketici aleyhine işliyor. Üretici ile market arasındaki fiyat farkı yüzde 516’ya kadar çıkıyor. Üreticide 17 kuruş olan maydanozun markette 87 kuruş, tarlada 91 kuruş olan limonun markette 3 lira olmasını izah etmek mümkün değil. Üreticiden aldığınız bir ürünün üzerine ne koyarsanız koyun fiyat 6 kat artmaz. Bunun adı fahiş kârdır,” derken; Türkiye Ziraat Derneği (TZD) Başkanı İbrahim Yetkin de ekliyor:

“Tarım ürünlerinin çoğunda suni fiyat artışı var. İç pazarda tüketilen ve ihraç edilen miktardan kat kat fazla üretim olmasına karşın bu ürünlerin fiyatı sürekli artıyor. Bu da üretim ile tüketim arasında fiyat makası olmasından kaynaklanıyor. Ürünler tüketiciye ulaşana kadar 3-4 el değiştiriyor, bu sırada 4-5 kat fiyat farkı oluşuyor. Aracı tefeciler, fiyatları yükseltiyor.”[144]

Evet TUİK’in, 2015 yılına ait ailelerin gelirini nasıl harcandığına (21 milyon 600 bin haneyi 5 gruba ayıran) açıklamasına göre, en düşük gelirli olan yani en alt grupta yer alan aile, aylık tüketim harcamasının yüzde 30.2’sini gıdaya ayırıyor. Kiraya da gelirinin büyük bir bölümünü ayıran bu gruptakiler eğitime para ayıramıyorlar. Ülke genelinde hanelerin eğitim harcamasının yüzde 68.9’unu üst gelir grubundaki aileler yapıyor. Varlıklı kesim çocuklarına daha iyi eğitim alıp keyfince tüketirken, yoksul emekçiler gelirlerini kiraya, gıdaya ve yola ayırıyor, çocuklarının eğitimi için pay ayıramıyor. Zenginler iyi harcıyor, fakir yardımla ayakta! Kazandığıyla geçinemiyor. “Ucuzcu marketler”e ilgi giderek artıyor. 6 milyon hane, 21 milyon nüfus yardımla yaşıyor![145]

II.7) BORÇ(LANMA) BATAĞI

Devletin iç ve dış borçları 752 milyar lirayı aşmışken; Türkiye’de doğan her bebek dünyaya gözlerini 9 bin 570 lira borçla açıyor.[146]

TMMOB ‘Makine Mühendisleri Odası’nın raporuna göre, Türkiye’nin dış borç stokunu milli gelirinin yüzde 50’sine, 400 milyar dolara kadar çıktı.[147]

“Borç AKP’yle üçe katlanır”ken;[148] 2016 yılında borçların özkaynak içindeki payı yüzde 60.5’e çıktı.[149]

Borcu borçla çevirerek ayakta kalmaya çalışan vatandaşların, bankalara borcu ise 1 yılda 428 milyar liraya çıktı.[150]

Evet dış borcu 2015 yılı sonu itibariyle 398 milyar dolar olarak gerçekleşen Türkiye’nin dış borcu 2002 yılında 129 miyar dolarken, 2015 sonu itibariyle yüzde 206 oranında artış gösterdi ve 2003 yılından sonra ilk defa Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH)-Dış Borç oranın yüzde 50’yi aşarak, yüzde 55 oldu.[151]

Borçlanmaya dayalı tüketim sarmalındaki Türkiye’de,[152] 2015 Temmuz sonu itibarıyla özel sektörün uzun vadeli borcu 2014 yılı sonuna göre 10.4 milyar dolar daha arttı.[153]

Yani Türkiye’deki kapitalist firmaların dış borçları 210 milyar dolar civarındayken; devlet, firmalar, haneler borçlandıkça, borçlanıyorlar.[154]

Bu durumda özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu, 2016 yılı Haziran sonu itibarıyla, 2015 yıl sonuna göre 12.5 milyar dolar artarak 208 milyar dolara yükseldi.

Merkez Bankası verilerine göre, 2015 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 2.1 milyar dolar, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmaları 1.5 milyar dolar arttı.[155]

2015 yılı Ağustos sonu itibarıyla, özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu 13.8 milyar dolar artarak 181.5 milyar dolara ulaştı. Özel sektörün, uzun vadeli dış borcu, 5 yılda yüzde 51 artmış oldu. 5 yıllık dönemde, özel sektörün Suudi Arabistan’a uzun vadeli borcu 10 katına, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) borcu 22 katına çıktı.[156]

Bu borçlanma sarmalında; Thomas Fuller’in ifadesiyle, “Yoksulun borcu büyük gürültü koparır”ken; Türkiye’de 27 milyon sade vatandaşın banka gibi finansal kurumlara 500 milyar liralık bireysel kredi ve kredi kartı borcu var. Reel kesim dahil toplam kredi borcu ise 1.9 trilyon lira… Her on kişiden sekizi devlete, bankalara ve şahıslara borçlu ve borcunu ödeyemiyor.[157]

Konuya ilişkin verileri hızla aktarırsak!

Bankaların tüketici ve konut kredileri toplamı 280 milyar TL’yken; bunun yüzde 52’si ihtiyaç kredilerinden, yüzde 46’sı konut kredilerinden, yüzde 2’si taşıt kredilerinden oluşuyor. Bankalara tüketici ve konut kredisi borcu olanların sayıları 17 milyon 547 bin kişi. Bu toplam borçlunun 15 milyon 466 bini ihtiyaç kredisi borcu olanlar. 1 milyon 820 bini konut kredisi borçluları. 258 bin kişinin de araç kredisi borcu var.[158]

Bireysel kredi ve kredi kartı borcundan dolayı takipteki kişi sayısı 2015 yılının ilk 9 ayında 1 milyon 52 bin kişiye ulaştı. 2015 yılının ocak-eylül döneminde yasal takibe girenlerin sayısı, 2014’ün ilk 9 ayına göre yüzde 4 arttı.[159]

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine göre 2015’in Temmuz ayında takipteki tüketici kredileri ve kredi kartı tutarı 15 milyar 111 milyon liraya ulaştı. Takibe dönüşüm oranı tüketici kredilerinde yılbaşından beri yüzde 20, kredi kartlarında ise 14.5 civarında arttı.[160]

TBB Risk Merkezi’nin, ‘Negatif Nitelikli Bireysel Kredi ve Kredi Kartı Temmuz 2015 Raporu’na göre,[161]bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcudan dolayı yasal takibe girenlerin sayısı 2014’ün ilk yedi ayına göre yüzde 6 arttı.[162]

Kredisini geri ödeyemeyip bankalar tarafından takibe alınan kredilerin oranı 5 yılın zirvesine çıktı. Tüketiciler 15 milyar lirayı geri ödeyemedi, takibe düştü. Kredilerin takibe dönüşüm oranı da 5 yılın en yükseğinde! 2011 yılında yüzde 2.70, 2012 yılında yüzde 2.86, 2013’de yüzde 2.75 olan takibe dönüşüm oranı 2014 yılında yüzde 2.85 oldu. 2015 yılı haziran ayı itibariyle takibe dönüşüm oranı yüzde 2.89 oldu.[163]

TBB verilerine göre, bireysel kredi kullanan kişi sayısı 2015’te 2 milyon artarak 25 milyon 800 bin kişiye çıkarken, ortalama bireysel kredi miktarı da 16 bin lira düzeyinde gerçekleşti. Tasfiye olacak alacaklar 51.4 milyar lira olurken, alacakların toplam nakit kredilere oranı yüzde 2.8 olarak gerçekleşti.[164]

TBB’nin tüketici kredileri ile ilgili açıkladığı veriler yurttaşın borcunu bile ödeyemez duruma geldiğini ortaya koydu. Yurttaş borçla hayatını döndürmeye çalışıyor. Ocak-Mart 2016 döneminde kullandırılan tüketici kredileri ve konut kredilerinden kanuni takibe alınan kredi miktarı, bir önceki 2015 yılının aynı dönemine göre yüzde 60 oranında artarak 1 milyar 182 milyon TL’ye fırladı.[165]

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Genel Müdürü Soner Canko, Türkiye’de kişi başına kredi kartı borcunun 2016 yılı Eylül ayı itibariyle 3 bin 727 lira olduğunu söyledi.[166]

Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal eden kişi sayısı çığ gibi büyüyor. Bireysel kredi borcunu ödeyememiş gerçek kişi sayısı 2015 yılında 1 milyon 400 bine yakındı. 2016 yılı ilk 5 ayında 600 bin kişi borcunu ödeyemedi.[167]

Verilere göre yurttaş ve şirketlerin ödeyemediği kredi borcu 58 milyar TL’yi buldu… BDDK’nın yayımladığı verilere göre bankalardaki takipteki tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları toplamı, Aralık 2016’da 18 milyar 855 milyon liraya ulaştı. Aralık 2015’te bu rakam 17 milyar 196 milyon liraydı. Buna göre bir yılda bireysel krediler içindeki batık miktarı 1 milyar 659 milyon lira, diğer deyişle yüzde 9.6 arttı.[168]

TBB Risk Merkezi verilerine göre, Ocak – Ağustos 2015 dönemini kapsayan 8 aylık sürede, karşılıksız çek adedi 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 21.0 artarken, karşılıksız işlemi yapılan çeklerin tutarındaki artış ise yüzde 49.0’u buldu.

Bankalara 2015’in ilk 8 ayında ibraz edilen çeklerin sayısı 15 milyon adede ulaşırken, bu çeklerin parasal tutarı da 429 milyar liraya çıktı. Bu dönemde ibraz edilen çek sayısı 2014 yılına göre yüzde 16.0 ve çek adedi de yüzde 4.0 arttı.

Bu dönemde karşılıksız işlemi yapılan çek tutarında ise büyük patlama yaşandı. Buna göre, Ocak – Ağustos döneminde parasal tutarı 17.6 milyar lirayı bulan toplam 490 bin adet çek için karşılıksız işlemi yapıldı.[169]

Borç(lanma) batağı dememiz tam da bundandır!

Evet, 15 yılda bireysel borçları 67 kat arttı… Türkiye’nin en son dış borç rakamları kişi başına dış borcun 5221 dolar olduğunu gösteriyor.

AKP, 3 Kasım 2002’de iktidara geldiğinde Türkiye’nin dış borcu 129.6 milyar dolarmış. O gün nüfusun 65 milyon olduğunu hatırlarsak, kişi başına borcun 1994 dolarla, 2 bin doların az altında seyrettiğini anlarız.

AKP döneminde kişi başına dış borç yüzde 262 arttı.

2002’den beri tüketici kredileri tam 150 kat, kredi kartı borçları 20 kat artarken; toplamda hane halkının borçları ise 67’ye katlandı.

Konut, taşıt, ihtiyaç derken, tüketici kredileri 344.3 milyar TL’ye dayandı. Diğer bir ifadeyle her birimizin 4314 TL tüketici kredisi borcu bulunuyor. Buna, 81.9 milyar TL kredi kartı bakiyesini, dolayısıyla 1026 TL kişi başı kredi kartı borcunu da eklersek, 5340 TL rakamına ulaşıyoruz. AKP iktidara geldiğinde kişi başına tüketici kredisi bakiyemiz kaç liraydı biliyor musunuz? Sadece 35 TL. Yok yok yanlış hesaplamadım, 2.6 milyar TL’yi, o dönemin 66 milyon nüfusuna bölerseniz böyle çıkar. Kredi kartı borçlarına gelince, kişi başına bakiye yalnızca 62 TL, toplam bireysel borç ise 97 TL, yani 100 TL’nin altında bir rakamdı.[170]

III. AYRIM: İSRAF VE TALAN

Bir zamanların Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a bile, “İsrafın önünü alsak sizden vergi almamıza gerek kalmaz. 13 yıllık iktidarımızın her tarafı altın yazılarla, başarıyla doludur. Ama israf konusunda karnemiz kırıktır,”[171] dedirten bu yıkım tablosundaki israf ve talan gerçeğine gelince…

Birkaç şeyin altını çizerek hatırlatalım!

