İdeolojik yüklenimi nedeniyle “düşman” saydığı bir politikacıya, insani aklını devre dışı bırakarak küfreden kişiye yanıt veriyor politikacının “yoldaşı”;

“Bir insan karşısındakine kötü kelime kullanıyorsa ya da küfür ediyorsa tam tersine kendini anlatıyor.

“Ne denilebilir ki bu doğru saptama karşısında diye düşündüğüm anda; “dur acele etme takdir için ” der gibi tümcesine yeni tümce ekliyor adam. “Peki bende buna soruyorum senin anan seni kimden peydahladı haberin var mı ”?

Durup düşünüyorum.

Yanıt verdiği kişiyi, söz oyunuyla nasıl mas ettiğinin kıvancını da yaşamıştır kuşkusuz, bu sözü yazarken adam.

Kafamın içinde bir ağrılı sızıntı.

Toplum olarak çoğunlukla kullanıyoruz küfrü. O kadar ki küfür etmek “ayıplansa da” genelde normal bir eylem sayılıyor.

Bazı bölgelerde çocuklara küfrü aile fertleri öğretiyor ve hatta o noktaya vardı ki toplumsal halimiz; küfür etmeyen insan, ince bir espriyle “anormal” damgası yiyor.

Yaygınlığı o hadde vardı ki; aile üyeleri arasındaki kavgada geçerli saldırı aracı küfür. Burjuva da işçi de kullanıyor birbirine karşı küfrü. Politikacı kullanıyor öfkelendiğinde; zaman, zemin ayırt etmeksizin.

Kadınların küfür etmediğine dair bir saptama var. Peki doğru mu bu saptama? Kadın küfür etmez mi? Duyguları toplumsal baskı altındaki insan, zulasına atsa da çoğu zaman, öfkesini ifade edişi kahırlı ama daha ağırdır. Refleksini bastırmayı öğrenmiş insan içine atar safrayı, dışa vurmaz çoklukla. Ama iç çığlığı o kadar büyüktür ki kadının, çoğu insan fark etmese de, gözlerinde yakılan ateşte vücut bulur; gösterir kendini küfür.

“En büyük öfke suskunluktadır. Bunu çoğu kimse anlamaz “ diyor; T.S. Eliot. Ki haklıdır.

İnsani ilişkiyi tedavi edecek İlaç niyetine, umut edilesi bir toplumsal kesim arasan; yok.

Nafile çabadır; bireyciliğin kulesine bayrak diken edebiyatçıda, düşünürde edep aramak. Sözlü kavga esnasında, küfür ettiği için politikacıyı eleştiren düşünürde, edebiyatçıda umut arayanın aklında rüzgar eser.

Edebiyat tanımının kelime kökü edeptir kimin umurunda. İhtirasın suyunda akıl ateşini soğutan düşünür de edebiyatçı da aynı yoğunlukta başvuruyor eleştiri/tartışma yazısında küfre.

Vitrindeki gülen gözlü, sakin yüzlü insanı geçin; cam duvarın arkasına bakın. Öfkenin saltanat kurduğu sokakların, evlerin ağır havasına damgası basılıdır küfrün.

Edebiyatçının, sanatçının ötekilerden farklılığı; estetiğin “inceltici” gücünden yararlanarak biçimlendiriyor olması küfrü. Küfretmenin olağan sayılmasını geçtik, estetik yansıtma biçimlerini ustalıkla kullanarak küfür etmek de beceri sayılıyor üstüne üstlük.

Toplumsal idol dahi imrendirici şekilde kullanırken Küfrü; soruna eleştirel yaklaşmak için yola çıkarken dahi çekimser kalmanın olağan sayılması şaşırtıcı olmaz.

KÜFÜR AKLIN SAFRASIDIR

Genel anlamda yaklaşım şu; “Küfür etmek ahlaki düşüklüğün göstergesidir”. Doğru mu bu saptama? Doğru.

“Küfretmek, güç gösterme alametidir”, saptaması doğru mu? Doğru!

