“…….Çoğu zaman işçi sınıfının bugün için kapitalizmi yıkacak bir bilinç, örgütlülük ve eylemlilik düzeyine sahip olmadığından hareketle, burjuvazinin iç savaş hazırlığı ya gericilik
kavramı altında görmemezlikten geliniyor ya da küçümseniyor. Ancak burjuva devlet bugün eskisinden farklı olarak olay ve olgulara henüz onlar potansiyel bir düzeyde
iken müdahale ediyor. Bu anlamda kapitalist devlet, aynı zamanda sınıf mücadelesinden edindiği tecrübeyi kurumsallaştıran ve bunu kullanarak sınıf mücadelesine müdahale eden önleyici siyasi bir sınıf örgütlenmesidir……”
(*)

***

Yaklaşık bir buçuk yıl önce kaleme alınmış yukarıdaki alıntı, bence yeni politik durumun en doğru açıklaması. Düşman sınıf, biriken öfkeden ve yığınların muazzam potansiyel gücünden, bu gücün örgütlü reel bir savaş gücüne dönüşmesinden korkuyor ve daha şimdiden kendi koyduğu bütün kuralları çiğneyerek, bütün temsili organları ve kurumları bir kenara itip etkisizleştirerek; bilinçsiz, muhafazakar ve lumpen yığınları dinci-ırkçı-şoven hamasetle sarhoş edip gerektiğinde mobilize etmek üzere milis olarak örgütleyip hazırlayarak önleyici tedbirler almaya çalışıyor.

Tarihin nasıl seyredeceği ise yalnızca düşman sınıfın, onun devletinin ve politikacılarının ne istediğine değil, aynı zamanda bunun karşısında bizim (devrim ve demokrasi güçlerinin) bilinci, örgütlülük düzeyi ve mücadelesine bağlıdır.

Düşman sınıf, krizin burgacında kendi içindeki çatlamaların ve yönetemez duruma düşmenin korkusu ve paniği içinde daha şimdiden önlemlerini almaya çalışıyor ve devrim ve demokrasi güçlerine, en küçük direniş ve başkaldırılara hunharca saldırıyor.

“Verili koşullarda “KHK’sız; OHAL’siz, AKP’siz bir Türkiye!
İşçi ve emekçilere, tüm ezilenlere sınırsız örgütlenme ve ifade özgürlüğü!” belgileri birleştirici bir işlev görebilir.

Bizlere düşen ise akıllı devrimciler olmanın gereğini yapmaktır; yani -şu anda ne denli güçsüz, dağınık ve sınıfımızdan uzakta olursak olalım- derlenip toparlanmak, işçi, emekçi ve bütün ezilenlerin her türlü direniş, tepki ve başkaldırısını desteklemek; onlara örgütlülük, bilinçlilik, derinlik ve yaygınlık kazandırmak ve tümünü devrimci bir sel yatağında toplamak ve düşman güçleri korktuklarına uğratmaktır.

Bu mümkündür; öfke büyümektedir ve muazzam bir potansiyel devrimci güç birikmektedir. Doğru politikalar üretmek; aynı zamanda sınıfımızla, kent ve kır yoksullarıyla, tüm mağdur ve mazlumlarla devrimci buluşmanın ve büyüyüp çoğalmanın; böylece bu potansiyel gücü iktidarı hedefleyen reel bir devrimci güç olarak ortaya çıkarmanın şartıdır.

Yusuf Erdem

* (İşbaşı Gazetesi, Haziran 2016, sayı 15.)

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar