17-25 Aralık soruşturmalarında adı geçen ve hakkındaki iddialar nedeniyle görevinden istifa eden eski Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Ağustos 2021 ayının son günü, Twitter hesabından, AKP içindeki bazı kesimleri hedef alan paylaşım yaptı.

Bu paylaşımında Bayraktar,  “İlahi nizamda bir erdem olan sorgulamadan kayıtsız şartsız iman etme ilkesini beşeri sistemlerde de uygulamaya kalkarsanız sonuç hiç verimli olmaz. Hiçbir şeyi sorgulamayanlardan oluşan toplumlar sürekli kandırılmaya mahkumdur” dedi.

Bayraktar ikinci paylaşımında ise “Tavassutla iş yapmanın birçok mahsurları var… Referanslara ve de verilere bakılmalı. Nasıl iş yapabilirim, nasıl faydalı olurum diye mücadele edenler varken; Açıkgözler, tatlı su kurnazları, tüfekçiler, çöp çatanlar ve çalışmadan edinenler bitiriyor bizi…” diye yazdı.

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar; sosyal medya hesabından AKP içindeki bazı kesimleri hedef alarak, yaptığı açıklamaları AKP’ye ‘mesaj’ ve ‘ayar’ gibi gibi yorumlarla haberlere konu oldu.

17/25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonu sonrasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan istifa eden Erdoğan Bayraktar, açıklama yaptıktan bir gün sonrada gazeteci Altan Sancar’a konuştu.

Yapılan söyleşinin özeti şöyle;

ŞEBEKLİK DEVRİ BAŞLADI’

“Ben bu partinin ilçe teşkilatlarında bulundum, vekillik de yaptım. Partiyi ahara karşı, yani kamuoyunun önünde eleştirmem. Ama şu var… Yağcılar… Hatta yağcılık devri de bitti, yağcılık geçmiyor. Şebeklik devri başladı.”  (…) “Devlet de fiziksel bir nesne değildir, ilahi bir mevhumdur. Devlete herkesin sahip çıkması lazım. Şu andaki durumun iyi olmadığı açık.” diyen Bayraktar devamla;

‘REİS BENİ HIRSIZ ÇUVALININ İÇİNE KOYDU VE ATTI’

“Örneğin, ben 1973’ten beri inşaat işindeyim. Devlet işi de yaptım biraz, ama ağırlıklı olarak yap sat işindeyim. (…) Benim şimdi tuzum kuru. Özel sektördeyim. Beni şimdi attılar. ‘Reis’, sayın cumhurbaşkanım beni hırsız çuvalının içine koydu ve attı.”

‘DÖVERLER BENİ ÖLDÜRÜRLER’

“Aslında ben Zarrab’ı tanımam (17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının kilit ismi Rıza Sarraf’ı kastediyor). Benim dosyamda hırsızlık yok, görevi kötüye kullanma var. (…) beni rüşvet ve yolsuzluk çuvalının içine koydular.

Beni de aynı çuvala koyunca; (…) Ben kendimi ayırmak istedim orada, ama gücüm yetmedi. Benim gücüm yetmez, döverler beni öldürürler beni bilmem ne yaparlar. O kadar gücüm yok benim.”

‘HEM TAPELER HEM TEKNİK TAKİP DOĞRUDUR’

“Benim dosyamda ne varsa, hepsi doğrudur. Benim dosyamda ne varsa, hem tapeler doğrudur, hem teknik takip doğrudur hem de benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur. Onlarınkiler yanlış olabilir, benimkiler doğru.

(…) Beni attılar! Bir kabine değişikliği oldu da ben bakanlıktan ayrılmadım. Normal bir bakanlık yaparken, hırsızlık çuvalına koyarak bizi attılar bakanlıktan.”(…)Türkiye’de şu anda A, B, C, D diye liderler var. Çoğunu da tanıyorum. (…) Bunların içinde yine en delikanlısı Recep Tayyip Erdoğan’dır. En sağlam adam budur. Bana kötülük yaptı, büyük kötülük yaptı. Bana yaptığı kötülüğü kabul etmiyorum. Ama mertlik ve liderlik konusunda da –etrafını sardılar şimdi, o ayrı mesele- Erdoğan’ın eline su dökecek lider yok şu anda (..) oradan beni attıktan sonra ilişkimi koparmadım. Benim yine liderimdir. Ama beni çağırmasını da istemem, görev de istemem. Ama ben dua ediyorum ona, Allah yardımcısı olsun.”

