Mübariz Gurbanoğlu, ”FETÖ üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklandı. Ancak bu tutuklanma AKP iktidarı yandaşı basın tarafından dillendirilmeden geçiştirildi. Korona virüsü vakasının gündemin başına oturması; yandaş medyanın, Mansimov’un tutuklanmasının üzerini örtme işini kolaylaştırdı.

Mansimov Gurbanoğlu hakkında soruşturma başlatıldığı yönündeki iddialar Şubat ayında başlamıştı. Mansimov Gurbanoğlu iddialara sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama ile yanıt vermişti; “Beni terörle, FETÖ ile ilişkide ve casuslukta yalandan itham ederek üzerime suç atmak istiyorlar. Bana FETÖ’cü demektense kendinize, geçmişinize ve çocuklarınızın nerde eğitim aldığına bakın. Hukuku, adaletsizliği parayla almaya kalkıyorlar. Benim eski satılmış çalışanlarımı, bazı hâkimleri, devlet adamlarını satılan mal gibi almışlar. Onlar da mal gibi paranın kulu olmuş, ne şeref kalmış ne de namus. Bir zamanlar o hocanın peşinde koşanlar şimdi bana saçma, akıl almaz iftiralarla geliyorlar… Sizin sonunuzu ise ben hiç düşünemiyorum”.

Gurbanoğlu’nun bu tehditkar ifadesine karşın bir ay geçmeden 17 Mart tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Mübariz Mansimov Gurbanoğlu; polisteki sorgusu sonrası İstanbul Adliyesi sevk edildi. Savcılığın, “FETÖ üyesi olmak” iddiasıyla mahkemeye çıkan Mansimov Gurbanoğlu, hakimlik sorgusunun ardından tutuklandı.

Gurbanoğlu’nun tutuklanması; Siyasi ve iktisadi çevrelerde şaşkınlıkla karşılandı. Bu şaşkınlığın esas nedeni Gurbanoğlu’nun Erdoğan ailesiyle var olan sıkı ilişkisiydi. Ne olmuştu da Gurbanoğlu FETÖ davası kapsamına alınarak tutuklanmıştı.

Tehdit ifadeler içeren konuşma yapabilecek kadar cesur olması, Gurbanoğlu’nun siyasi iktidarla grift ilişkilerinin olmasıyla doğrudan bağlantılıydı.

Mansimov; yüze yakın gemi filosuna sahip Palmalı Group’un kurucusu ve başkanıydı. Karadeniz’deki petrol ticaretinin büyük çoğunluğu Palmalı şirketine ait gemilerle yapılıyor. Bu ticaret sayesinde milyarder olan Mansimov ile Erdoğanlar arasındaki dostluk ise yıllar öncesine dayanıyordu. 1998 yılında işini Azerbaycan’dan Türkiye’ye taşıyan Mansimov 2006’da Türk vatandaşlığına geçerek Gurbanoğlu soyadını aldı. Mansimov; “Sayın Başbakan [Erdoğan] ‘Niye Türk vatandaşı olmuyorsun’ demişti, doğru dedim ve Türk vatandaşı oldum” diyerek durumuna ilişkin açıklama yapmıştı. Bu açıklama ile Gurbanoğlu, Erdoğan’la samimiyetinin derecesine işaret ediyordu.

 

Hediye gemi

Milyarder Mansimov ve Erdoğan ailesi ile ilişkisi, Mansimov’un Türk vatandaşı olması ile ilgili işlerin kotarılması noktasında kalacak kadar basit değildi. Gurbanoğlu ile Erdoğan arasındaki ilişki oldukça karmaşıktı.

Mansimov, 2007 yılında petrol tankeri Agdash’i Rusya’da siparişi verdi. Letonya’da bulunan Parex Bank’tan 18,4 milyon dolarlık krediye başvurdu, Ancak banka parayı hemen vermedi.

Sonbaharda gemiyi teslim alan Mansimov ile aynı dönemde Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen, İrlanda Denizi’nde vergi cenneti olarak bilinen Man Adası’nda Bumerz Limited adlı şirketi kurdu.

Bir yıl boyunca Letonya, Hollanda ve İngiltere kıyılarında petrol taşıyan Ağdash adlı gemi, Malta’da “Pal Shipping Trader Öne” adli şirketin üzerine kayıtlıydı. Bir yıl sonra Erdoğan ailesine ait, Bumerz Limited şirketi, Ağdash’in kayıtlı olduğu şirketin bütün hisselerini alarak Ağdash’in sahibi oldu.

2008’de, “Pal Shipping Trader One” hisselerinin Erdoğan ailesince satın alınmasından bir gün sonra, Parex Bank Mansimov’un Ağdash için bir sene önce istediği ancak alamadığı 18,4 milyon dolarlık krediyi Erdoğanlar’ın şirketi olan Bumerz şirketine verdi.

 

İşler  daha da karmaşıklaşıyor.

Söz konusu bankadan alınan 18,4 milyon dolarlık krediyi Erdoğanlar’ın yerine Mansimov ödedi. Çünkü Massimov gemiyi Erdoğan’lardan yedi yıllığına kiraladı ve Parex Bank’a krediyi ödeyecek kişinin Mansimov olacağına dair taraflar arasında bir antlaşma imzalandı.

Yani Mansimov, halihazırda kendi sipariş ettiği gemiyi Erdoğan ailesinin şirketine devredip, üstüne geminin inşaat masrafı için alınan krediyi de, aynı gemiyi kiralayarak kendi ödemiş oldu. Kredilerin geri ödemesi bittiğinde geminin sahibi Erdoğanlar’ın şirketi Bumerz olarak kaldı.