11 uçak, 3 helikoptere sahip Başbakanlık hava araç filosu 1 yılda 2 bin 575 saat uçuş gerçekleştirdi. Masrafı dudak uçuklatıyor: 25 milyon 900 bin TL.[172]

2015 yılında 6 milyar 208 milyon TL gideri olan Diyanet, sadece personel için 4 milyar 629 milyon TL harcadı. Diyanet, çalışanlarına 62 milyon TL de “yolluk” verdi.[173]

2015’in Mayıs ayı bütçe rakamlarının açıklanması ile 2015’in ilk 5 ayda devletin “temsil ve ağırlama” faslından 51 milyon 740 bin lira harcama yaptığı ortaya çıktı.[174]

2015’in Mayıs ayı bütçe rakamlarının açıklanmasıyla birlikte, 2016 yılın ilk beş ayında, devletin, “temsil ve ağırlama” faslından yaptığı harcama toplamını da öğrendik: 51 milyon 740 bin TL… Peki, “temsil ve ağırlama” kalemine neler dahil? Cenaze ve kutlamalarda gönderilen çiçekle başlayıp “bahşiş”e kadar giden geniş bir harcama alanını kapsıyor.[175]

2015 yılında yemek, çiçek, kutlama, açılış, hediye, konferans gibi temsil harcamalarına 252 milyon TL harcanacağını planlayan Maliye’nin karşısına, tam 439.4 milyon TL’lik bir fatura çıktı! (ODTÜ’nün aynı yıl bütçesi 364 milyon TL’ydi.) 2014 yılına göre 187 milyon TL daha fazla harcanmış. (Boğaziçi Üniversitesi’nin 2015 bütçesi 192 milyon TL’ydi) 2014 yılına göre, yüzde 135 oranında bir artışa, bütçedeki bir başka harcama kaleminde rastlamak biraz zor.[176]

2015 yılı bütçe verilerini incelediğimizde, TC’nin yıldan yıla daha temiz bir devlet hâline geldiğini görmek mümkün mesela. Devletimizin yıldan yıla ne kadar temiz- titiz olduğunu anlamak için, 2014 ile 2015 rakamlarını karşılaştırmayı deneyebiliriz… 2014’te temizlik hizmet alımlarına, 1.6 milyar TL (1 milyar 638 milyon TL) ödenmişken bir yıl sonra bu ödeme, yaklaşık 400 milyon TL artışla 2 milyar TL’ye (1 milyar 993 milyon TL) yükselmiş… Temizlik hizmeti ile malzeme alımları üzerinden toplama baktığımızda, 2015’te 2014’e göre yüzde 20’nin üzerinde bir harcama artışından söz etmek mümkün.[177]

Ekonomi Bakanlığı temsil ve tanıtma giderleri Eylül 2015 tarihi itibarıyla 16 milyon 4 bin 857 liraya yükseldi.[178]

2009’da bütçeden 169.5 milyon TL ile başlayan özel güvenlik harcaması, 2014’e gelindiğinde 846 milyon TL’ye yükselerek beş yılda 3 milyar TL’yi geçti. (2009:169.5, 2010:275.1, 2011: 375.2, 2012: 534.6, 2013: 701.3, 2014:846 milyon TL.)[179]

2016’nın Kasım ayında silah ve savaş teçhizatı harcamaları, önceki 2015’in Ekim ayına göre, rekor düzeyde arttı. Örtülü ödenekten “savaşa” sadece bir ayda 836 milyon ayrılırken, 2016’da silaha harcanan para 3.5 milyar liraya fırladı.[180]

AKP istihbarata bütçeden 10 yılda 4 milyar harcadı.[181]

Yeşil Yol eylemcilerini “lüks araçlarla gelip eylem yapıyorlar” diye eleştiren Rize Valisi Ersin Yazıcı’nın lüks araç merakı dikkat çekiyor. Bir önceki Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu’na dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gönderdiği son model Mercedes makam aracını bir süre kullanan Vali Yazıcı’nın ardından Audi Q7 marka lüks bir arazi aracı kiraladığı, daha sonra da bu aracın daha üst modelinin Rize Valiliği’ne makam aracı olarak alındığı belirtildi. Rize İl Özel İdaresi’ne ait hesapların, Vakıflar Bankası’ndan Halk Bankası’na nakledilmesinden sonra ise “promosyon” olarak Rize Valiliği’ne yine son model “Volkswagen Tiguan” marka başka bir arazi aracı daha alındı. Valinin isteği doğrultusunda yine Vokswagen Passat marka lüks araç daha alınması çalışmaları yapılıyor.[182]

Gençlik Spor Bakanlığı, seçim ekonomisi nedeniyle harcamaları kısıp birçok federasyonun ek ödenek talebini geri çevirirken, AKP’den torpilli müsteşarı Faruk Özçelik biri Halk Bankası’ndan, toplam 5 lüks makam aracı kullanıyor, korumayla dolaşıyor.[183]

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Osman Gürün’ün yaklaşık 770 bin lira değerindeki 2015 model Mercedes S 350 BlueTEC makam aracı, kentte tartışma konusu oldu.[184]

AKP hükümetlerinin övündüğü duble yolların yüzde 80’i ancak birkaç yıl dayanan malzemeyle yapılınca ömürleri birkaç yıldan fazla olmadı. Yolların sürekli yenilenmesi lazım.[185]

Günlük 40 bin araç garantisi verilen Osmangazi Köprüsü’nün geçiş rakamları açıklandı. 2017’nin Ocak ayında köprüden geçen araç sayısı günde 12 bin olurken, halk 2017 yılının ilk 50 günü için köprüye cebinden 225 milyon TL ödeyecek.[186]

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisine inşa edilen Ankapark projesi için satın alınan[187]dinozorlar için 8 milyon 664 bin 992 lira ödeme yapıldığı ortaya çıktı.[188]

III.1) “ÖRTÜLÜ ÖDENEK” FASLI!

Bu kadar değil! Bir de “örtülü ödenek” faslı var! İşte çarpıcı veriler…

Örtülü ödenek harcamaları 2015’in Şubat ayında 2014’in aynı ayına göre 7.5 kat arttı. Bir aylık artış 2 kat oldu. 2015’in Ocak’ında 109.8 milyon lira olan örtülü ödenek harcamaları Şubat’ında 214 milyon liraya ulaştı. 2014’ün Şubat’ında örtülü ödenekten 28.9 milyon lira harcanmıştı. Ahmet Davutoğlu’nun başbakan olarak görev yaptığı 6 ayda ise örtülü ödenekten yapılan harcamanın miktarı 661.7 milyon liraya ulaştı.[189]

2015’in sekiz ayında 1.2 milyar TL harcanan örtülü ödeneğin, 2.3 milyar TL’ye kadar yolu varken;[190]CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Davutoğlu’na, 1.4 milyar liraya ulaşan örtülü ödeneğin, Cumhurbaşkanı tarafından hangi görevleri için kullanıldığını sorup, Başbakanlıktan sonra Cumhurbaşkanlığına da harcama yetkisi verilen örtülü ödeneğin 2015’in ilk 10 aylık döneminde yüzde 58 artarak 1.4 milyar liraya ulaştığını belirtti.[191]

Ekim 2015’e kadar gizli hizmet giderleri için bütçeden 150 milyon 99 bin lira harcama yapıldı. 2014 yılında “örtülü ödenekten” yapılan harcama 1 milyar 78 milyon lira oldu.[192]

Maliye’nin açıkladığı 2015’in Aralık ayı rakamlarıyla birlikte, 2015’te örtülü ödenek harcaması, toplam 1 milyar 773 milyon 235 bin TL’ye ulaştı. Bu rakam, 2014 yılına göre 695 milyon TL fazla harcamayı ifade ediyor. (2014’te 1 milyar 78 milyon TL örtülü ödenek kullanıldı.)…

Örtülü ödenekteki asıl “büyük resim”, AKP’nin iktidar süresine bakıldığında ortaya çıkıyor. Maliye ve Başbakanlık verilerinden yola çıkarak yapılan hesaplamaya göre 13 yılı geride bırakan AKP iktidarı boyunca kullanılan toplam örtülü ödenek harcaması, 9.2 milyar TL’yi geçti…

2003 Mart’ında Başbakan olan Erdoğan, bu görevi cumhurbaşkanı seçildiği Ağustos 2014’e kadar sürdürdü. Resmi verilere göre, bu süre zarfında Erdoğan’ın örtülü ödenekten kullandığı toplam tutar 7 milyar 93 milyon TL’ye ulaştı.

2002 Kasımı’nda iktidara gelen AKP’nin ilk bütçe yılı olan 2003 yılında, örtülü ödenek harcaması 103 milyon TL’ydi. 2015’e gelindiğinde açıklanan 1.8 milyar TL, 13 yıl boyunca örtülü ödenekte 17 katın üzerinde bir artışı ifade ediyor.[193]

Meclis’teki Torba Kanun görüşmeleri sırasında, sabaha karşı yapılan tek maddelik yasa değişikliğiyle, artık sadece Başbakan değil, Cumhurbaşkanı da “gizli hizmet” harcaması yapabiliyor. Para nereye gitti? 15 Haziran 2015’de açıklanan bütçe gerçekleşmelerine göre Mayıs’ta 109 milyon 121 bin TL örtülü ödenek harcaması yapıldı. Bu tutar, nisan ayındaki 51.5 milyon TL’lik harcamanın iki katından fazla.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mayıs ayı boyunca 7 Haziran seçimleri için yaptığı mitingleri düşündüğümüzde, bu artışın bir kısmının, mitinglerin finansmanı için kullanıldığı, uzak bir olasılık değil. Mayıs ayıyla birlikte 2015’in ilk beş ayındaki örtülü ödenek harcamaları toplamda 628 milyon 874 bin TL’ye ulaştı.[194]

Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın, bütçedeki “ortak gizli cep”ine dönüşen örtülü ödenek, 2016’ya hızlı giriş yaptı. Maliye’nin açıkladığı bütçe verilerine göre, “gizli hizmet giderleri” (örtülü ödenek) kaleminden, ocak ayında 103 milyon 432 bin TL kullanıldı. İki yılın harcama eğilimine bakıldığında; aylık harcama ortalamasının, 2014’te 90, 2015 yılında ise 147 milyon TL düzeyine oturduğunu görüyoruz. Bu düzey, örtülü ödenek kaleminden “bazı kaynaklara”, adeta düzenli aktarım yapıldığı işaretlerini taşıyor.[195]

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yıldırım’a kullanma yetkisi verilen “örtülü ödenekten” 2017 yılın ilk ayında (Ocak) 163.8 milyon lira harcama yapıldı.[196]

“Ne örtülüymüş be?!” dedirten bu israf ve talan bakan Mehmet Şimşek için “çerez parası”dır!

Kamuda toplam 115.000 araç olduğunu, bunun 471’inin TBMM, bakanlar ve “devlet yüksek erkânı”na tahsis edildiğini, bütün bu araçların satın alınması, kiralanması, bakımı ve yakıtı için 2013’te 3.3 milyar lira harcandığını belirten bakan Mehmet Şimşek göre, Türkiye milli gelirine ve devlet bütçesine kıyasla çerez parası olarak değerlendirilecek bir miktar bu. Bakan daha sonra iki bin genel müdür, 40 müsteşar, 100 müsteşar yardımcısı, 26 bakanın araç alım ve kullanım harcamalarının cüzi bir miktar olduğunun altını çizdi. 115.000 araç içinde elbette polis arabası da var, itfaiye aracı da. “Devlet yüksek erkânı”nın kullandığı Mercedes’ler de var. Ama bu 3.3 milyar liraya bu araçların bir kısmına tahsis edilen makam şoförlerinin yıllık maliyeti dahil değil. “Çerez parası” aslında biraz daha yüksek ama biz 3.3 milyar lira üzerinden gidelim…

Sorun, Mehmet Şimşek için 3.3 milyar liranın sadece bazı kamu harcamaları söz konusu olduğunda cüzi bir miktar olması. Nedense başka harcamalar söz konusu olunca aynı miktarı ne Mehmet Şimşek, ne hükümetteki diğer bakanlar ne Başbakan ne de Cumhurbaşkanı cüzi olarak değerlendiriyor.