Küfür ederek güç gösterisi yapan insanın bu çabası yarar sağlar mı ?   Üzerinin örtülmesi merhem olur mu ateşli üşütme haline. Hayır ! küfrederek güç göstermek isteyenin hevesi kursağında kalır.

Küfür; onu kullanan insanın bilinç seviyesinin düşüklüğünün alamet-i farikasıdır. Bilinç seviyesinin düşüklüğü ise fikri güçsüzlüğün ebesidir.

Fikri güçsüzlük nedeniyle karşısındakinin sorusunu yanıtlayamayan ya da edindiği fikri içselleştirmiş olsa da ötekiyle tartışma sürecinde, fikrini aktaracak kelime dağarcığı yoksul insan küfre başvurur. Fikirden yoksunluğun şatafatlı örtüsüdür küfür. İdeolojik yüklenimi kulaktan dolma ve kaba insanın öfkesi tavan yaptığında kullanacağı tek yöntemdir küfür. İnsan güçlü olduğu için değil; aciz, güçsüz olduğu için küfre başvurur. Küfrün ana malzemesinin cinsellik olması da güçsüzlüğün kanıtıdır aslında.

Aklın bereketsiz toprağında filiz veren korku hayat verir küfre.

İnandığı fikrin oturduğu zeminin çökeceği endişesi varsa ve inandığı şeyle akli bütünleşmesi nedeniyle fetiş fikrin çökmesinin kendi felaketi olacağı inancıyla içerisine düştüğü çaresizlik durumunda insan küfre sarılıyor can simidi sayarak. Küfür, çaresizlik itkisinin insanı yönlendirdiği noktada dile musallat oluyor.

İnsanın küfre sarılması; ideolojik/politik yüklenimin “kendine güven kazandırmaz” oluşundan bağımsız değil.

Öfkenin dışavurumudur küfür.

Küfür öfkenin söze dökülüşüdür. Öfke Uçurumunda dolaşan insanın dilinden düşmeyen sözdür küfür. Öfke amaç için mücadele etme azmini betimlemez. Kararlılığın imi değildir öfke. Denilebilir ki, öfke; insanın acze düştüğünde aklını emrine verdiği patlamadır. Aklı devre dışı bırakan öfke, kavrama ve düşünce üretim yetisini de tahrip eder, devre dışı bırakır.

Bilinci körelten öfke sayrılı haldir.

“Öfkeyle kalkan zararla oturur” deyip, zarar etmemek için tedavi olmak gerektiğinde bahanelere sığınmak hastalığın başka bir alametidir. Ama tedavi edilebilir öfke. Bilimi kılavuz edinen fikri tümlüğü donanmış irade tedavi eder dizginleri boşalmış öfkeyi. Aklını öfkenin ellerine teslim etmediğinde kendini tuzağa çeken politikaya karşı sağlam gard alarak karşılar darbeyi insan.

Aklın dizginleyemediği öfke şaha kalkıp dörtnala koştuğunda, gülerek sinsice, ellerini ovuşturur provokatör. Halkın öfkesine, kendi çıkarı için gaz döken insan, öfke söndüğünde halka ilk küfredenler safındaki yerini alır tereddütsüz.

Özgürleşmesini sağladığı ölçüde ideolojik ve politik donanımıyla barışık olan ve fikrini ifade edecek kadar yetkin ve yeterli bilgiye sahip olan insana öfke duyar; İdeolojik politik yüklenimi kısır olan cahil.

İnsana yüklendiği ideoloji verir öfkenin bahanesini.

İnsanın tavrı, ideolojik siyasi yüklenimi hakkında veri sunar elbette.

Bir ideoloji adına patlayan dizginsiz öfke; ideolojinin, sayrılı insana açık kapı bırakan niteliğe sahip olduğuna delalettir. Gaz verme üzerine kurmuşsa saltanatını ideoloji, evine hasta insanının sürekli konuk olması kaçınılmazdır.