Böylece Agdash petrol tankeri Mansimov tarafından Erdoğanlara hediye edilmiş oldu. 2008 yılından 2015 yılına kadar kredi ödemesi devam eden bu hediyenin bedeli en az 21,2 milyon dolardı.

Gemi için gereken bedelin yedi milyon dolarlık kısmının ödemesini de iş adamı Sıtkı Ayan üstlendi. S. Ayan’ın, Erdoğan’ın çok eski dostu olduğu biliniyordu. Ayan’ın bu ödemeyi Ağdash için neden yaptığı ise bilinmiyordu.

Sadece Erdoğanlar değil; AKP döneminde ihale zengini olan iş insanlarından başka, eski bakanlardan Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar’ın oğlununda, Mansimov’la ticari bağlantısı bulunuyordu.

 

Socar, BMZ gemilerini aldı

Erdoğan’ın Mansimov’a bu büyük “hediye” karşılığında nasıl ayrıcalıklar tanıdığının doğrudan bir kanıtı yok, ancak 2008’den sonra milyarder iş adamının ticaretteki başarısının gözle görülür şekilde arttığı açıktı.

2011 yılında Bodrum Yat Limanı’nı da Jefi Kamhi’den 42 milyon dolara satın alıp, 100 milyon dolar yatırımla Yalıkavak Marina’yı hayata geçiren Gurbanoğlu, 2013-2014’te Türkiye’nin en zengin 10 iş insanından biri olarak gösteriliyordu. 2015 yılında da Forbes’ın dünyanın en zengin 500 iş insanı listesine giren Gurbanov; Bodrum’da bulunan Tilkicik Koyu’nun özelleştirme ihalesine girdi ve 370 milyon lira teklif vererek ihaleyi de kazandı.

Mansimov’ın en büyük girişimi ise 2008 yılında yarı hissesini satın aldığı Tekfen İnşaat. Tekfen, Bakü-Ceyhan ve TANAP boru hatlarından geçtiğimiz yıllarda büyük ihaleler kazandı. Tekfen’in sadece TANAP için aldığı ihalenin bedeli yarım milyar dolardı.

Erdoğan ve Mansimov ilişkisi karşılıklı çıkarlara dayanarak sürdü. 2015’te Ankara’nın Kürdistan Özerk Bölgesi’nden Ceyhan limanına ham petrol ticareti yaptığı duyulunca, Irak hükümeti duruma büyük tepki göstermiş, ihracat yapan denizcilik şirketlerini kara listeye almıştı. Mansimov, bu diplomatik kriz sırasında, Ceyhan’daki limandan petrolün dışarıya taşınmasına aracı olarak Kürt petrolünün Türkiye’ye akışının devamını sağladı.

Mansimov’un aracı rolü, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki petrol ticaretinde de kendini gösteriyor. Palmali Group, 2007 ve 2008 yıllarında Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla Azerbaycan’dan Türkiye’ye gelen tüm ham petrolü Ceyhan’dan taşıma yetkisine sahip tek şirket olmak için 10 yıllığına SOCAR’la anlaşma imzaladı.

Mansimov, SOCAR ve Erdoğan ailesi arasındaki ilişki hâlâ sürüyor. The Black Sea’nin araştırmalarına göre SOCAR, Ocak 2017’de Erdoğan ailesinin bir başka şirketi olduğu kamuoyunca bilinen BMZ Group’a ait beş petrol tankerini satın aldı. SOCAR bu işlem için Malta’da kurulu şirketlerini kullandı. Aynı ay içinde hükümet bir KHK ile SOCAR’ın Türkiye şirketlerinden olan Socar Gaz Ticareti A.Ş.’ye üç aylığına kayyum atamıştı.

Erdoğan ailesinin SOCAR’a satılan gemileri, aynı Agdash’da olduğu gibi, Mansimov’un Palmali Group şirketi tarafından kiralanıyordu.

 

Şirkete yakın dost kalkanı

Erdoğan ailesi Agdash’ın sahibi oldukları gerçeğini olabildiğince gizlemeye çalıştılar. 2011 yılında Bumerz’in hisseleri kâğıt üstünde Sıtkı Ayan ve oğlu Bahaddin Ayan’a devrediliyordu. Ancak Ayan’ın gemiyi şirketle beraber gerçekten satın aldığına dair hiçbir kanıt yoktu. Şirketin devrinden sonra düzenlenmiş olan en az üç belge ise Agdash’ın gerçek sahibinin hâlâ Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen olduğunu gösteriyordu.

2015’te Parex Bank’tan alınan kredinin geri ödemesi bittikten sonra Mansimov’un gemi için Bumerz’le yaptığı kira sözleşmesi beş yıl daha uzatılmıştı. Böylece Mansimov’un Erdoğan ailesinin kişisel servetine gemi üzerinden eklediği 22,7 milyon dolar ve Ayan’ın eklediği yedi milyon dolarla birlikte ortaklığın toplam maliyeti neredeyse 30 milyon dolara ulaştı. Mansimov’un uzattığı kira sözleşmesinin süresi 2020 yılında dolduğunda bu servet beş milyon dolar daha artacaktı.

Ancak 2020 yılına gelmeden Mansimov’un FETÖ sanığı olarak tutuklanması; kar paylaşımında sorunlar çıkmasının alameti sayılıyor. Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar; AKP milletvekili seçildikten sonra Gurbanoğlu ile iş ilişkilerini kestiğini açıklamıştı. Aslında bu “ilişki koparma” durumunun; Mansimov’un sonuna ilişkin bilgi veren  işaret olduğu anlaşıldı. “Organize iş” sürecinde aksama olunca “dostlar” arasına kara kedi girmesinin kaçınılmaz gerçekleştiği de siyasi çevrelerde dile getiriliyor. Yakında bozulan ilişkiden büyük koku çıkacağı olasılığı oldukça fazla .