‘DOSYADA NE VARSA KABUL EDİYORUM, ‘

“Biz 17-25 Aralık operasyonu içinde bulunduk, oradaki operasyonda bize de dosya yaptılar, benim dosyam var.

Suçlu olanın cezasını çekmesi lazım, (…) Dosyam var, dosyada ne varsa kabul ediyorum, benim suçum. Telefondaki konuşmalar bana aittir, tapeler bana aittir, renkli çekilen kameralar, teknik takiptekilerin hepsi bana aittir.”

Erdoğan Bayraktar’ın açıklamalarının özeti bu.

BEKLENEN SON

17/ 25 Aralık’tan sonra konuşunca susturulan Erdoğan Bayraktar; bu söyleşide, Reisin ikazından sonra susma nedenini aleni biçimde açıklıyor. “Ben kendimi ayırmak istedim orada, ama gücüm yetmedi. Benim gücüm yetmez, döverler beni öldürürler beni bilmem ne yaparlar. O kadar gücüm yok benim.”

Ama şimdi Bayraktar, konuşmaya cesaret ettiğine göre; AKP içinde, kendisini “dövecek” bir gücün kalmadığını, büyük ölçüde bir çözülmenin varolduğunu, tespit etmiş demektir.

Ancak yinede tedbirini alıyor Bayraktar; Recep Tayyip Erdoğan hakkında; “Bana kötülük yaptı, büyük kötülük yaptı. Bana yaptığı kötülüğü kabul etmiyorum. Ama mertlik ve liderlik konusunda, Erdoğan’ın eline su dökecek lider yok şu anda.” demekten geri kalmıyor.

Hem “bana büyük kötülük yaptı” de hemde öv. Bu tavır, tam anlamıyla  korkak insanın ruhsal denge bozukluğudur. Reisten dayak yemek korkusunun altında ezilen Bayraktar; “güçlüğü öv yanındakilere vur ki; gazaptan sıyırasın” kurnazlığı yapıyor.

Aslında Bayraktar üstü örtülen bir gerçekliği açıklıyor. AKP içinde din kardeşliği ve inanç bağı yok! korku kol geziyor.

Ama asıl olarak Bayraktar’ın şu cümlesi can alıcı önemdedir.

“Benim dosyamda ne varsa, hem tapeler doğrudur, hem teknik takip doğrudur hem de benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur. Onlarınkiler yanlış olabilir, benimkiler doğru.” Bu cümle;

Bayraktar’a ait dosyada bulunan tapeler ve teknik takip doğruysa; bu aynı zamanda tüm tapelerin doğru olduğunun ( örneğin RTE ‘ye ait basında yer alan tapelerin de) gerçek olduğunun itirafıdır.

Bu itiraf; başka bir itirafı da getiriyor. O da RTE ‘nin her durumda yakın çevresinden birilerini, “ günah keçisi” ilan edip, hasımlarının önüne atarak kendini aklama operasyonu yaptığıdır. Bayraktar’ın şu sözleri bu gerçeğin açık edilmesidir.

“Beni attılar! Bir kabine değişikliği oldu da ben bakanlıktan ayrılmadım. Normal bir bakanlık yaparken, hırsızlık çuvalına koyarak bizi attılar bakanlıktan.”

Bayraktar’ın bu açıklamaları; AKP kadroları arasından yeni “itirafçıların” ortaya çıkacağının işaretidir.

Gemi su almaya başladı; gemi battıkça birbirine maddi çıkarla bağlı mürettebat; canının derdine düşerek gemiyi terk edecektir. Kadrolar arasında maddi menfaat dışı bir arada tutucu “ilkesel” bir bağda olmayınca kaçışların artması kaçınılmaz gerçekleşecektir.

Kuşkusuz geminin içi öyle kire bulanmış durumdaki gemiyi terk eden her kadronun açıklayabileceği suç delili malzeme çok fazla miktarda mevcut.

BABÜR PINAR

Pin It on Pinterest