İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir ve Niğde Belediye Başkanlarının istifa etmesi istenince “Hangi siyasi aktör FETÖ’cü; hangisi değil ?” sorusu yine gündeme girdi. FETÖ’nün siyasi ayağını oluşturan kişileri merak edenler arttı doğal olarak. Ancak bu konuda AKP kurmayında “tık” yok. Fetullah Gülen yanlısı olduğu bilinen siyasilere “neden dokunulmadığı”; sorusunu haklı kılıyor AKP kurmayının ketumluğu.

Siyasi arenada FETÖ yanlısı unsurların tasfiyesi geciktikçe;  diğer siyasi çevrelerde olduğu kadar AKP çevrelerinde de “Hangi  FETÖ’ cünün dokunulmazlık zırhı var ” sorusuna yanıt arama faaliyeti arttı.

Kuşkusuz siyasi aktörlerin yanısıra bazı iş adamlarının da hala ” dokunulmazlık” zırhına sahip olmalarının  gerekçesi çok; ancak en önemlisi bu bayların içerisinde AKP’nin ağır toplarının da olmasıdır.  Başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere şimdi ki hızlı AKP lileri zor duruma düşürecek sır, FETÖ cülerin koruyucusu. İfşa edildiğinde AKP’de büyük deprem yaratacak sır ellerinde olmasa Erdoğan bir günde hepsinin hesabını görürdü.

FETÖ‘cü siyasilerle AKP’nin başı Erdoğan arasında sıkı pazarlıklar yapıldığının; AKP çevrelerinde konuşulduğu herkese ayan. Bu siyasi aktörlerin yeni kurulan hükümetlerde dahi bakan olduğunu açıklayan AKP liler var. Bunun anlamı, şudur; “Anlaşabiliriz hala.”

Erdoğan’ın “Ne istediler de vermedik” diye açıkladığı şeyleri verme işini birlikte tezgahlayanların, birbirleri hakkında bildiklerinin “az buz şey” olmadığını herkes tahmin ediyor.

FETÖ cü siyasilerin durumu FETÖ cü subaylardan farklıdır. Askerler siyasi ilişkilerde neler döndüğüne vakıf değiller ama FETÖ’cü siyasiler için bu söylenemez. Ki bu FETÖ’cü siyasi aktörler pratiğin merkezindelerdi ve her sırra vakıftılar. Birlikte kurulan  tezgahların  belgelerinin Erdoğan’ın ulaşamadığı bir noktada saklanmadığını söylemek saflık olur.

FETÖ cü iş adamları da benzer durumda, kime ne verdiklerinin ve kimden ne aldıklarının belgelerine sahip olmasalar; ipleri çoktan çekilirdi. Ellerinde olan kozların sağlam olması; mahkum edilmelerini durduran güç. Yani bu “iş adamları” ve siyasilerin tutuklanması; büyük bir çukurun açılmasının sağlayacak ve çukurdan çıkan zehirli gazda bir hayli fazla sayıda siyasi boğulacak . Bu durum fren işlevi yapıyor.

DURUMA GÖRE ŞEKİL ALANLAR

FETÖ’nün önünün kesilmesi sonrası, AKP’ye yakın tarikat üyesi siyasilere ve sermaye sahiplerine gün doğdu. Şimdi piyasada onların borusu ötüyor. Durumun önemli bir yanı bu.

Ancak bir gerçeği de görmek gerekli;   Fetullahçı tarikata yakın görünerek “işini yürüten” ve Gülen’in eteğini öperek AKP içerisinde stratejik noktalara konumlanan siyasilere 15 Temmuz sonrası dokunulmadı. Bu Siyasi aktörlerin Bukalemun gibi yeni duruma uygun renk değiştirdikleri, eski halde olmasalar da etkinliklerini sürdürdükleri ve çoğunun da eski konumunda değişiklik olmadan iktidarın yeni durumuna bağlı statülerini koruyor oldukları; AKP çevrelerinde dillendirilen konu.