Kamu Harcamaları İzleme Platformu’nun derlediği verilere göre 2013’te, yoksullara yönelik düzenli gelir ödemelerinin toplamı milli gelirin yüzde 0.46’sını oluşturmuş. Bu 7.1 milyar lira demek. Bütçe içinde “çerez parası” olarak tanımlanan miktar 3.3 milyar lira olduğuna göre, yoksullara doğrudan gelir yardımının yüzde 50 artması da cüzi olarak nitelendirilebilecek bir büyüklük değil mi? Sadece Sosyal Yardım ve Dayanışmayı Teşvik Fonu için yapılan harcama 3.7 milyar lira olmuş. Lüks makam aracı alımı olunca Maliye Bakanı’nın çerez parası muamelesi yaptığı harcama miktarı, yoksullara yönelik olduğunda neden bu niteliğini yitiriyor?

Başka bir büyüklüğe bakalım. 2013’te İşsizlik Sigortası Fonu giderleri, GAP’a yapılan transferler hariç, 3.7 milyar lira idi. Bir başka “çerez parası” miktarı. İşsizlerin çok küçük bir kısmının işsizlik sigortası kapsamında olduğu, bu sigortadan yararlanma koşullarının daha kapsayıcı olmasının gerektiği söylendiğinde, söz konusu miktar cüzi olma niteliğini nedense hemen kaybediyor.[197]

III.2) CUMHURBAŞKANI’NIN GİDERLERİ!

Ve bir de cumhurbaşkanı’nın giderleri!

Duymuş olabilirsiniz: Cumhurbaşkanı 29 Kasım 2016’da israftan yakındı; “Hayata baktığımız zaman israf ekonomisi almış başını gidiyor” dedi. Haklıdır…

Bakın, en basitinden temsil harcamalarına göz atalım…

Temsil ve tanıtma giderlerini bilirsiniz. Özel günlerde çiçek yollama, törenlerde çaylar, kahveler ve bilumum ikramlar, ulusal gün törenleri, sanatçı konserleri diye uzayıp giden bir liste. Falanca bakanlık il müdürlüğünden, Cumhurbaşkanlığı makamına uzanan kamu yönetimi alanındaki bu harcamalar nereden ödeniyor olabilir?

Ekim ayı verilerine göre, devlet bir önceki Eylül ay temsil ve ağırlamaya 128.2 milyon TL harcamış. Bu rakam, bir Ağustos ay harcamasının 10 katından fazla.[198]

KALEM KALEM SAYIŞTAY RAPORLARINA YANSIYAN

CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI’NIN BİR YILLIK HARCAMALARI[199]

Erdoğan’ın örtülüsü 150 milyon TL

Raporda “Cumhurbaşkanlığı’nın Gizli Hizmet Gideri” 150 milyon TL olarak belirlendi. Yani 27 Mart 2015’te yapılan yasal düzenleme ile gizlenen Cumuhrbaşkanlığı örtülü ödeneği için 150 milyon TL harcandı. Yasaya Mart 2015’te koyulan bir madde ile Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki ödeneklerin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenmesi ve uygulanması düzenlemesine gidildi. Bu da Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğinin gizli kalması olarak yorumlandı.

Şahsi ödeneği 43 bin TL

Erdoğan’ın kendisine 525 bin TL ödeme yapıldı. Cumhurbaşkanı ödeneği hanesine yazılan bu tutardan, Erdoğan’ın aylık maaşının 43 bin 750 TL olduğu anlaşıldı. Saray’ın personeline 2015 yılı içinde 67 milyon 255 bin 79 TL harcandı.

Suya 3 milyon, deterjana 155 TL

Bir yıl içinde “kullanmaya yönelik su tüketimi aboneliği” için 3 milyon 2 bin 878 TL harcandı. Buna karşılık, “Sabun, deterjan ve temizlikte kullanılan kimyevi maddeler ile bu amaçlarla kullanılmak üzere diş macunu, diş fırçası, kova, força, paspas” alımına ile sadece 155 TL harcanması dikkat çekti.

Aylık ısıtma 266 bin TL

Saray’ın ısıtılması için bir yılda toplam 3 milyon 200 bin 196 TL harcandı. Bu da Saray’ın aylık ısıtma giderinin 266 bin 666 TL olduğunu gösterdi. Saray’ın kullandığı taşıtların akaryakıt ve yağ alımları için ise 4 milyon 330 bin TL harcandı.

Parıltıya aylık 806 bin TL

Sarayın bir yıllık elektrik tüketim bedelinin ise 9 milyon 672 bin 688 lira olduğu görüldü. Yani Saray’ın aylık elektrik faturası yaklaşık 806 bin TL.

Organizasyonlara 30 milyon TL

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın takdiri ile temsil ve ağırlamanın gerektirdiği her türlü tören, fuar ve organizasyon giderleri için bir yılda 30 milyon 648 bin 492 TL harcandı.

Derneklere 4 milyon

Dernek, birlik, kurum, kuruluş, sandık gibi kurullara 4 milyon 150 bin TL para transfer edildi.

Vatandaşa 3.5 milyon

Bir dönem çok tartışılan Saray yardımı da Sayıştay’ın raporunda yer aldı. Raporun “hane halkına yapılan transferler” kaleminde 3.5 milyon TL para transfer edildiği görüldü.

İnternete 580 bin TL

Telefon abonelik ve kullanım ücretlerine 1 milyon 214 bin 306 TL harcandı. Anadolu Ajansı aboneliği ile birlikte internet servis sağlayıcılara abonelik ve internet erişimi karşılığında ödenen ücretler için ise 580 bin 155 TL harcandı.

Uydu telefonuna 2 bin TL

Saray’ın uydu haberleşmesine ilişkin abonelik ve kullanım ücretleri için ise 2 bin 946 TL kaydedildi.

Ankara dışı görevlere 10 milyon TL

Erdoğan’ın yurtiçi gezilerinde geçici olarak görevlendirilen Cumhurbaşkanlığı personeli için 3 milyon 799 bin 644 TL harcandı. Yurtdışı geçici görevlendirmeler için ise yaklaşık 6 milyon TL harcandığı görüldü. Yani Cumhurbaşkanlığı’nın Ankara dışı masrafı yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere toplamda 10 milyon TL’ye yaklaştı.

Kiralık araca 8 milyon TL

Cumhurbaşkanlığı 2015 yılı içinde 8 milyon 767 bin lira harcayarak taşıt kiraladı. Saray, 40 bin TL harcayarak da yüzer taşıt kiraladı.

Gazete ve dergiye 204 bin TL

“Hizmetin gerektirdiği kalem, silgi, zımba teli, topluiğne, ataç, disket, CD, flash disk, toner, mürekkep, klasör, dosya, basılı kâğıt, defter kırtasiye alımlarına 1216 TL harcandı. Saray; “gazete, resmi gazete, dergi, bülten gibi belirli sürelerde basılan yayınlar” için ise 204 bin 953 TL ödeme yaptı.

Hayvanlar için 2 bin 448 lira

Canlı havyan alım bakım ve diğer giderleri için 2 bin 448 TL harcandı. Bu gider için hizmette kullanılan hayvanlar dışında, her cins ve çeşit hayvan alımı, hayvanların koruması, bakımı, kurtarması ve dağıtımı” tanımlaması yapılıyor.

Birkaç şey daha ekleyelim!

Yıllık 18.5 trilyon dolar milli gelir yaratarak dünyanın en zengin ülkesi olan ABD’nin başkanı Trump, “yeni bir First One uçağı yapımını ve alımını” durdurdu. Çok pahalı buldu…

Türkiye’nin yıllık milli geliri 850 milyar dolar ile 720 milyar dolar arasında değişiyor. Türkiye’den yaklaşık 20 kat daha zengin ABD’nin başkanı Trump yeni bir VIP uçak yaptırmayı geri çevirirken Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ise Tunus’un devrik diktatörü Zeynel Abidin Bin Ali’nin VIP uçağına 77.8 milyon dolar ödeyerek satın aldı.

Milli gelirin! ABD’nin 20’de 1’i… VIP iştahın! Trump’ın 20 katı![200]

Mimarlar Odası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 22 Haziran 2015 akşamı Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve din adamlarına Saray’da iftar yemeği verdiği masanın fiyatının 6. 5 milyon lira olduğunu açıkladı.[201]

Erdoğan için 850 bin Avro’ya zırhlı bir otobüs siparişi verildi.[202]

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Cumhurbaşkanlığının 2017 Mali Yılı Bütçesi için öngörülen miktarın, 648 milyon 500 bin lira olarak hesaplandığını belirterek, Kaç-AK Saray’da 746’sı kadrolu ve süreli, 357’si hizmet sözleşmeli, 701’i de hizmet alım suretiyle olmak üzere toplam 1804 personelin görev yaptığını belirtip, Cumhurbaşkanlığı’na ait tüm hizmet binalarının enerji giderlerinin 17 milyon 203 bin lira olduğunu kaydetti. Bunun 9 milyonunun elektrik gideri olduğu bildirildi.[203]

Cumhurbaşkanlığı 2015’in Ocak ayında 10 milyon 57 bin lira, Başbakanlık da 120 milyon 209 bin lira harcama yaptılar. Buna karşılık vatandaşın vergi yükü artarken yine aynı ayda bütçenin vergi gelirleri 34.9 milyar TL’ye ulaştı.[204]

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra rekor artışlar yapılan Cumhurbaşkanlığı bütçesi 2016 yılında da yetmemiş, 2016 yılı başlarken 434 milyon lira olan Cumhurbaşkanlığı ödeneği 278 milyon liralık artışla 712 milyon 844 bin liraya çıkartılmıştı.[205]

Cumhurbaşkanlığı sarayına 2016 yılı için 434 milyon liralık ödenek ayrılmıştı bu para 6 ayda bitti. Ödenek 712 milyona çıkarıldı. Yani 278 milyon lira ekstradan verilecek.

Niçin bu yüzde 65’lik artış? Net bir bilgi yok. Kayıtsız, kuralsız harcama… Lükse, şatafata.[206]

III.3) KAÇ-AK SARAY LÜKSÜ, ŞATAFATI

“Lüks, şatafat” deyince, Kaç-AK Saray’dan söz etmemek mümkün mü?[207]

Kaç-AK Saray’ın oda sayısının 2250 olduğunu açıklayan Mimarlar Odası (MO) Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Kaç-AK Saray, internet ansiklopedisi Wikipedia’da dünyanın en büyük sarayı olarak gösteriliyor. Listede, Topkapı 13’üncü sırada, Beyaz Saray ise yok,”[208] dedi.

DÜNYADA SARAYLAR

SIRA

NERESİ

NEREDE

KAÇ METRE KARE

1

Kaç-AK SARAY

Ankara

289 bin

2

Hofburg Sarayı

Viyana

240 bin

3

Louvre Sarayı

Paris

210 bin

4

İstana Sarayı

Brunei

200 bin

5

Vatikan

İtalya

162 bin

6

Yasak Şehir

Çin

150 bin

7

Kraliyet Sarayı

İspanya

135 bin

8

Quirinal Sarayı

Roma

110.5 bin

9

Falaknuma

Haydarabad

93.9 bin

10

Venaria Sarayı

İtalya

80 bin

11

Buckingham

İngiltere

77 bin

12

Prag Kalesi

Prag

70 bin

13

TOPKAPI SARAYI

İstanbul

70 bin

14

Versay Sarayı

Fransa

67 bin

15

Stockholm Sarayı

İsveç

61.2 bin

16

Caserta Sarayı

İtalya

61 bin

17

St Petersburg Sarayı

Rusya

70 bin

18

Christiansborg

Danimarka

51 bin

19

Windsor Kalesi

Londra

45 bin

20

Serail Sarayı

Beyrut

39.9 bin

26

Kremlin Sarayı

Moskova

24.1

Ayrıca Kaç-AK Sarayı içinde inşa edilen 3 bin kişilik dev cami de açıldı. Kocatepe Camisi ve Diyanet’in VIP camisinden sonra Ankara’nın en büyük 3. camisi olan ve oturum alanı 5 bin 177 metrekareyi bulan Beştepe Millet Camisi’nde yalnızca imamın oturması için yapılan kürsünün (mahfil) 40 bin TL’ye mal olduğu öğrenildi. Camide, tıpkı Saray’da olduğu gibi altın varaklı süslemeler de bulunuyor.[209]

Kaç-AK Saray’ın “en büyük” olmasından öte, temel özelliği Kaçak olmasıdır.[210]

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Gücünüz yetiyorsa gelin yıkın” sözleri ile savunduğu Kaç-AK Sarayı’nın, Orman Çiftliği (AOÇ) arazisi üzerinde yapılmasına olanak tanıyan imar planı iptal edilince; başbakanlık, mahkemeye gönderdiği savunmada arazi üzerinde uygulama imar planlarının yapılmadığını, bu yüzden alanın yapılaşmaya açık olmadığını itiraf emişti.[211]

SİT alanı olan AOÇ arazisine kaçak olarak inşa edilen Kaç-AK Saray’la ilgili Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu,[212] SİT alanına Saray yapılmasının önünü açan Koruma Kurulu’nun ilke kararını oy birliğiyle reddetti. Böylece Kaç-AK Saray ikinci kez kaçak durumuna düşmüştü.[213]

Özetle 1 milyar 370 milyon TL’lik maliyetiyle tartışma yaratan Kaç-AK Sarayı’nın kaçak olduğu bir kez daha tescillenirken;[214] Danıştay söz konusu kararında, “Tarihi sit alanlarının doğal yapısıyla birlikte korunması gerektiğinden; bu alanlarda bitki örtüsünü, topoğrafik yapıyı, silüet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik inşai ve fiziki müdahale yasağı getirilmiştir,” dedi.[215]

Ancak bunlara rağmen Ankara İdare Mahkemesi, SİT alanında olduğu için inşaatı durdurma kararı aldığında Erdoğan “Binayı yapar açarız, sıkıysa gelin yıkın” dedi; öyle de yaptı.