İlk insan, daha henüz yeni bilinç sahibi olarak hayvandan ayrı bir tür olduğunda eski alışkanlıklarını sürdürdü. Bu dönemde insanın davranışı önemli ölçüde içgüdüseldi. Bu içgüdüsel beslenme, barınma ve üreme pratiği zemininde gerçekleşendi. Ötekine saldırmak da insanın zaruri ihtiyaçlarının elde edilmesi pratiği tarafından biçimlendirilmiş içgüdüsel pratiğin unsuruydu.

İnsan işaretle anlaşma ve homurdanma/ böğürme formunda kendini ifade ederek ötekiyle anlaşma yerine konuşarak anlaşmayı icat edince eski iletişim yöntemlerinden vazgeçti.

Diliyle kendini ifade yeteneği arttıkça insanın, konuşarak öteki insanla iletişim kurma yoğunluğu da arttı. Karşılıklı iletişim, ötekinin varlığını olduğu haliyle anlama ve kabullenme bilincini kazandırdı insana ve bu evrede insanlar arasında saldırganlık yerin olgunluğa ve sakinliğe bıraktı.

Eski evreden miras saldırganlık; insanlık tarihi boyunca başvurulan iletişim şekli olarak kaldı yine de.

İnsan, pratiğini niçin gerçekleştirdiğini ve pratiğini gerçekleştirirken hangi saiklerin kendini dürttüğünü fark etti çoğu zaman. Ancak insan bu durumu açıklamaktan uzak durdu. Herkesin yaşadığı, ama herkesin birbirinden sakladığını sır olmaktan çıkarsaydı insan; akli dengesini yitirerek gerçekleştirdiği çoğu eylemden öteki insanların uzak durmasına katkı sunardı kuşkusuz.

 KÜFÜR İDEOLOJİK, POLİTİK ARAÇTIR

Küfür edeni yermek için küfür etmek cahiller arası bir savaşın ifadesidir. Cehalet bahçesini sürekli işgal eden dikendir küfür. Öldürmez insanı, ama zehri ağrı verir battığı akla.

Cahiller arası savaş en çok efendilerin işine yaradı. Kölelerin cehaleti efendi iktidarının güvencesi oldu her daim.

Egemenler, halkın bilme dayalı fikirle kendini ifade etmesi yerine; küfürle ifade etmesini yeğledi her dönemde. Küfür eden insan değil, ideolojik yüklenimini ifade eden ve politik olarak egemene eleştirel bakan insan hapislerde çürüdü. Ama küfür edenlere dokunmadı siyasi iktidar ve hatta küfür edene gülüp geçti efendiler. Küfür eden hoşgörüyle karşılandı; ancak egemenlik sistemini eleştiren insan, düzen bozucu olarak lanetlendi her zaman.

Ülkemizin bir bölgesinde Allah’a küfretmek günlük olağan bir vakadır ve o bölgede kimse Allah’a küfrettiği için cezalandırılmaz ya da aforoz edilmez, dışlanmaz toplum tarafından ama Tanrının varlığına ilişkin bilimsel bir araştırma yapan insanın kitabı yakılır. Hapislerde çürütülür ya da katledilir iktidar karşıtı düşünürler. Linç edilsin diye siyasi iktidar tarafından halkın önüne atılır aydın.

Halkın küfrünü hoşgörüyle karşılamanın nedeni; efendilerin ahlaki durumlarıyla ilgili değildir. Küfrün toplumsallaşmasına efendilerin yasak koymamasının nedeni basit bir denklem üzerine oturdu.

Küfür egemenler için tehdit olmadı hiçbir zaman. Küfrü yoğun şekilde kullanan bir toplumda halk isyanlarının az olması tesadüfi değildi.

Çünkü küfür toplumsal ve bireysel öfkenin “boşaltıcısı” oldu her daim. Küfür toplumun/insanın isyan ateşini söndürme aracı oldu; küfür sayesinde eridi isyanın gücü. Küfür gazını boşalttı toplumsal/politik eleştirinin.