Sermaye cephesinde de durum aynı. Açık olarak FETÖ içerisinde yer alanların dışında kalan ve Fetullah’ın ipine tutunarak pazardan payını alan  esnafın, büyük burjuvanın çoğu işini sürdürüyor. Eskisi gibi devlet olanaklarından faydalanmadıkları açık bir durum, ancak bu olgu onların piyasadan silindikleri anlamı taşımıyor.

Çoğu siyasi ve esnaf, fabrika sahibi, 15 Temmuz öncesi devletin olanaklarından yararlanmak için FETÖ ‘nün kapısına döşek sermişti. Siyasi ve iktisadi alanda; “Ayıya köprü geçinceye kadar dayı diyeceksin” kuralına uygun davranış sergileyen bu unsurlar; FETÖ darbe yiyince hemen döşeklerini sırtlarına vurup , AKP nezdinde itibarı olan tarikatların kapısına oturdular. Çıkarına göre ilişkilere bakmak kuralını sektirmeden uygulamakta uzman bu unsurlar; dün olduğu gibi yeni dönemde de işlerini yürütüyorlar. Çünkü bu tür aktörlerin tarikat pratiğinde iktisadi bağ birincil ve dini bağlılık ikincil faktör. Bu nedenle tarikat sempatizanı olmasa da, Dün FETÖ’ye bugün Menzil tarikatına iktisadi ve siyasi çıkar sağlama güvencesi veren Siyasiler ve sermaye sahipleri AKP çatısı altında “iş çevirme” durumunu sürdürüyorlar.

AKP sempatizanı yoksullarsa;”sermaye sofrasından kalan artıktan bize de düşer” umuduyla durumun seyircisi olmaya devam ediyorlar.

METAL YORGUNLUĞUNUN HİKMETİ

Bilinen o ki, oyunun merkezinde olmayan ve dün FETÖ den getirdiği “Hamili kart yakınımdır” yazan belgeyle milletvekili veya bürokrat olan zatlar vardı.

15 Temmuz’da FETÖ cüler başarılı olsalardı. F.Gülen’den getirdiği kart sayesinde iş edinen zatların hepsinin FETÖ tarafından kurulan hükümetin üyesi olması şaşırtıcı olmazdı. Herkes emin ki bugün Erdoğan’ın bayrağını kaldırmakta birbiriyle yarışan AKP milletvekillerinin büyük çoğunluğu FETÖ cü olarak fink atacaklardı politika pazarında.  Bir elin parmakları kadar milletvekili bile Erdoğan’ın yanında kalıp; direnmezdi.

Ama tersi oldu ve şimdi hepsi Erdoğancı.

R.T Erdoğan bu durumu biliyor;  Onun için büyük tasfiyeden söz ediyor.

Erdoğan’ da biliyor ki; şu anda AKP kadrolarını bir arada tutan bağ; din birliği değil menfaat birliği. Menfaat kaynağı kesildiğin de bir kişinin dahi Erdoğan’ın yanında kalmayacağı açık.

Erdoğan’ın içerisinde olduğu “çıkmazı” budur.

Her durumda, her ortamda ve her zaman “millete güvendiğini” tekrar ediyor Erdoğan; Ki kimseye güvenmediğinin göstergesidir bu.

Erdoğan; “güvenilmezleri” tasfiye hareketini gerçekleştirmek için “metal yorgunluğu” durumunu gerekçe yaptı.

Metal yorgunluğu; Başbakan Binali Yıldırım’ın dediği “Bahar yorgunluğuna” benzemez.

“Bahar yorgunluğu” geçicidir; Metal yorgunluğu kalıcı. Metal yorgunluğu yaşlılık yorgunluğuna benzer. Bu yorgunluk başladı mı o kişinin, kurumun feri söner.

Yorgun metal iflah olmaz.

Olmayacağı da açık. “Güvenilmezleri” çıkarınca “yola kiminle devam edileceği” denklemini kurmak oldukça riskli bir iş.

Güven duyulmayan tayfa; kaptanın hayalini mundar eder.