Güney Kore devleti Corona-19 virüsünün yayılma hızını durdurucu önlemler alan ülkeler listesinin ilk sırasında yer aldı. Ancak Güney Kore’de alınan sert tedbirlere rağmen, toplumun bazı kesimlerinin faaliyetini denetimde gösterilen zaaf, alınan önlemlerin delinmesine yol açtı.  Önlemlerin delinmesinde; Siyasi iktidarın, dini kurumların faaliyetlerine toleranslı yaklaşmasının rolünün olduğu ortaya çıktı.

Siyasi iktidarın tüm denetimine karşın, “sıkı” önlemleri delen vaka, Güney Kore’deki bir kilisede gerçekleşti. Söz konusu kilisede,  Covid-19’a karşı ilaç olduğu uydurma iddiasıyla kilise cemaati üyelerinin ağzına törenle ‘tuzlu su’ sıkıldı.

Güney Kore’de gerçekleştirilen “Corana 19 virüsünü defetmek için tuzlu su sıkma” ritüeli; doğrudan dini inancın meşrulaştırdığı ve kurallaştırdığı bir eylem. Her ülkede olduğu gibi G. Kore’de de, dini inanca özel kural ve ritüelle gerçekleştirilen bilim dışı pratik; o dini inancın üyeleri tarafında sorgusuz “doğru” ve uygulanabilir kabul ediliyor.  Dini inanca ilişkin kabulü içselleştiren cemaat üyelerinin gerçekleştiği törende ağzına tuzlu su sıkılan yaklaşık 50 kişi Covid-19’a yakalandığı tespit edildi. Ancak virüsün yayılmasının 50 kişiyle sınırlı kalmadığı; kilise üyesi insanların ilişki kurduğu yüzlerce kişiye de hastalığın bulaştığı açıklandı.

The South China Morning Post’un yetkililerin de görüşünü içeren haberine göre, Güney Kore’de yer alan kilisede, virüsü öldürür diye cemaat üyelerinin ağızlarına tuzlu su sıkan kişi, Kilisenin yetkilisi.

Seul yakınlarında bulunan Gyeonggi bölgesindeki Lütuf Nehri Toplum Kilisesi’nden (River of Grace Community Church) yetkili kişi, kiliseye gelen birçok kişi üzerinde aynı spreyi, başlığını dezenfekte etmeden kullandı ve böylece kilisenin papazıyla eşi de dahil olmak üzere yüz kadar katılımcının önemli kısmına hastalık bulaşmasına sebep oldu.

Video görüntülerinde, yetkilinin spreyin ucunu, biri önceden koronavirüs taşıyıcısı olan bir dizi farklı üyenin ağzının içine soktuğu anlaşıldı. Gyeonggi bölgesinin Koronavirüs Görev Gücü Başkanı Lee Hee-young pazartesi günü şöyle konuştu:

“Sprey şişesinin başlığını hasta olduğu daha sonra doğrulanan bir cemaat üyesinin ağzının içine soktukları doğrulandı. Daha önce diğer cemaat üyelerine de spreyi dezenfekte etmeden aynısını yapmışlar. Bu, virüsün yayılmasını kaçınılmaz kılmış. Böyle yapmalarının nedeni tuzlu suyun virüsü öldüreceği yönündeki asılsız inanç.”

Bu olayın ortaya çıkması üzerine Kiliseye ziyaretçi girişi yasaklandı; Kilise şu an kapalı.

Tam da Güney Kore’de, kısmen de kapsamlı testler sayesinde, yeni Covid-19 vakalarında önemli bir azalma yakalanmışken; bu yeni vaka meydana geldi.

Kiliselerin Corona19 virüsünün yaygınlaşmasındaki rolünün bu vakayla sınırlı olmadığı biliniyor.  Bu vaka açığa çıktığı için ilgi, Lütuf Nehri Toplum Kilisesi üzerinde yoğunlaştı. Ama bilinen o ki; G. Kore’deki diğer kiliselerde de benzer ritüeller nedeniyle hastalığın yayılmasına katkı verilmiş.

Güney Kore, Bilimsel yöntemlerle Corona-19 vakalarının yayılma hızını denetim altına alan ülkelerin başında geliyor. Ancak her ülkede olduğu gibi Güney Kore’de de  siyasi iktidarın, dini ilişkiler konusunda zaafının baskın olduğu noktada, hastalığın yayılma hızının artmasına katkı verdiği sergilenmiş oldu.

Güney Kore devleti bu vaka üzerinden hareketle kilise faaliyetlerine ilişkin toleransını kaldırdı ve  kiliselerde yapılan  ayinleri  durdurdu. Alınan önlemler sonuç verdi.

Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nden (KCDC) yapılan açıklamaya göre; Ülkede 24.03.2020 tarihi itibariyle 8 bin 500’e yakın vaka bulunuyor.

İnsanlık tarihi sürecinde, Dünya’nın her bölgesinde, her din; Bilimin, insanlığa açtığı yolu tıkadı ve bilim insanları, ilerleme sürecinde, dini inançların önüne yığdığı barikatı aşmak için önemli büyüklükte bir çaba sarf etmek zorunda kaldı. Dün olduğu bugün de her ülkede gerçekleşen durum bu.