Gerek inşaatı, gerekse işletmesi, büyük, çok büyük ve gereksiz bir israfı yansıtıyor: 1 milyar 370 milyon lira olduğu söylenen saray 1000 odalı olduğu söylendi…

Erdoğan buna karşı çıktı, kamuoyuna nispet verir gibi: “Hayır, 1000 değil, 1150 odalı,” dedi![216]

Sonrası malum… Kaç-AK Saray, yasalar çiğnenip, müthiş bir israf örneği olarak inşa edildi!

Mesela AOÇ’deki Kaç-AK Saray yerleşkesine inşa edilen Cumhurbaşkanlığı konutunun dekorasyonunda, ‘Bizassa’ adlı dünyanın en pahalı mozaiği kullanıldı. İtalyan cam mozaiğin metrekare fiyatı çeşidine göre, 3 bin ile 10 bin Euro arasında değişiyor. MO Ankara Şube Başkanı Candan, “Lüks villalar çizdik, binalar yaptık ama böyle bir malzemeyle ilk kez karşılaşıyoruz,” dedi.

MO Ankara Şubesi, ‘Yavru Saray’ dedikleri konutun hamam, havuz, fin hamamı, SPA merkezi, sauna gibi bölümlerinde İtalya menşeli Bizassa cam mozaiğin kullanıldığını açıkladı. Ultra lüks yapılarda kullanılan ve metrekaresi 3 bin Euro olan mozaiğin fiyatının, 10 asgari ücretlinin bir aylık maaşına denk geliyordu.[217]

Ayrıca 15 bin metrekare alana inşa edilen Erdoğan’ın konutunda 250 oda, 100 bin TL değerinde bir kasa, 600 metrekare mutfak varken; konut 2 normal kat ile 2 bodrum kattan oluşuyor.

Konutta “fitness center, masaj odaları, özel dekorasyon hamamlar, şok duşları, 80 metrekarelik 2 yüzme havuzu, jakuzi, sauna, özel dekorasyon buhar odaları, kar çeşmesi, buz çeşmesi, akvaryum, 600 metrekarelik mutfak, servis hizmetleri için özel kiler, 1800 metrekare büyüklüğünde bir de teras, tenis kortu, basketbol, voleybol ve halı saha gibi spor tesisleri” bulunuyor. MO’na göre konutun sadece 600 metrekarelik özel tasarım mutfağının maliyeti 6.5 milyon TL.

Candan’ın, “Kaç-AK Konut” olarak adlandırdıkları yapı içerisinde 100 metrekareden büyük bir 19 kişilik özel sinema olduğunu ve bunun bedelinin 300 bin TL civarında olduğunu söyledi.[218]

KALEM KALEM MASRAF(LAR)

600 m2 mutfak

6.5 milyon TL Havuz mekanik aksam maliyet

225.000 TL

Halıların metrekaresi

300 TL l İpekli duvar kâğıdı m2

900 TL

Tik ağacı kaplama m2

1500 TL

Yüksek güvenlikli kasa

100.000 TL

Sauna, spa hamam, jakuzi birim m2 maliyeti

9000 TL

Bizassa cam mozaik m2

3000 TL

Birkaç şey daha!

Kalkınma Bakanlığı’nın kamu yatırımlarını hızlandırma amacıyla kullandığı ödenekten üç yılda saray inşaatına aktarılan kaynağın 1.5 milyar lirayı aştığı ortaya çıktı.[219]

Kaç-AK Saray’ın aylık mutfak gideri 6.5 milyon TL.[220]

MO, “Kaç-AK Saray’da 29 kişilik iftar masasının fiyatının 6. 5 milyon lira olduğu”nu açıkladı.[221]

Kaç-AK Saray’da 200 civarında yapay elmaslı avize var, sadece bunların maliyeti 35 milyon TL’ye çıkıyor. Kaç-AK Saray’ın toplam maliyet 20 milyarı geçti.[222]

MO’nın açıklamasına göre, Kaç-AK Saray’ın peyzaj maliyetlerinin 2.5 milyar lirayı bulduğunu ve peyzaj bitkilerinin yüzde 80’inin yurtdışından ithal edildiğini açıkladı. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici de 29 Nisan 2015 tarihli açıklamasında Kaç-AK Saray’a 60 TIR’la Hollanda’dan ağaç ve çiçek getirildiği iddiasında bulunup, “Bir TIR’ın maliyeti 23 bin Avro” dedi.[223]

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan için Kaç-AK Saray’a manej (at pisti) yapılacağı iddia edildi.[224]

Kaç-AK Saray’da 200 milyon liralık lambri kullanıldığı da ortaya çıktı. Kaç-AK Saray’ın camları 701 milyon lira. Soma’da işten atılan işçilerin tazminatları ise 42 milyon lira. Sarayın camlarına harcanan para ile işçilerin tazminatı 17 kez ödenirdi.[225]

AOÇ arazisine mahkeme kararları dikkate alınmayarak kurulan Kaç-AK Sarayı’na 1265 asgari ücretlinin 1 aylık maaşına denk gelecek masa ve koltuk yaptırıldı.[226]

Toparlarsak: Dönemin ‘Habertürk’ yazarı Fehmi Koru’nun dahi itiraz ettiği[227] Kaç-AK Saray’a, AKP’nin birçok kamu kurumunda üst düzey görev verdiği Ali Babacan’ın danışmanı bürokrat Şeref Efe’de, “Cumhurbaşkanlığı Sarayımızın Müslümanlığa sığmadığını aslında anlatmaya hiç gerek yok. Kur’an’dan kendimize bir ölçü arayacak olursak bu saray inşası ile ilgili Allah’ın hoş karşılamadığı kibir, gurur ve israf gibi pek çok husus ile karşılaşırız,”[228] sert eleştiriler yönetti.

Bu israf karşısında “Kaç-AK Saray’la ne yapılabilirdi?” sorusunu yanıtlamadan olmaz!

Madenlerde 40 işçinin sığabileceği yaşam odalarının maliyeti 250 bin dolar, yani 500 bin lira… 1 milyar 370 milyon liraya 2 bin 740 adet yaşam odası yapılabilir ki bu da, 109 bin 600 madenci için yaşam odası anlamına geliyor…

Asgari ücretin 846 lira olduğunu göz önüne alırsak, Kaç-AK Saray yapımı yerine 1 milyon 619 bin 385 işçinin ücreti ödenebilirdi.

2012 yılında 4+4+4’ün devreye girmesiyle yeni okulların yapımı da gündeme gelmişti. Aynı yıl 800 okulun yapımına başlanmıştı. İşte o 800 okulun toplam maliyeti 1 milyar 900 milyon lira idi. Yani bir okulun maliyeti 2 milyon 275 bin liraydı. Kaç-Ak saray için harcanan 1 milyar 370 milyon liralık parayla toplam 602 okul yapılabilirdi.

400 yataklı bir hastanenin ortalama maliyeti 100 milyon lira. Yani bu paraya 14 hastane yapılabilirdi.

 Duble yollarla, yapılan Marmaray ve yapımı devam eden 3. köprüyle övünen Türkiye’de bir metro hattının kilometre başına maliyeti 140 milyon lira civarında. 9 kilometrelik metro hattı döşenebilir ki bu da Göztepe’den Ümraniye’ye yapılan metro hattı kadar eder![229]

Lafı daha da uzatmadan sözü Mustafa Halif’in birkaç kez okunması gereken satırlarına bırakalım:

“Yeni Şafak gazetesi beni güldürdü, Allah da onları güldürsün. Niye güldün derseniz anlatayım. Manşetlerinin üzerinden bir haber vermişler. Şöyle ki; ‘Beştepe’deki (yani Kaç-AK Saray) sade ve doğal yaşam Emine Erdoğan sayesinde öne çıkıyormuş.’

Peki nasıl oluyormuş bu, gazete haberinde anlatıyor: ‘Mutfaktaki limon ve elma kabukları çöpe atılmıyor, onlardan yapılan sirke temizlikte kullanılıyor. Sofrada bir kap yemek oluyor. En çok tüketilen içecek Rize’nin beyaz çayı.’

Şimdi bu haberin neresinden tutalım? Bak arkadaş, Emine Hanım ne tutumlu, limon ve elma kabuklarını bile attırmıyor desek…

1100 odalı, maliyetinin tamamı ‘tepki büyür’ diye bir türlü açıklanmayan (1.3 milyar dolardan 3 milyar dolara kadar tahmin var) bir Saray yaptırıp içinde oturacaksın, sonra limon kabuğu edebiyatı yapacaksın.

Bir kap yemek yeniyormuş Saray’da. Bir kâse çorba veya bir çeşit yemek ve salatayla kurulan sofralar varmış. Ülkenin hâlâ on binlerce evinde yatağa aç giden çocukların, insanların olduğunu unutup ‘bir kap yemek bir de salata’yı büyük tevazu diye nakletmek.

Tüm bunların ardına da ‘Saray’da en çok tüketilenin dünyanın en pahalı çayı olduğunu, muhtemelen bilmeden itiraf etmek’: Bol bol Rize’nin beyaz çayı tüketiliyor. Beyaz çayın fiyatından bir örnek vereyim. Çaykur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, beyaz çayı 20 gramlık kutularda satacaklarını, kilosunun 4 bin TL olduğunu açıklamıştı. Yani haber ‘Nereden tutsan elinde kalıyor.”[230]

Kaç-AK Saray’ın ve orada ikamet edenlerin hikâyesi bu ve böyle!

AYRIM: YALANA KARŞI

“Evet” ekonomisi yalanının hâl-i pür melali bu!

Emekçilere, “istikrar” diye sunulan bu yalan (ve egemenliği) karşısında Çiçeron’un, “Ne fidem habueris homini blandienti/ Yalancıya güvenme!” uyarısı ile Halil Cibran’ın, “Baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir,” sözleri anımsanmalıdır.

“Yalan” deyip geçmeyin!

Adolf Hitler’in, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in, “Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır, olmazsa yalana devam edin. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanır. Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması da o kadar kolaylaşır. Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır. Büyük yalancılar büyük sihirbazlardır. Birisine yalan olsa bile, o söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur. Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir, çünkü onları kandırmak daha kolaydır,” sözlerini anımsamak dahi, yalanın egemenliğinin ne anlama geldiği yeterince net olarak sergiler…

Doğru olmadığı bilinmesine rağmen, kişi ve toplumun doğru olarak algılamasını amaçlayan davranış veya anlatım olarak tanımlanması mümkün olan yalan konusunda Josh Billings, “Yalanın babası şeytandır ama patent almayı unuttuğu için bu buluşunu iş dünyasına kaptırmıştır,” derken Fyodor Dostoyevski de ekler: “Yalan öyle nüfuz etmiş ki insanların diline, ‘doğruyu söylemek gerekirse…’ diye bir kalıp vardır.”

Aşağıda olanlar, düşmekten korkmayanlar yani başkaldıranlar yalanı yenebilirler!

Bu noktada anımsanması gereken Epiktetos’un, “Tu di bêjî ezê sibê bibim mirovek din. Çima ji îro ve dest pê nakî/ Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bugünden başlamıyorsun?” sorusudur!

TEMEL DEMİRER

9 Mart 2017 13:50:33, Ankara.

 

N O T L A R

[*] Kaldıraç, No:189, Nisan 2017…

[1] Ümit Yaşar Oğuzcan.

[2] Çiğdem Toker, “TÜİK Ani Zenginleşmemizi Anlatacak”, Cumhuriyet, 25 Aralık 2016, s.8.

[3] “2 Bin Dolar Zenginleştik”, Hürriyet, 13 Aralık 2016, s.8.

[4] “Müjdeler Olsun Zenginleşiverdik!”, Birgün, 13 Aralık 2016, s.11.

[5] Mustafa Çakır, “TÜİK Rakamlarla Oynadı Zenginleştik”, Cumhuriyet, 13 Aralık 2016, s.9.

[6] Johann Wolfgang von Goethe, Genç Wertherin Acıları, çev: Nihat Ülner, Can Yay., 2016.

[7] Orhan Bursalı, “Çöken Ekonomi: 6 Yılda 70 Bin Dolar Varlık Erimesi”, Cumhuriyet, 17 Kasım 2016, s.6.

[8] Aslı Aydın, “İşsizlik Artıyor, Esnaf Kepenk Kapatıyor, Borç Batağı Büyüyor”, Birgün, 2 Şubat 2017, s.11.

[9] Ekonomist Prof. Dr. Aziz Konukman, 2002-2007 arasının Lale Devri olarak adlandırıldığını belirterek şöyle dedi: “2007’den sonra ciddi bir daralma söz konusu. 2002-2007 yüzde 7’lerde olan büyüme rakamları 2007- 2014 arasında 3.3’e indi. Lale Devri bitiminden beri kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolarda takılı kaldı. “Büyümeye devam” diyorlar. Hangi büyüme? Gösterişli dönem bitti, artık daralmaya başladık. Gıda enflasyonu da enflasyonun iki katı kadar. Genç işsizlikte yüzde 25’lere gelindi, o da vahim. Yabancı yatırımcı ve sıcak para eskisi gibi gelmiyor. Şu anda reel ücretlerin gerilediği, işsizliğin arttığı, büyümenin yüzde 3’lerde, kişi başına düşen büyümenin yüzde 1.5’larda takıldığı, gelir dağılımının bozulduğu bir tablo söz konusu.” (Pınar Yıldız, “Herkes Konuşur AKP Batırır”, Cumhuriyet, 5 Haziran 2015, s.9.)

[10] Pelin Ünker, “Küresel İflas Riskinde İlk Ondayız”, Cumhuriyet, 10 Ağustos 2015, s.9.

[11] Ergin Yıldızoğlu, “Her Tarafı Dökülüyor”, Cumhuriyet, 1 Aralık 2016, s.9.

[12] Türkiye’de işsizlik oranının en yüksek olduğu kentler arasında bulunan Adana, batık alacaklar listesinde bireysel krediler, bireysel kredi kartı ve ihtiyaç ve diğer kredilerde zirve yaptı. Bu 3 kategoride Adana’yı Diyarbakır ile G. Antep izledi. Konut kredisinde tasfiye olacak alacaklar sıralamasında Bitlis birinci, taşıt kredisinde ise başı Bartın çekti. (“Batık Kredide Zirvede Olan İller Açıklandı”, Cumhuriyet, 25 Temmuz 2016, s.8.)

[13] Orhan Bursalı, “Referandum: Bir İhtimal Daha Var, O da Ekonomi mi Dersin…”, Cumhuriyet, 30 Ocak 2017, s.6.

[14] Abdurrahman Yıldırım, “Yüksek Borç, Düşük Tüketim”, Haber Türk, 24 Haziran 2016, s.9.

[15] Pelin Ünker, “TL’nin Yarısı Eridi”, Cumhuriyet, 1 Ocak 2017, s.8.

[16] Çiğdem Toker, “Ya İstikrar Olmasaydı”, Cumhuriyet, 27 Ocak 2017, s.8.

[17] “HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: ‘60 Saray’ ile Yüklendi”, Cumhuriyet, 4 Mart 2015, s. 6.

[18] Pelin Ünker, “60 Saray Parası Kadar Konuştu”, Cumhuriyet, 2 Mart 2015, s. 13.

[19] Mustafa Çakır, “Memur Maaşı 2008’e Döndü”, Cumhuriyet, 24 Kasım 2016, s.9.

[20] “Sanayide Çalışma Saatleri Arttı, İstihdam Azaldı”, Cumhuriyet, 28 Şubat 2017, s.9.

[21] ‘Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı İstihdam Bülteni’nin 2016 verilerine göre Kasım 2016’da sigortalı ücretli çalışan sayısı Kasım 2015’e göre 140 bin, KOBİ’lerdeki sigortalı çalışan sayısı ise 156 bin azaldı. Bir yılda 40 bin kadın sigortalı işsiz kaldı. (Şehriban Kıraç, “40 Bin Kadın İşsiz Kaldı”, Cumhuriyet, 27 Şubat 2017, s.9.)

[22] “Güvence de Yok, Umut da”, Birgün, 31 Mart 2016, s.4.

[23] Şehriban Kıraç, “40 Bin Kadın İşsiz Kaldı”, Cumhuriyet, 27 Şubat 2017, s.9.

[24] Ceyhun Kuburlu, “Türkiye’de Hırsızlık 2016’da Yüzde 25 Artışla 2.5 Milyar Dolara Koşuyor”, Hürriyet, 25 Kasım 2016, s.11.

[25] Yurttaş 2014 yılında pasaporttan tapuya, trafikten notere tüm harçlar için yaklaşık 14 milyar 778 milyon lira ödedi. En büyük ödeme 8 milyar 94 milyon lira ile tapu harçlarında oldu. (“Devlet 15 Milyar Haraç Kesti”, Cumhuriyet, 18 Mart 2015, s.9.)

[26] Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Sekreteri Özden Şener, sağlık sektöründeki sağlıksız gelişmelere dikkat çekti. Özden, 2002 yılında hasta başvuruları yılda 3 iken, artık 8’den fazla hekime gidildiğini belirtti. “İlaç tüketimi 750 milyon kutudan 1 milyar 950 milyon kutuya çıktı. Özel sektörün payı çok arttı. Kamuda başvuru sayısı 2.5 kat artarken, 12 yılda bu oran özel sektörde 13 katına çıktı. Özel sektörün payı yüzde 30’a yükseldi” diye konuştu.

2008 yılında radyasyonla yapılan bilgisayarlı tomografi sayısının 5 milyon olduğunu vurgulayan Özden, “2010 yılında 7.5 milyon, 2012’de 10 milyon ve 2014’de 12.5 milyon. Nasıl bu artış. Sağlıklı bir artış olduğunu söylemek mümkün mü? Mümkün değil. Bebek ölüm hızının yüz binde 30’dan 6’ya düştüğü söylendi biz buna inanamıyoruz. Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Kayahan Pala sadece Bursa ile ilgili 2008 yılında bir çalışma yaptı. İl Sağlık Müdürlüğü verilerine göre bebek ölüm hızı binde 6 ama bu bebeklerin hepsi Bursa ilinde defnedildi. Mezarlıklardan yapılan sayımlarda 1 yaş altı ölümler binde 21 çıktı. Burası herşeyin iyi temsil edildiği gelişmiş bir şehir. Biz ölen bebeklerimizi sayamayan bir ülkeyiz. Çok acı” dedi. (“Ölen Bebekleri Sayamayan Ülke”, Gündem, 12 Şubat 2016, s.4.)

[27] “Kürdistan’da İşsizlik Arttı”, Gündem, 28 Mart 2016, s.4.

[28] “… ‘Doğunun Paris’i Borç Batağında”, Gündem, 18 Şubat 2015, s.3.

[29] “10 Bin Kepenk Kapandı”, Cumhuriyet, 25 Ocak 2017, s.9.

[30] “Kartta Alışveriş Rekoru Yasaklılarda”, Cumhuriyet, 24 Eylül 2016, s.9.

[31] “Batık Krediler 66 Milyar Liraya Çıktı”, Cumhuriyet, 15 Aralık 2016, s.8.

[32] “Batık 16 Milyar Arttı”, Cumhuriyet, 16 Şubat 2017, s.8.

[33] Güngör Uras, “Karşılıksız Çek Durgunluk İşareti”, Milliyet, 10 Temmuz 2015, s.7.

[34] “Karşılıksız Çekler Arttı”, Cumhuriyet, 17 Ağustos 2016, s.8.

[35] “2 Milyon Çek Karşılıksız Çıktı”, Cumhuriyet, 18 Şubat 2017, s.8.

[36] “3 Kişiden Birinin Kredi Notu Riskli”, Hürriyet, 26 Ağustos 2015… http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/29902767.asp

[37] Güngör Uras, “… ‘İflas Erteleme’ Kararları Patladı”, Milliyet, 16 Şubat 2016, s.9.

[38] “Şirketler Kepenkleri İndiriyor”, Birgün, 17 Aralık 2016, s.11.

[39] “Kasım Ayında 1073 Şirket Kapandı”, Cumhuriyet, 17 Aralık 2016, s.9.

[40] Şehriban Kıraç, “Esnaf Kepenk İndiriyor”, Cumhuriyet, 30 Ocak 2017, s.9.

[41] “Vatandaş Zengin Halk Çok Yoksul”, Evrensel, 3 Aralık 2016, s.5.

[42] “Enflasyon Fakiri Vurdu”, Cumhuriyet, 6 Temmuz 2016, s.8.

[43] Özcan Köknel, “Ekonomik Durumun ve İşsizliğin Bireye ve Topluma Etkisi”, Milliyet, 9 Nisan 2016, s.20.

[44] “Dış Açık 50 Milyar Doları Aştı”, Cumhuriyet, 31 Aralık 2016, s.8.

[45] Erinç Yeldan, “Borç Tuzağındaki ‘Yeni Türkiye’…”, Cumhuriyet, 9 Mart 2016, s.9.

[46] “Ekonomide Gizemli 10 Milyar Dolar”, Cumhuriyet, 12 Şubat 2016, s.8.

[47] Türkiye’de gayrimenkule yatırım yapan yabancı sayısı 136 bin 967 kişiye ulaştı. (“137 Bin Yabancı Türkiye’de Ev Aldı”, Milliyet, 26 Haziran 2015, s.16.)

[48] Mustafa Çakır, “Yurttaş Borçla ‘Ev’lendi”, Cumhuriyet, 24 Kasım 2016, s.9.

[49] 2014 yılında 100 büyük sanayi kuruluşunun üretiminin yüzde 59’unu ilk 10 büyük sanayi kuruluşu gerçekleştirdi. Bunlar Tüpraş (rafineri), Petkim (petro-kimya), Philip Morris (sigara), İzmir Demirçelik, Abalıoğlu Demir Çelik, JTI (sigara), Küçükbay Yağ, Kocaer Demir Çelik ve Özkan Demir Çelik firmaları. 100 büyüğün 22’si yabancı sermayeli sanayi kuruluşu. 100 büyüklerin borçları, öz kaynaklarının yüzde 160’ı büyüklüğünde. Borçların aktiflere oranı ise yüzde 61 dolayında. 100 büyüklerin cari fiyatlarla üretimden satışları 2013 yılında yüzde 5.5 oranında, 2014 yılında yüzde 5.0 oranında arttı. Sabit fiyatlarla 100 büyüğün 2014 yılı üretimlerinin yüzde 3.2 oranında gerilediği belirtiliyor. 100 büyüğün satış kârlılığı yüzde 7.4 oranında. Aktif kârlılığı yüzde 9.3 oranında. Özkaynak kârlılığı yüzde 24.2 oranında. Faaliyet dışı kârlarda büyük artış var. (Güngör Uras, “100 Dolar Üretim İçin 56.8 Dolar İthalat…”, Milliyet, 29 Haziran 2015, s.7.)

[50] Ayfer Arslan, “Takipteki Kredi Kâbusu Hortlayacak”, Cumhuriyet, 5 Aralık 2016, s.8.

