Diyanet İşleri Başkanlığı’nın izlediği yol ve yaptığı işler; DİB’ in doğrudan AKP iktidarının kurumu olarak görev yaptığının delilidir. DİB bu işlevini, gizlemeye ihtiyaç duymadan açıkça ifa ediyor.

Kurumsal olarak, doğrudan siyasi iktidara bağlı çalışan DİB, AKP iktidarından önce ideolojik olarak İslam dinini ( Sünni mezhebini ) rehber edinen bir kurumdu ve siyasi iktidarla dolaylı ilişkisi söz konusu idi. Yani DİB, Burjuva cumhuriyet rejiminin unsuru olarak genel anlamda kapitalist siyasayla organik ilişki içerisinde varlığını sürdürdü. DİB, siyasi iktidarla birlikte ideolojik hegemonyanın öğesi olarak dolaylı ilişki sınırlarını aşmama noktasında kalmaya “dikkat eden” bir kurum oldu.

AKP’nin hükümet olmasıyla birlikte başlayan süreçte ise giderek özellikle RTE ‘nin tekçi iktidarının kurumsallaştığı dönemde, DİB, daha farklı bir işlev edindi.

Bu dönemde DİB, doğrudan siyasi iktidarın, yani RTE’nin tekçi erkinin unsuru oldu.

Dini, ideolojinin öğesi kapsamında kullanan DİB; islamı, kurumsal olarak doğrudan bağlandığı siyasi iktidarın kullanımına soktu.

Siyasi iktidarın doğrudan sözcüsü gibi hareket eden DİB, ideolojik işlevini de yayınlarıyla sürdürüyor. DİB tarafından yayımlanan ve ücretsiz dağıtılan “Din ve Gençlik” adlı kitapta bu işlevi yüklenen yayınlardan yalnızca biri.

Söz konusu kitapta, yazar; gençliğin olmasını arzuladıkları vasfını şu cümlelerle açıklıyor.

“ Maalesef ileri zekalı bir nesil geliyor… Bu sivri zekalı veletler sürekli sorular soruyor… 0 ne, bu ne, diyor… Çocuk ileri zekalı olacakta ne olacak?… Yaptığını beğenmeyecek ve inancınla, ibadetinle alakalı sorular soracak… Böyle giderse evde huzur, camide cemaat kalmayacak… Anne ve babalara sesleniyorum, çocuklarınıza lütfen zeka geliştirmeyen oyuncaklar verin.”

“Eğitime ayrılan bütçeye bakın, neredeyse Diyanet kadar bütçesi var okulların…Boşa giden bir para. Bakın bu eğitim işinin mantığı nedir? Çocuklar buraları bitirecek, mühendis olacak, telefon yapacak değil mi ? Zaten telefon var piyasada… Saçmalığa bakar mısınız! Araba yapacaksa zaten süper yabancı arabalar var, fasulye yetiştirecekse Çin’de daha ucuzu var. Yani eğitime para harcayacağımıza, arabaydı, telefondu, bunları yabancılardan almak daha mantıklı değil mi? Bu şekilde dinimiz bize kalır…”

Bu fikirler yabancı mı? Değil; Bu fikirler, AKP’nin, yağ buğday ve hatta samana varıncaya kadar her ihtiyaç maddesini ithal etme noktasında olmasını daha anlaşılır kılmaktadır.

AKP iktidarının ithal ikame sistemini, ekonomi politikanın temel şiarı yapması; ideolojik yüklenimiyle başat olmasının ifadesidir. Bu durum; İdeolojik unsur olarak ideolojinin, ekonomi politikanın kullanımına açık unsur olduğunun teyididir.

Bu metinde açıklanan fikirlerin, zaman zaman AKP kadroları ve AKP taraftarı Üniversite öğretim görevlileri tarafından da dile getirilmesi tesadüfi değildir.

DİB’in yayınlarının doğrudan AKP iktidarın payandası olan fikirlerin yaygınlaştırmasını sağladığı açıktır. Reis erkine hizmetin; soru sormadan, kendinden istenileni yapan; sorgusuz itaat eden bir kitlenin varlığıyla mümkün olabilmesi bu tür fikirlerin yaygınlaşmasına bağlı olduğu açıktır.

AKP liderinin “ dindar nesil” arzusuna tekabül eden tam da bu metinde açıkça belirtilen vasıfta bir insan topluluğudur.