AKP iktidarının kendine hizmet için görev verdiği kadrolar; bulundukları makamı, AKP iktidarı lehine araç olarak kullanıyorlar. Ancak bu kullanım esnasında söz konusu kadro, makamın kendine kazandırdığı gücüne güvenle, “ideolojik yükleniminin” dilini abartılı kullanarak vaaz vermekten de kaçınmıyor.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, sürekli, işgal ettiği makamın kendine verdiği yükümlülüğün haddini aşan açıklamalarına bir yenisini ekledi. Ali Erbaş’ın son dönemde yaptığı açıklamaları gibi, ‘Kuran kursuna bağış yapan cennette ev sahibi olur’ açıklaması da AKP yandaşı medyada yazarları tarafından eleştirildi. AKP yandaşı yazarların, siyasilerin eleştirileri; bu tür açıklamaların “AKP iktidarına zarar verdiği” fikri üzerine oturtuluyor.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘Kuran kursuna bağış yapan cennette ev sahibi olur’ açıklaması, bu kez de Fatih Altaylı’nın tepkisine yol açtı.

Altaylı, “Diyanet İşleri Başkanı cennetten arazi hatta bitmiş konut satmasını eleştirenlere çok kızmış ve resmî açıklama yapmış. ‘ Ben Peygamber efendimizin hadislerini aktardım’ diyerek. Yani diyor ki, ‘Benimle dalga geçen Peygamber efendimizle geçmiş olur’. Yok ya!  Hadi göster bana bir tane hadisi şerif ‘Kuran kursuna bağış yapan cennette ev sahibi olur’ diyen. Hz. Muhammed’in dediği açık. En ahmak bile anlasın diye. İyilik yapmayı, iyi insan olmayı teşvik ediyor. ‘Köpeğe su veren kadına cennet müjdelenmesi’ ile senin Kuran kursuna tuğla verene cennette ev verilmesi aynı şey mi! Giderek Hristiyanlığın çürüme dönemine benzetiyorsunuz İslam’ı. Gençler boşuna deist olmuyor!” sözleriyle tepkisini ifade etti.

Altaylı’nın tepkisi; Diyanet İşleri Başkanı’nın açıklamasının İslam dinine zarar verdiğine ilişkin kaygısının ifadesidir.

Şu açık ki insanlık tarihi boyunca dinlere; o dini kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanan siyasiler, ideologlar, abartılı söylem ve pratikleriyle, o dine karşıtlarından daha çok zarar verdi. İdeolojik ve dini inancı yayma konusunda kendini görevli addeden insanların “abartılı” söylem ve pratiği, her dönemde, insanların o ideolojiden uzaklaşmasına katkı sundu. Tüm ideolojik inançlara ilişkin abartının, saçmalama noktasına varması ve saçmalığın o inanca zarar vermesi; doğrudan ideolojik, dini yapıların sürdürücülerinin iktidar hırsının önlenemez oluşuna bağlı gerçekleşti.

Egemenlerin, halkı yönetim sürecinde, kendi çıkarları doğrultusunda inançları kullanması kaçınılmaz ve engellenemez olduğu kadar; inancın saçmalama noktasına vardırılması ve dolayısıyla insanların dinden uzaklaşmasına katkı sunması da kaçınılmazdır.

Denilebilir ki; F. Altaylı ’nın uyarısı; AKP kadrolarının “dini kullanmayı” saçmalama noktasına vardırmasını önlemeye yetmeyecektir. Dolayısıyla İslamcı kadronun saçmalamasının, “gençlerin deist olması” sürecine katkısı da kaçınılmaz ve sürekli olacaktır.