[51] Engin Esen, “Türk Milyonerler Kaçıyor”, Sözcü, 26 Şubat 2017, s.7.

[52] Korkut Boratav, “Dış Kırılganlıklar Artıyor mu?”, Birgün, 29 Ocak 2016, s.5.

[53] Pelin Ünker, “Yabancı Yatırım Değil Sıcak Para Geldi”, Cumhuriyet, 19 Ağustos 2016, s.8.

[54] “Asya’dan Türkiye’ye Para Aktı”, Türkiye, 4 Ağustos 2015, s.5.

[55] “Yabancılar 13 Milyar Dolar Götürdüler”, Birgün, 13 Şubat 2015, s.5.

[56] Aslı Aydın-Yaşar Aydın, “Prof. Dr. Korkut Boratav: Kriz Gelir, AKP Gider Kolaycılığına Kimse Kaçmasın”, Birgün, 9 Kasım 2015, s.5.

[57] Hurşit Güneş, “AKP İktidarının OHAL’i Ekonomiyi de OHAL’e Soktu!”, Birgün, 30 Ocak 2017, s.11.

[58] Çiğdem Toker, “OHAL’le Gelen Büyük Servet Transferi”, Cumhuriyet, 25 Ocak 2017, s.8.

[59] Ayfer Arslan, “OHAL Ekonomiyi ‘Devletleştirdi’…”, Cumhuriyet, 16 Aralık 2016, s.11.

[60] Erinç Yeldan, “Yandaş Kapitalizmi”, Cumhuriyet, 8 Şubat 2017, s.9.

[61] Ergin Yıldızoğlu, “Bir Mülksüzleştirme Makinesi: TVF”, Cumhuriyet, 9 Şubat 2017, s.8.

[62] Çiğdem Toker, “Varlık Fonu’nun Harcamaları”, Cumhuriyet, 8 Şubat 2017, s.8.

[63] José Saramago, Kabil, Çev: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yayınevi, 4. Basım, 2012, s.123.

[64] Olcay Büyüktaş, “Krizin Ayak Sesleri”, Cumhuriyet, 29 Ocak 2017, s.9.

[65] “Krizin Ayak Sesleri”, Cumhuriyet, 15 Ocak 2017, s.9.

[66] “AKP’nin Tehlikeli Seçim Oyunu”, Cumhuriyet, 1 Mart 2017, s.8.

[67] İktisatçı Gaye Yılmaz, Saray merkezli yönetilen Türkiye ekonomisinde bunca çatlağa rağmen “kriz” beklentilerinin gerçekleşmemesinde, “yabancı sermayeden para akışının kesilmemesi”, “petrol fiyatlarının son 2 yıldır düşmesi” ve “insanların borç olarak yaşamaya alışması” şeklinde 3 kritik etkenin olduğunu belirtti. (Deniz Nazlım, “Krizi Frenleyen 3 Kritik Etken”, Gündem, 26 Mayıs 2016, s.14.)

[68] Pelin Ünker, “13 Bin Şirket İflas Edecek”, Cumhuriyet, 12 Şubat 2017, s.9.

[69] “30 Milyar Dolarlık Gizem”, Evrensel, 13 Şubat 2016, s.5.

[70] “10 Milyar Dolarlık Gizemli Para”, Gündem, 12 Şubat 2016, s.4.

[71] “5 Ayda 2.6 Milyar Dolarlık ‘Gizemli Para’…”, Milliyet, 14 Temmuz 2016… http://uzmanpara.milliyet.com.tr/haber-detay/gundem2/5-ayda-2-6-milyar-dolarlik-gizemli-para/52000/52100/

[72] “Türkiye’den 11 Banka Vergi Cennetindeki Hesaplarda 142 Milyar Lirayı Yönetiyor”, Cumhuriyet, 3 Mayıs 2016… http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/526984/_Turkiye_den_11_banka_vergi_cennetindeki_hesaplarda_142_milyar_lirayi_yonetiyor_.html

[73] Çiğdem Toker, “Bayraktar İHA’larının Bütçeye Maliyeti?”, Cumhuriyet, 7 Eylül 2016, s.8.

[74] Güntay Şimşek, “Altay Tankı İhalesinde İpi Kim Göğüsler?”, Haber Türk, 17 Kasım 2016, s.10.

[75] Sadi Özdemir, “Savunma Rekoru”, Hürriyet, 28 Şubat 2015, s.22.

[76] “Savunmada Hedef Yüzde 20 Büyüme”, Sabah, 28 Şubat 2015, s.19.

[77] Güngör Uras, “Savunma Sanayii Önem Kazanıyor”, Milliyet, 9 Eylül 2015, s.9.

[78] Tamer Arda Erşin, “59 Milyar TL Savaş Aygıtına”, Evrensel, 7 Ağustos 2015, s.5.

[79] “TOMA Üreticisi Tarihinin En Yüksek Kârını Elde Etti”, Radikal, 10 Mart 2016… http://www.radikal.com.tr/turkiye/toma-ureticisi-tarihinin-en-yuksek-krini-elde-etti-1526784

[80] ‘Peterson Institute’ye göre elde ettikleri servetle dünyada 16. sırada yer alan Türk milyarderlerin neredeyse yarısının zenginlik kaynağı miras. Türkiye de milyarderleriyle dünyadan yüzde 1.4 pay almış. Ülkedeki milyarderlerin parasının kaynağı yüzde 45.9 ile en fazla mirasyedilikten geliyor. Servetin kaynağı yüzde 29.2 ile şirket kuruculuğu yani girişimcilik, yüzde 8.3 ile şirket sahibi olma ve yöneticilik, yüzde 8.3 ile siyasi ilişkiler ve yine yüzde 8.3 ile finans sektörü olarak sıralanıyor. (Pelin Ünker, “Amerikalı Şirket Araştırdı… Milyarderlerin Parası Nereden Geliyor?”, Cumhuriyet, 17 Eylül 2016, s.8.)

[81] “Dünyanın En Büyük 500 Şirketi Arasında Türkiye’den Tek Şirket”, Cumhuriyet, 22 Temmuz 2016, s.8.

[82] Pelin Ünker, “Servet Azalırken Borçlar Katlandı”, Cumhuriyet, 26 Kasım 2016, s.8.

[83] İSO 500 listesinde 2014 yılında 488’inci sırada yer bulan Mehmet Cengiz’in şirketi Cengiz Elektrik, 2015 listesinde tam 323 basamak yükselerek 165’inci sıraya çıktı. Devletten ilk ihalesini 1991 yılında alan Cengiz Holding, 2002’de AKP’nin iktidara gelmesinin ardından ihalelerin “vazgeçilmezi” hâline geldi. 2004 yılında devletten Eti Bakır fabrikalarını alan şirket, 2005’te de Eti Alüminyum fabrikalarını bünyesine kattı. 2006 yılında Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi’nin yol yapım işlerini üstlenen şirket 1 milyar 270 milyon lirayı kasasına koydu. 2011’de Ordu Havalimanı yapımını üstlenen şirket 2012’de İstanbul Maltepe sahil dolgu projesini üstlendi. 2012’de ise şirketin elektrik serüveni başladı. 2012 Kasım’da Akdeniz, 2012 Aralık’ta İstanbul Anadolu yakası elektrik dağıtım ihalesini kazandı. 2013’te de Cengiz-Limak-Kolin şirketleri sahnedeydi. 3’üncü havalimanı ve Ankara-Sivas hızlı tren projeleri şirketler tarafından üstlenildi. 2015’te ise Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan Nükleer Santral’ın liman ve liman altı yapım işlemleri ihalesini yine Cengiz İnşaat kazandı. (Semih Güven, “Biri Cengiz’i Durdursun! Zenginlikte 323 Basamak Atladı”, Birgün, 8 Haziran 2016, s.13.)

[84] Pelin Ünker, “Milyonerler Kriz Dinlemedi”, Cumhuriyet, 7 Şubat 2017, s.8.

[85] “İşte Türkiye’nin En Zenginleri”, Hürriyet, Mart 2017… http://www.hurriyet.com.tr/galeri-40382547

[86] “Bankadaki Tüm Paraların Yarısı Milyonerlerin Cebinde”, Birgün, 1 Aralık 2016, s.13.

[87] Şehriban Kıraç, “Boğaz’da 500 Milyon Dolarlık Yalı Yaşamı”, Cumhuriyet, 10 Nisan 2015, s.8.

[88] “Nakit Kredilerde Dev Sıçrama!”, Radikal, 22 Şubat 2016… http://www.radikal.com.tr/ekonomi/nakit-kredilerde-dev-sicrama-1515247

[89] Ayfer Arslan, “İslâmı Finansman 10 Yılda Şahlandı”, Cumhuriyet, 26 Eylül 2016, s.8.

[90] “Türk Bankalarına 2.4 Milyar Dolar Körfez Fonu”, Cumhuriyet, 21 Ekim 2015, s.8.

[91] Güngör Uras, “Kredilerin Artışı Özkaynağa Bağlı”, Milliyet, 30 Mart 2016, s.9.

[92] “Vakıfbank’ın Kârı 1.93 Milyar TL”, Milliyet, 12 Şubat 2016, s.8.

[93] “Halkbank’ın 2015 Net Kârı 2.3 Milyar Lira”, Sabah, 25 Şubat 2016, s.13.

[94] “Halkbank’ta Aktif Büyüklük 195 Milyar TL”, Milliyet, 30 Nisan 2016, s.11.

[95] “Garanti’nin Çeyrek Kârı 1 Milyarı Aştı…”, Milliyet, 29 Nisan 2016, s.10.

[96] “Burgan Bank 2015’te 52.2 Milyon TL Kâr Etti”, Milliyet, 9 Mart 2016, s.8.

[97] 2016’nin 3. Çeyreğinde ING Bank’dan 415 Milyon TL Kâr”, Hürriyet, 14 Kasım 2016, s.10.

[98] “Akbank’ın 2016’nın 9 Aylık Kârı 3.7 Milyar TL”, Cumhuriyet, 23 Ekim 2016, s.9.

[99] “2016 Yılında İş Bankası’ndan 4.7 Milyar TL Kâr”, Cumhuriyet, 15 Şubat 2017, s.9.

[100] “Denizbank’ın Kârı 859 Milyon Lira”, Milliyet, 20 Şubat 2016, s.10.

[101] “Fibabanka Kredileri Yüzde 44 Arttı”, Hürriyet, 14 Kasım 2016, s.10.

[102] “Bayrağı Daha da Yukarı Taşıyacağız”, Hürriyet, 15 Ağustos 2015, s.10.

[103] “Koç Holding’den 14 Milyar TL Gelir”, Cumhuriyet, 7 Mayıs 2016, s.6.

[104] Şehriban Kıraç, “500 Büyük Sanayi Kuruluşu Listesine Koç Holding Damga Vurdu”, Cumhuriyet, 8 Haziran 2016, s.9.

[105] “Sabancı’nın 2016’nın İlk 9 Ayı Kârı 1.8 Milyar Lira”, Cumhuriyet, 5 Kasım 2016, s.8.

[106] Necla Dalan, “1 Yılda Ulaştığı Kârı 3 Ayda İkiye Katladı”, Vatan, 20 Mayıs 2016, s.7.

[107] “Pegasus 2016’nın İlk 9 Ayında 43.3 Milyon TL Kâr Etti”, Hürriyet, 14 Kasım 2016, s.10.

[108] “Bimeks 2015’i Kârla Kapattı”, Milliyet, 10 Mart 2016, s.8.

[109] “Turkcell’den Tüm Zamanların Rekoru”, Sabah, 4 Kasım 2016, s.14.

[110] “Türk Telekom’dan İlk Çeyrekte 3.8 Milyar TL’lik Gelir”, Milliyet, 22 Nisan 2016, s.8.

[111] “Milyonlar Yoksulluğa Mahkûm”, Özgürlükçü Demokrasi, 26 Şubat 2017, s.3.

[112] Mustafa Çakır, “Çalışan Hep Yoksul”, Cumhuriyet, 9 Aralık 2016, s.9.

[113] Neva Balkan, “Türkiye’nin Tablosu: 18 Milyon Aç, 60 Milyon Yoksul”, Atılım, Yıl:4, No:246, 21 Ekim 2016, s.15.

