Erdoğan’ın siyasal iktidarını korumak için son hamlesi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü anımsamak oldu. Bilemiyorum yanına kullanışlı liberalleri/liberal solcuları alarak tükenişten kurtulmayı becerebilir mi, doğrusu karnesi o denli kötü ki bu çevrenin, yeniden ülkenin başına çorap örerlerse şaşırmam. RTE’nin açıklamaları itiraf niteliğindedir, olağan koşullarda muhalefetin söylemesi gerekenleri sıraladı. Artık hukuksuz, hak ve özgürlüklerin askıya alındığı bir ülkede yaşadığımız en üst düzeyde, Cumhurbaşkanı ağzından belgelenmiş oldu. Sanık olan herkes, mahkemeye savunma olarak bu konuşmayı sunabilir.

***

Erdoğan, konuşmayı HDP’yi kapatma gölgesi altında yaptı. Buldan’ın hepimizi şaşkına çeviren, geçen haftaki konuşmasını kenara koyarak tartışmaya devam etmeliyiz. Kapanmayla tehdit edilen bir partinin genel başkanı, “Zamanı gelince her şeyi açıklayacağız” diyemez. Vekilleri terörist olmakla suçlanan parti genel başkanı, uygun zaman olarak hangi koşulların oluşmasını bekler, anlamış değilim. Tüm bunlar bir tarafa, bugün Kürt halkına takınılacak tutum geleceğimize yön verecektir. Demokrasi, hukuk, özgürlük, eşitlik kavramlarının test edileceği örnek Kürtlere bakıştır.

***

HDP’nin liberallerle işbirliği öteden beri yanlıştır, bu çizgi sosyalistlerin önünde engeldir. Kürt halkının haklı mücadelesini İslamcılarla birlikte çözmeye kalkmak gülünçtür. Sınıf bilincini yok saymak, devrimci ilkelerden ödün vermek çözümsüzlük anlamına gelir. Yeni faşizmin en büyük dayanağı milliyetçiliktir. Dünyada artan göçmen karşıtlığı tipik göstergedir. Kapitalizm krizlerini hep ilgiyi dağıtarak çözmüştür. Karşılıklı köpüren milliyetçi hezeyanlar egemenleri güçlendirir. Yaşadığımız sorunların tümünün sınıfsal olduğunu anlamak niye bu denli güç?

***

Saray, azgın milliyetçileri ardına alarak iktidarını sürdürüyor. Görünen o ki bu siyasal zemin ayakta kalmasına yetmeyecek. Üstelik Biden ile birlikte şapkadan tavşan çıkarma zorunluluğu da doğdu. Başta Kürtler olmak üzere, laikler (Cumhuriyetçiler), eski yoldaşı İslamcılar, muhalif milliyetçiler ve az da olsa sol liberallerle işbirliği arayacak. Saray düzenini sürdürebilmek için havuç uzatmak zorunda muhaliflere. Haksız mahpusluklarla ilgili şaşırtıcı adımlar atılabilir. –Kavala, Demirtaş gibi isimler serbest bırakılabilir. Seçim öncesi ekrana taşıdıkları isimlere bakılırsa her yol mubah iktidarda kalmak için.-

***

Erdoğan çevresinin başarıyla yaptığı gündemi değiştirme işi bu kez pek sonuç vermeyecek gibi. Gara’da ardına düşmeyen muhalefet direnç gösterdi. Akşener’in milli irade vurgusu da önemli. Herkes kendi olursa, ilkeler üzerinden yürürlerse Saray’ın siniri bozulacaktır. Baskı düzenine karşı gelişen toplumsal tepki yükselmeye devam edecek. Eğer ortak bir şemsiyeden söz açılacaksa, bu her tür zorba uygulamaya karşı olmalıdır. Salgınla birlikte büyüyecek olan iktisadi kriz tüm dengeleri sarsacaktır.

***

Her parti kendini bağlayacak taahhütleri yazılı olarak toplumla paylaşmalıdır. Nasıl bir anayasa yapılacağı, kimlerle ve hangi yöntemle olacağı açıkça ortaya konmalıdır. Meclis iradesi, hukukun üstünlüğü, temsil adaleti mutlaka netlikle ortaya konmalıdır. Anayasal yurttaşlık tarifi herkesi içine alacak şekilde vurgulanmalıdır. Bu belgenin ardından ortak maddelerle herkesin altına imza koyacağı bir metin sunulmalıdır topluma ve Erdoğan’a çağrı yapılmalıdır; “eğer sözlerinde samimiysen seçime git ve kurucu meclisin önünü aç” diye. Bu yöntem saçma sapan Erbakan güzellemesi yapmaktan kurtarır herkesi. Abdülhamit posteri altında poz vermek de gerekmez. Laikliği savunmak suç (!) olmaktan çıkar.

***

Peki, düzen partilerinin peşine takılmak istemeyen sosyalist sol ne yapmalıdır? Yakın dönem kurulan -benim de üyesi olduğum- “Dayanışma Meclisi” türü oluşumlar toplumla somut paylaşımlar yapmaya devam etmelidir. Mutlaka sosyalistlerin bir cumhurbaşkanı adayı olmalıdır. Piyasacılık, milliyetçilik karşısında birleşen insanlar yalnız olmadığını hissetmelidir. Sosyalistler, tek çıkış yolunun “Türk-İslam sentezi” türü söylemler olmadığını kanıtlamalıdır. Krizin kendisi zaten buradadır. Toplum sosyalistlere hak vermektedir, sıra oy vermeye geldi. Anlatmalıyız.

***

Saray çaresizlikle kıvranmakta, her muhalifi içeri tıksa da ömrünün uzamayacağını biliyor. Hırçınlığı, dalgalı ruh hali, söylemleri bunun göstergesi. Sahte tarih anlatıları, Goebbels taktikleri işe yaramıyor. İnsanlar günlük yaşamda görüyor çıkışsızlığı ve zaman hızlı akıyor artık, bilgiye çabuk ulaşılıyor.

Diyeceğim, birbirine benzemek yanlıştır, herkes kendi olmalıdır, toplumun bu sahiciliğe gereksinimi var. Siyasiler rollerini oynarken kişisel hırslarına kapılırsa bedelini kısa zamanda öder. Daha önce de yazdım: “Vezir olarak uyuduğunuz gece, rezil olarak uyandığınız sabaha dönebilir.” 

***

İnsanlar, “büyüklerimiz bilir, benim adıma düşünür”kolaycılığından vazgeçmeli artık. Büyük dediklerinin gücü prompter kadar, kapanınca kim olduklarını görüyoruz!

ENVER AYSEVER

Pin It on Pinterest