Bu anlamda küfür, ideolojik politik bir araç olarak görev yaptı.

Patlayan silahtı ezilenin dilinde; ama öfkenin boşaltıcısı olma vasfıyla küfür; efendinin yararına işledi her zaman. Halkın dilinde patladığında küfür, hükümranın yararına tahrip etti toplumun aklını istisnasız. Namlusunun ucu kapalı bir silahtı küfür; geri tepti kurşunu. Patladığında zarar verdi kullanana.

Gerçeklikten kopan insan aklı safra üretti sürekli. Kusmuğu dışarı atma sürecinde, küfreden insanın ağzı pisliğe bulaştı önce .

Bir ideali savunmak adına politik saldırı aracı olarak küfre sarılan insanın dışarı attığı pislik, hedeflediğinden daha çok kendi dilinden irkilmesini sağladı ve sonra da sahiplendiği idealden uzaklaşılmasının aracı oldu. Küfür, idealin tahribine katkı verdi cürmü kadar.

Rüzgara karşı tükürmektir küfür, eyleyenin yüzüne düşer kusmuk ve kaçınılmaz, yakın çevresini de kirletir insanın.

Küfrün oluşturduğu çevre kirliliği, sömürücülerin içinde cirit attığı bataklığın göze görünmesini engelledi hep. Küfrün sömürü sistemine ideolojik katkısı azımsanmayacak yoğunluğa çıktığında, şölen kurup egemenler, tepindiler bataklığın kıyısında.

Hal bu iken; İktidarın bekçisi psikologlar gecikmeden devreye girdi. “küfür dağarcığınızın genişliği genel kelime dağarcığınızın genişliği ile ilişkilidir ve de küfür, duyguların deneyimlenmesi ve ifade edilişleri ile sıkı sıkıya bağlantılıdır.” savıyla küfre methiye düzerek sürekliliğine katkı sundular.

Boşuna değildi bu çaba.

KÜFÜR EDEN İNSAN UZLAŞICIDIR

Hasmı aşağılamaktır küfrün inşasında kullanılan ana tuğla. Küfür cinsiyetçidir çoğunlukla ve karşı tarafın önemsediği değere çevrilidir oku.

Söz, sözü iter uçuruma. Boş inanla edinilmiş değerin ifadesi fikre sahip insan, çaresiz sarılır küfre. Hadsiz bir provokatör olduğu kadar cazibesi güçlü örtülere bürünmekte usta bir ajandır küfür. Deneyimlidir işinde; Ayakları bastığı yere sağlam basmayan ve sürüklenmeğe hazır duran insanı her renge bürünerek çeker ağına. Küfre karşı küfür; iradesi, boş inana dayalı ideolojik hegemonyanın kölesi insanların kavga silahıdır.

Küfür; ajitasyonla yükselen öfkenin panzehridir. Ajitasyonla yükselen öfke, ajitasyonla karşılık buldu ve çoğu zaman ajitasyonla yükselen öfke yenişemedi. Uzlaştı ve söndü çatışanların zıtlığı.

Genel bir kanaat hakim; küfreden insanın uzlaşmaz olduğuna ilişkin. Ne büyük aldanış.

Küfür öfkenin gazını boşalttığı için uzlaşmanın da kapısını aralar; Küfür uzlaşmanın işaret fişeğidir. Tekil insanın öfkesi küfür şeklinde tezahür edip patladığında teslimiyet kapıda demektir.

İsyanı soğutan şey uzlaşmaz olabilir mi?

Psikolojik harbin terör mühimmatıdır küfür ve ancak korku salar aciz insanın yüreğine. Kısa solukludur, anlıktır etkisi; patlar ve söner. Sarsar ama yıkmaz karşısındakini. Çoğunlukla küfür, erk sahibinin yelkenini kımıldatır üfürüğüyle.