[114] “Niğde’de Borçlarını Ödeyemeyen İki Çiftçi Böbreklerini Satışa Çıkardı”, Birgün, 8 Şubat 2017… http://www.birgun.net/haber-detay/nigde-de-borclarini-odeyemeyen-iki-ciftci-bobreklerini-satisa-cikardi-149968.html

[115] “Sarayın Aylık Gideri: 21 Milyon TL İken Samsun’da Bir Bebek Açlıktan Hayatını Kaybetti”, 16 Kasım 2016… http://www.xn--yenidenatlm-7zbb.com/sarayin-aylik-gideri-21-milyon-tl-iken-samsun-da-bir-bebek-acliktan-hayatini-kaybetti/2146/

[116] Olcay Büyüktaş, “Türkiye’de Her 5 Kişiden İkisi Yardıma Muhtaç”, Cumhuriyet, 7 Ekim 2016, s.9.

[117] Pelin Ünker, “Yurttaşın Payına Yine Sefalet Düştü”, Cumhuriyet, 10 Ocak 2017, s.9.

[118] “Yardıma Muhtaç Hanehalkı Sayısındaki Artış Normalin Katbekat Üstünde”, 23 Ağustos 2016… http://ilerihaber.org/icerik/yardima-muhtac-hanehalki-sayisindaki-artis-normalin-katbekat-ustunde-58792.html

[119] “Türkiye İstatistik Kurumu 2015 Yılı İçin Hanehalkı Tüketim Harcaması Verilerini Açıkladı”, Mülkiye Haber… http://mulkiyehaber.net/?p=16707#

[120] Şehriban Kıraç, “1.5 Milyon Kişi Faturasını Zamanında Ödeyemiyor”, Cumhuriyet, 23 Ekim 2016, s.8.

[121] Mustafa Çakır, “100 Bin Nüfusa 179 Hekim”, Cumhuriyet, 19 Kasım 2016, s.8.

[122] Bülent Falakaoğlu, “Her Şey ‘Ivır Zıvır’ Olursa…”, Evrensel, 3 Ekim 2016, s.5.

[123] Burcu Cansu, “Bir Yılda 875 Çocuk Öldü”, Birgün, 26 Nisan 2016, s.2.

[124] “7 Milyon Çocuk Şeker Bile Yiyemiyor”, Cumhuriyet, 23 Nisan 2016, s.9.

[125] Olcay Büyüktaş, “Muhtaç Çocuk Sayısı Yüzde 500 Arttı”, Cumhuriyet, 16 Nisan 2016, s.9.

[126] “OECD Yoksulluk Haritası”, Cumhuriyet, 29 Kasım 2016, s.9.

[127] Şükran Doğan, “Kuluçka Makinesi Olmayı Reddediyoruz”, Evrensel, 2 Haziran 2016, s.3.

[128] “OECD Raporu: Türkiye, İşsizlikte Beşinci Sırada”, Umut, No:38, 15 Temmuz 2016, s.10.

[129] “DİSK-AR İşsizlik Raporu: İşsiz Sayısı 6 Milyonu Aştı”, Evrensel, 21 Eylül 2016, s.5.

[130] Serkan Öngel, “İşsizlikte Bitmeyen Kriz”, Birgün, 18 Ocak 2017, s.13.

[131] “İşsiz Kuyruğu 6.5 Milyonu Geçti”, Cumhuriyet, 17 Ocak 2017, s.9.

[132] İstatistiklerde yüksek işsizlik düzeyinin, boşanma nedenleri arasında ilk sıralarda olduğu ortaya çıkardı. (Bahar Atakan, “İşsizlik Aile Dağıtıyor”, Milliyet, 19 Şubat 2016, s.12.)

[133] Deniz Nazlım, “Savaşın Faturası Yoksula Kesilecek”, Gündem, 27 Mayıs 2016, s.14.

[134] Hayri Kozanoğlu, “Farklı Boyutlarıyla İşsizlik”, Birgün, 29 Mart 2016, s.5.

[135] Şehriban Kıraç, “Bir Ayda 20 Bin Sigortalı Çalışan İşini Kaybetti”, Cumhuriyet, 5 Aralık 2016, s.9.

[136] “Genç Kızlarda İşsizlik Oranı Genç Erkeklerden Daha Yüksek”, Cumhuriyet, 2 Temmuz 2016, s.8.

[137] “Emekçiye Darbe… İşsizlikte Büyük Patlama”, Cumhuriyet, 20 Eylül 2016, s.8.

[138] “Genç İşsizlik Oranında Patlama”, Evrensel, 20 Eylül 2016, s.5

[139] “İşsizlik Patladı… Resmi Rakamlar Bile Korkunç”, Cumhuriyet, 16 Şubat 2017, s.9.

[140] Olcay Büyüktaş, “Kentli Genç Kadın İşsizlik Kıskacında”, Cumhuriyet, 17 Şubat 2017, s.9.

[141] Pelin Ünker, “Türkiye Et Fiyatında Dünyayı İkiye Katladı”, Cumhuriyet, 8 Mayıs 2015, s.9.

[142] “Gıda Dışarıda Eridi, İçeride Yakıyor”, Cumhuriyet, 6 Mart 2015, s.13.

[143] “İncir Markette Yüzde 500 Farkla Satılıyor”, Cumhuriyet, 1 Haziran 2015, s.8.

[144] Fehim Genç, “İhracat Bahane Zamlar”, Milliyet, 7 Nisan 2015, s.8.

[145] Bülent Falakoğlu, “İstihdam Niteliksiz Geçim Yardımlarla”, Evrensel, 10 Ağustos 2016, s.4.

[146] Başak Kaya, “Her Çocuk 9 Bin 570 Lira Borçla Doğuyor”, Sözcü, 30 Ocak 2017, s.7.

[147] “Yabancı, Ranta da Kâra da”, Evrensel, 10 Mart 2015, s.5.

[148] Erinç Yeldan, “Borç AKP’yle Üçe Katlandı”, Cumhuriyet, 27 Temmuz 2016, s.9.

[149] “Borçların Özkaynak İçindeki Payı Yüzde 60.5’e Çıktı”, Sözcü, 9 Ağustos 2016, s.6.

[150] Mehtap Özcan Ertürk, “Vatandaşın Borcu 1 Yılda 428 Milyar Liraya Çıktı”, Sözcü, 14 Ağustos 2016, s.6.

[151] Deniz Nazlım, “Sermaye İçin Kriz Yaşanmasa da Emekçi Krizde”, Gündem, 25 Mayıs 2016, s.14.

[152] Erinç Yeldan, “Borçlan, Tüket, Büyü!”, Cumhuriyet, 22 Haziran 2016, s.9.

[153] “Kredi Borcu Tavan”, Birgün, 15 Eylül 2015, s.5.

[154] Yaşar Aydın, “Gelir Adaletsizliği Kapitalizmde Çözülmez”, Birgün, 24 Eylül 2016, s.14.

[155] “Şirketlerin Dış Borcu 227 Milyar Doları Aştı”, Cumhuriyet, 16 Ağustos 2016, s.9.

[156] Mithat Yurdakul, “Araplara ‘Özel’ Borç Patladı…”, Milliyet, 17 Ekim 2015, s.10.

[157] “Her 10 Kişiden 8’i Borçlu!”, Evrensel, 27 Ekim 2016, s.5.

[158] Güngör Uras, “15.4 Milyonumuzun İhtiyaç Kredisi Borcu Var”, Milliyet, 17 Eylül 2015, s.11.

[159] Mithat Yurdakul, “Amansız Takip!”, Milliyet, 9 Kasım 2015, s.9.

[160] Neşe Karanfil, “Kredilerde Takibe Düşme Oranı Arttı”, Hürriyet, 8 Eylül 2015… http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/30009792.asp

[161] TBB’nin verilerine göre 4-5 yılda tüketici kredilerinde ilgi çekici bir değişim yaşandı. ABD ve Avrupa ülkelerinin daralmaya girdiği 2009’da 1 milyon 555 bin 998 olan takibe düşen kredi ve kredi kartı borçlu sayısı 2010’da 1 milyon 121 bin 660’a geriledi. 2011’de bu sayı 910 bin 117’ye kadar indi. Ancak 2012’den itibaren yeniden bir yükseliş başladı. 1 milyon 257 bin 397’ye ulaşan takibe düşen borçlu sayısı, 2013’te 1 milyon 219 bin 119, 2014’te de 1 milyon 297 bin 132 oldu. (“Kredi ve Kredi Kartı Borçlu Sayısı 1 Milyon 300 Bine Ulaştı”, Cumhuriyet, 8 Temmuz 2015, s.10.)

[162] Kadife Şahin, “… ‘Borç’ Süreci!”, Milliyet, 11 Eylül 2015, s.8.

[163] Neşe Karanfil, “Kredilerde Büyük Tehlike”, 13 Ağustos 2015… http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/29796024.asp

[164] “25.8 Milyon Kişi Borçlu”, Cumhuriyet, 23 Şubat 2016, s.8.

[165] “Kredi Borcunda Alarm”, Cumhuriyet, 22 Haziran 2016, s.9.

[166] “Kişi Başı Kart Borcu 3 Bin 727 Lira”, Cumhuriyet, 26 Ekim 2016, s.9.

[167] Bülent Falakoğlu, “Borç, İflas, Protesto!”, Evrensel, 8 Ağustos 2016, s.5.

[168] Pelin Ünker, “Borç Batağı”, Cumhuriyet, 5 Şubat 2017, s.9.

[169] “Karşılıksız Çekte İnanılmaz Artış”, Cumhuriyet, 15 Eylül 2015, s.8.

[170] Hayri Kozanoğlu, “Borçluyum Borçlusun Borçluyuz”, Birgün, 7 Mart 2017… http://www.birgun.net/haber-detay/borcluyum-borclusun-borcluyuz-149682.html

[171] “Bülent Arınç’tan Özeleştiri: İsraf Konusunda Karnemiz Kırıktır”, Cumhuriyet, 18 Nisan 2015, s.4.

[172] Sinan Tartanoğlu, “THY Değil BHY… İktidar Hava Yolları”, Cumhuriyet, 8 Mart 2017… http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/694281/THY_degil_BHY…_iktidar_Hava_Yollari.html

[173] Hüseyin Şimşek, “Diyanet’in Personel Gideri Aylık Cari Açığa Denk: 4 Milyar 629 Milyon TL”, Birgün, 13 Ekim 2016, s.6.

[174] “İlk Beş Ayda Bütçeden Temsil ve Ağırlama İçin 52 Milyon Lira Harcanmış”, Evrensel, 18 Haziran 2015… http://www.evrensel.net/haber/253994/ilk-bes-ayda-butceden-temsil-ve-agirlama-icin-52-milyon-lira-harcanmis

[175] Çiğdem Toker, “Çiçek Parası”, Cumhuriyet, 17 Haziran 2015, s.8.

[176] Çiğdem Toker, “Temsil Harcamaları Uçtu”, Cumhuriyet, 18 Ocak 2016, s.6.

[177] Çiğdem Toker, “… ‘Temiz’ Devlet Gururu”, Cumhuriyet, 20 Ocak 2016, s.8.

[178] “Zeybekci’nin Tanıtım Giderinde Rekor Artış”, Sözcü, 28 Ekim 2015, s.7.

[179] Çiğdem Toker, “Özel Güvenliği Ödüllendiren Kimdi?”, Cumhuriyet, 4 Nisan 2015, s.8.

[180] Nurcan Gökdemir, “Savaş Harcamaları Uçtu”, Birgün, 16 Aralık 2016, s.9.

[181] “Sıfır Güvenlik”, Birgün, 22 Temmuz 2015, s.10.

[182] Ömer Şan, “Valinin ‘Çerezi’…”, Cumhuriyet, 28 Temmuz 2015, s.3.

[183] Arif Kızılyalın, “Müsteşarın Makam Aracı Saltanatı”, Cumhuriyet, 31 Mart 2015, s.12.

[184] “CHP’li Başkanın 700 Bin TL’lik Makam Aracı Muğla’yı Karıştırdı”, Cumhuriyet, 31 Mart 2015, s.12.

[185] Zeki Tezer, “Duble Yollar Bir Bir Çöktü Maliyet Dörde Katlandı”, Cumhuriyet, 23 Haziran 2015, s.9.

[186] “Osmangazi Köprüsü 50 Günde 225 Milyon Lira Zarar Etti”, haber.sol.org.tr, 3 Mart 2017… http://haber.sol.org.tr/toplum/osmangazi-koprusu-50-gunde-225-milyon-lira-zarar-etti-187610

[187] Dinozorun 8 milyon 665 bin TL olarak açıklanan maliyeti, tartışmaya bambaşka bir boyut kazandırdı. Kamu İhale Kurumu kayıtlarıyla belgelenen dinozor ihalesini üstlenen şirketin adı Deha Altyapı A.Ş.

Dinozor ihalesine kendi internet sitesinde de yer veren Deha, Bitlis’in Tatvan ilçesi ticaret siciline kayıtlı 5 milyon TL sermayeli bir şirket. Şirket, 2013 yılında Ankara’da şube açmış. Ağırlıklı olarak Karayolları Genel Müdürlüğü’nden ihale alan, ayrıca Bitlis İçmesuyu İsale Hattı projesini de üstlenen şirketin ortakları Durhan Işık, Zabit Demir, Hülya Demir, Zeynep Demir ve Birgül Demir olarak görünüyor.

Şirketin kamuoyuyla paylaştığı verilere göre devam eden iş sayısı 12 adet. Tamamlanan iş sayısı ise 2 adet: İhale bedeli 11.2 milyon TL olan Bursa Orhaneli ayrımı Keleş işyolu ile ihale bitiş bedeli 40 milyon TL olan Nurdağı Hassa devlet yolu eksik toprak işleri.

Nedense, “devam eden işler” bölümünde yer verilen dinozor ihalesi, Ağustos Eylül 2013 yılında yapılmış. Üzerinden neredeyse 2 yıl geçtiğini not düşelim. 8 milyon 665 bin TL’nin 1 milyon 179 bin TL’si dinozor iskeletleri ve fosil alımı; 7 milyon 485 bin 349 TL’si ise dinozor ve kamuflaj malzemesi işlerine ait.

Dinozor müteahhidinin “devam eden işler”ine baktığınızda pek çoğu işin öngörülen proje süresinin aşıldığı dikkat çekiyor. Sözgelimi Silifke Mut ayrımı Gülnar Yolu toprak işleri, sanat yapıları, trafik güvenliği işi Ocak 2013’te ihale edilip 700 günlük süre belirlenmesine karşın, eski Ulaştırma Bakanı Lütfü Elvan’ın 15 Nisan 2014 tarihli bir soru önergesine verdiği yanıtta 2016 yılında tamamlanacağı bilgisine yer veriliyor. Deha Altyapı A.Ş’nin devam eden işleri arasında yer alan en büyük ölçekli projesi 73.5 milyon TL ile Kayseri Sivas yolunun Bünyan Kayseri Malatya ayrımı. İşlerin toplam bedeli 332 milyon 539 bin TL: Bunun 51.2 milyon TL’lik kısmı tamamlanmış. 281 milyon 341 bin TL’lik kısmı ise sürüyor.

Başkentte tartışma yaratan dinozor heykel ihalesini üstlenen ve ağırlıklı olarak karayollarında asfalt toprak işleri yapan bir müteahhitlik firması olan Tatvanlı Deha Altyapı A.Ş’nin kısa öyküsü böyle. (Çiğdem Toker, “Dinozor müteahhidi Tatvan’dan”, Cumhuriyet, 9 Mayıs 2015, s.8.)

[188] “Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden Dinozora Sekiz Buçuk Milyon”, Cumhuriyet, 7 Mayıs 2015, s.5.

[189] Mustafa Çakır, “Davutoğlu 7.5 Kat Fazla ‘Örtüldü’…”, Cumhuriyet, 17 Mart 2015, s.6.

[190] Çiğdem Toker, “Örtülü Ödenek ve Hazine Yardımı”, Cumhuriyet, 19 Eylül 2015, s.8.

[191] “Erdoğan 10 Ayda Örtülü Ödenekten 1.4 Milyar Lira Harcadı”, Evrensel, 24 Kasım 2015, s.8.

[192] Mustafa Çakır, “Örtülü Ödenekten 9 Ayda 1.3 Milyar Lira Harcandı”, Cumhuriyet, 17 Ekim 2015, s.9.

[193] Çiğdem Toker, “İktidar ‘Örtülü’ Harcamayı Sevdi”, Cumhuriyet, 16 Ocak 2016, s.8.

[194] Çiğdem Toker, “Seçimde İki Kat Örttüler”, Cumhuriyet, 16 Haziran 2015, s.19.

[195] Çiğdem Toker, “Örtülü Ödenek Kaç Maaş Eder?”, Cumhuriyet, 17 Şubat 2016, s.8.

[196] Mustafa Çakır, “Örtülü Ödenek Yıla Hızlı Başladı: 163.8 Milyon Lira”, Cumhuriyet, 16 Şubat 2017, s.8.

[197] Ahmet İnsel, “İktidar Baş Dönmesi ve Çerez Parası”, Cumhuriyet, 28 Mayıs 2015, s.13.

[198] Çiğdem Toker, “Cumhurbaşkanı Haklıdır”, Cumhuriyet, 30 Kasım 2016, s.8.

[199] Sinan Tartanoğlu, “Saray Para Yutuyor”, Cumhuriyet, 12 Ekim 2016, s.11.

[200] Necati Doğru, “İşçinin Hak Arayışına Darbeci General Dönemi Yasağı Getirildi!”, Sözcü, 23 Ocak 2017, s.3.

[201] “AK Saray’ın 6.5 Milyonluk İftar Masası”, Radikal, 23 Haziran 2015… http://www.radikal.com.tr/turkiye/ak_sarayin_65_milyonluk_iftar_masasi-1384107

[202] “Fuat Avni’den Erdoğan’a Zırhlı Otobüs İddiası”, Cumhuriyet, 25 Şubat 2015, s.11.

[203] “Fahri Kasırga: Saray’ın Elektrik Faturası Dokuz Milyon Lira”, Birgün, 3 Kasım 2016… http://www.birgun.net/haber-detay/fahri-kasirga-saray-in-elektrik-faturasi-dokuz-milyon-lira-134177.html

[204] Mustafa Çakır, “Harcayıp Vergi Topladılar”, Cumhuriyet, 17 Şubat 2015, s.12.

[205] Nurcan Gökdemir, “Örtülü Ödenek Erdoğan’a Fazla(!) Geldi: 1 Milyarın Üzerinde Harcadı 3 Milyon Lirasını İade Etti”, Birgün, 18 Ekim 2016, s.6.

[206] Bülent Falakaoğlu, “Zenginler Para, Fakirler Çocuk Yapsın Diye!”, Evrensel, 24 Ekim 2016, s.5.

[207] Saray’a para çok yoksula yardım yok! Türkiye’de sosyal yardımlar GSYİH’nın yüzde 1.38’i oluşturuyor. Oysa bu miktar AB ve OECD ülkelerinde yüzde 2.5’e kadar çıkıyor. 2002’de 1 milyar 376 milyon liralık yardım yapılırken, 12 yılda yoksul sayısının hızla artmasıyla 20 milyar lirayı aştı. (“Saray’a Para Çok Yoksula Yardım Yok”, Cumhuriyet, 27 Nisan 2015, s.9.)

[208] “AK Saray, 2250 Oda ile Dünya Şampiyonu”, Cumhuriyet, 13 Nisan 2015, s.4.

[209] “İmama 40 Bin Liralık Kürsü”, Cumhuriyet, 4 Temmuz 2015, s.6.

[210] Sayıştay, AOÇ ile ilgili hazırladığı 2014 yılı denetim raporuna göre, Kaç-AK Saray’ın yapıldığı arazi Başbakanlık İdari ve Mali İşler Başkanlığı adına kiralandı. İlk kiralama 2012 yılında 60 bin metrekarelik alanda yapılırken ardından 2013 yılında 63 bin metrekare ve 2014 yılında da 14 bin 208 metrekarelik bir araziler kiralanmış. Rapora göre başbakanlık Kaç-AK Saray arazileri için AOÇ’ye yıllık 163 bin lira kira ödüyordu. (“Başbakanlık, Kaçak Saray İçin AOÇ’ye Yıllık 163 Bin Lira Kira Ödüyor”, Cumhuriyet, 8 Ocak 2016, s.7.)

[211] “Başbakanlık Kaçak Yapıyı İtiraf Etti”, Cumhuriyet, 4 Ağustos 2015, s.6.

[212] AOÇ alanının, Cumhurbaşkanlığı Sarayı yapılabilmesi için “T.C. Başbakanlık Gazi Yerleşkesi (OGM) Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı” ilan edilmesine ilişkin 2012/3074 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali hakkında 5 meslek odasının itirazını, Danıştay idari dava daireleri kurulu meslek odalarını haklı buldu, oy çokluğu ile itirazlarını kabul etti. (“Kaçak Saray’ın Kaçacak Yeri Kalmadı”, Cumhuriyet, 11 Temmuz 2015, s.12.)

[213] Alican Uludağ, “Danıştay Noktayı Koydu… ‘Saray Hâlâ Kaçak’…”, Cumhuriyet, 27 Mayıs 2015, s.6.

[214] Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından yapılan açıklamada, Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin verdiği bir kararın Kaç-AK Saray’ı etkileyen bir nitelik taşıdığı yönündeki iddia ve haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Verildiği ileri sürülen iptal karar/kararlarının hizmet binalarının hukukî ve fiilî durumunu hiçbir şekilde sakatlamadığını belirtti. (Gülseli Kenarlı, “Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin Kararıyla İlgili Açıklama”, Hürriyet, 3 Ağustos 2015… http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29718548.asp)

[215] “Danıştay Bir Kez Daha Tescilledi: Saray Hâlâ Kaçak!”, Birgün, 27 Mayıs 2015, s.3.

[216] Emre Kongar, “Bir Simge Olarak ‘Saray!’…”, Cumhuriyet, 9 Temmuz 2015, s.4.

[217] “20 Yıllık Mimarım Böyle Lüks Görmedim”, Zaman, 16 Nisan 2015, s.1-13.

[218] Ozan Çepni, “Bu da Saraycık… Sadece Mutfak 6.5 Milyon”, Cumhuriyet, 22 Aralık 2015, s.5.

[219] Fırat Kozok, “Bir Bakanlık Sadece Saray İçin Çalışmış”, Cumhuriyet, 28 Eylül 2014, s.5.

[220] “Sade Mutfak 6.5 Milyon TL”, Cumhuriyet, 31 Mart 2015, s.4.

[221] “Saray’dan 6.5 Milyonluk Masa Açıklaması”, Cumhuriyet, 24 Haziran 2015, s.14.

[222] “Saray 20 Milyarı Geçti”, Cumhuriyet, 3 Haziran 2015, s.5.

[223] “Saray’a 60 TIR İthal Çiçek”, Cumhuriyet, 1 Mayıs 2015, s.7.

[224] “Sümeyye Erdoğan İçin Saray’a At Pisti İddiası”, Cumhuriyet, 19 Mart 2015, s.6.

[225] Yavuz Alatan, “AK Saray’a 200 Milyonluk Lambri”, Sözcü, 14 Mayıs 2015, s.15.

[226] “Kaçak Saray’a Milyonluk Koltuk”, Evrensel, 19 Mart 2015, s.5.

[227] “Fehmi Koru: Bence Erdoğan Saray’ı Kendiliğinden Boşaltmalı”, Radikal, 22 Haziran 2015… http://www.radikal.com.tr/politika/fehmi_koru_bence_erdogan_sarayi_kendiliginden_bosaltmali-1383381

[228] “Ali Babacan’ın Danışmanı: AK Saray Müslümanlığa Sığmaz!”, Radikal, 22 Haziran 2015… http://www.radikal.com.tr/politika/ali_babacanin_danismani_ak_saray_muslumanliga_sigmaz-1383359

[229] Gözde Tüzer, “O Parayla 602 Okul Yapılabilirdi”, Evrensel, 6 Kasım 2014, s.5.

[230] Mustafa Halif, “Elma Kabuğunu Atmıyor, En Pahalı Çayı İçiyor…”, Cumhuriyet, 30 Mart 2015, s.4.

 

“EVET”(İN EKONOMİSİN)E HAYIR![*]
0.0Puan
Okuyucu Puanı: (0 Votes)

Pin It on Pinterest