Uzlaşmanın aracı olduğu için, özgürlük mücadelesini kesintiye uğrattığı için ve insanın efendiye bağını güçlendirdiği için küfür; patladığında kirletir aklı, dili ve ortamı. Söz terörü akli dengesini bozarak teslimiyete sürükler köleyi.

BİLİMİN ÖRDÜĞÜ DUVARI SARSAMAZ KÜFÜR

Küfre ihtiyaç duymadı gerçeğin bilgisine sahip olan ve o bilgiyi içselleştirerek kendini ifade edebilen insan. Bu nedenle bilimle bilinci bilenen insan taviz vermedi boş inan üzerinde yükselen ajitasyona. Psikolojik teröre karşı ayakta durdu, yenilmedi gerçeklikten güç alan iradi duruş. Bilinçle örülmüş bir duvar karşısında güçsüz kaldı küfrün salvosu. Bilimle edinilmiş ideolojik yüklenim karşısında beli kırıldı küfrün. Bilimin insana kazandırdığı direnci söndürme menziline erişemedi sesi.

Çünkü bilimsel yöntemle edinilmiş ideolojik yüklenim gaz değildi; psikolojik yıpratma harekatına karşı bilinçli inşa edilmiş duruş mukavimdi. Ama o kadar hışımla çıkmasına rağmen insan ağzından küfür; bir milim oynatamadı hedef aldığı değeri. Somut veriler üzerine inşa edilmiş fikir sözle yıkılmadı. Somut veriler üzerine kurulu değer, yıkıcı gücü olmayan rüzgar saydığından küfrü, gülüp geçti.

Akl-ı selim insan somut yaratısına karşı eleştirilerin onun yeniden yaratı sürecine katkı olacağını bilerek eleştirisini yöneltir karşıt fikirlere ve pratiğe. Fikri somut veriler üzerine dayandırdığından, taviz vermez yoğun çaba göstererek ulaştığı fikirden. Bilimsel yöntemle politika yapan insan uzlaşmazdır bu nedenle. Bilimle pratiğine yön veren insanın uzlaşmacı olduğu iddiası; koca bir yanılsamadır.

KÜFRÜ YASAKLAMAK MI ?

Açıktır ki; küfrün toplumsal analizi; Küfrün terk edilmesine vesile olmaz.

Aczin ifadesi olan bir aracın köle yoğun bir toplumda baş tacı edilmesinden doğal ne olabilir ki. Efendi iktidarına razı halkın küfürden başka başvuracağı silah yoktur.

Aciz kölenin uzlaşarak efendinin hükümranlığına teslim olmasının kaçınılmazlığı önlenemez. Köle ile efendi arasındaki süresiz uzlaşma toplumsal batağa su verir sürgit.  

Toplumsal kirliliğin, her tarafı, her aklı kuşattığı bir yerde Küfür edilmesini yasaklamak abesle iştigaldir.

Küfür olacak cahillerin kavgasında. Cahilin bilim karşısında yenildiği yerde kendini savunma aracı olacak küfür. Psikolojik rahatlama sağladığını keşfeden her hasta başvuracak öfkesini söndüren küfre. Küfrü stres azaltıcı ilaç sayacak başka çaresi olmayan insan.

Toplumsal hal ne ahvalde?

En küçük bir iletişim açmazına düştüğünde İnsanlarımız nasıl ajite oluyor ve hangi silaha sarılıyor nasıl hitap ediyor birbirine.

Karşılaştığı sorunlara ilişkin ajite edilişine insanın ve küfre iştahla sarılmasına, toplumsal tepki veriliyor mu?

Evet yanıtı vermeği o kadar isterdim ki bu soruya.

Toplumun çoğunluğu burnunu tutup yüzünü ekşiterek kusuyor aklının safrasını ötekine!

Aksini söylemek neredeyse olanaksız.

Toplumsal ahval bu işte.

Ancak her toplum içinde taşır “insanca ilişki sürdürmenin” tohumunu. Umuttur bu!

Akıl dilin safrasına ket vurur; bilinç aydınlığa yüzünü çevirdikçe.

 

BABÜR PINAR