Halkın büyük çoğunluğunu; hain, terörist ilan etti, aşağıladı: “Ananına da al git dedi yurttaşa. Küfür ve hakaret etti “Gezi” eylemcilerine. Muhalif politikacılar da her gün küfür ve hakaret yağmuru altında. Recep Tayyip Erdoğan hemen her gün ve her konuşmasında halkın büyük çoğunluğunu rencide edici şekilde bağırıp çağırdı. Bir gün Kürtleri, bir gün Ermenileri, Rumları, Yahudileri aşağılarken hızını alamadı, “her ulus gibi Türklüğü de ayağımın altına alırım” dedi. Alevilere yaklaşımında ise içgüdüleri dizginlenemeyen bir sunni militandı.erdogan-neden-avrupali-liderleri-kiskirtmaya-calisiyor-264394-5

RTE, Cumhurbaşkanı statüsünün kendine kazandırdığı sıfatla. Yani milletin başı sıfatıyla gerçekleştirdi ve hala gerçekleştiriyor bu pratiği?

Anayasa’nın tarifiyle; Milletin başkanı olmak; milletin tamamının temsilcisi olmak, onları temsil de tarafsız olmak demektir.  Cumhurbaşkanı olurken edilen yemin; bu durumu teyit edecek şekilde düzenlenmiştir.  Bu akit değişmez.  Anayasa’da Cumhurbaşkanının durum ve görevi; sarih biçimde tanımlanmış olup ve  Cumhurbaşkanı seçilen kişinin bu tanımlanan kurala uyması zorunluluktur.

Recep Tayyip Erdoğan 29 Ağustos 2014 tarihinde; milletin huzurunda;

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.” dedi.

Peki Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğundan beri  Anayasa’nın gerekli saydığı ilkelere  sadık kaldı mı?

Hayır!

Anayasa ile belirlenen ilkelere  sadık kalmamak ve yasa ile tanımlanmış kurallara uymamak suç.

Durum bu olunca; Anayasa nezdinde suç işleme durumundan kurtulmak için Erdoğan, Başkan olmak ve  Anayasa’yı; Cumhurbaşkanı olduğundan beri gerçekleştirdiği “hukuk dışı” pratiğine  uydurmak istiyor.en-güzel-recep-tayyip-erdoğan-resimleri_616038

Yani; Recep Tayyip Erdoğan bir parti militanı gibi, muhaliflerine rahatça küfretmek, hakaret etmek, hain ilan ettiği insanları yok etmek, hapse attırmak,  maddi ve fikri haklarını gasp etmek  fiilini, hiçbir yasal ve ahlaki kurala bağlı olmaksızın, “keyfi” olarak gerçekleştirmek “özgürlüğünü” yalnızca ona tanıyacak bir  rejim inşa etmek istiyor.

Bu gün gerçekleştirdiği fiil; Mevcut Anayasa’ya göre suç. Ancak suç göz göre göre gerçekleştirildiği halde, bir cumhuriyet savcısı cesaret edip görevini yapmıyor.

Erdoğan; kontrollü gerçekleştirilen her türden (terör dahil) faaliyetin açığa çıkmaması ve Anayasayı “tağyir tebdil ve ilga” (bozma, değiştirme ve ortadan kaldırma) suçu işlenirken  “savcıları” suça göz yumma konumundan  kurtarmak için “Devlet Başkanı” olmak istiyor. Kuşkusuz Anayasa’yı bozup, değiştirip ve sonra da ortadan kaldırmak eyleminin hedefi; yalnızca siyasi değil;  bir  bölümü 17-25 aralıkta açığa çıkan “pisliğin” (rüşvet ve yolsuzluğun) üstünün örtülmesi  için de “kişiye özel uydurulmuş bir Anayasa” gerekiyor.

Bu durum; Anayasa değişikliğinin halkın tercihine sunulmasının;  referandum değil,  plebisit olduğu (bir kişi ya da bir sorunla ilgili olarak halkın olumlu ya da olumsuz kanısının belirmesi için başvurulan oylama) kanaatinin gerekçesidir.RTE

Belli bir dönemde iktidarı fiilen ellerinde bulunduranların, hazırladıkları anayasa taslağını, bir tartışma ortamı yaratmaksızın, blok halinde ‘evet’ ya da ‘hayır’ ile sonuçlanabilecek bir halkoylamasına sunulması” da yapılanın  Plebisit olduğu kanaatini güçlendiriyor. Hukukçulara göre ; “Referandumda bir ‘sorun’, plebisitte ise bir ‘adam’ söz konusudur. Birincisinde bir metin oylanır; ikincisinde ise bir isim oylanır.”

Anayasa değişikliğinin; kişinin fiilini meşrulaştırmak için yapılmak istendiği konusunda bütün hukukçular hemfikir. “Evet” tavrındaki hukukçular da bu fikri içselleştirmiş ve bilerek, isteyerek bu eylemin savunuculuğunu yapmaktadırlar.

İşin trajik yanı;  Anayasa değişikliği ile amaçlanan yasal zeminde suçu “aklama” eyleminin;  bir çok kişi ve grubun zorbalık ve yasa dışı davranma suçunu olağan eylem saymasına da zemin hazırladığıdır. Anayasa değişmeden önce dahi bazı birey ve grupların “reis için ve reisin inayetiyle” yasa dışı eylemler gerçekleştirmesi; yeni rejimde gerçekleştirilecek eylemlerin ipuçlarını verdi.

Bir çok Erdoğan taraftarı da; reisin peşinden gidip özgürce suç işliyor ve göğsünü gere gere suç mahallini terk ediyor. Bu yandaşlar da “suç sayılan fiili gerçekleştirme” özgürlüğü için; Erdoğan’ın başkan olması hedefine kilitlemiş durumdalar.

Ülkemiz de durum bu.

Ama R.T. Erdoğan’ın  suç mahalli  yalnızca ülkemizle sınırlı kalmadı.

Suriye’deki iç savaşı çıkarmak için elinden gelen her yöntemi ve aracı kullandı.  İç savaşın müsebbibi olup ve Suriye’yi işgal eden devletlerle birlikte TC devleti de RTE’nın emrinde ” suçun” faili oldu.

Freni boşalan RTE;  Referandum sürecinde salt propaganda aracı olarak kullanmak hedefiyle Avrupa liderlerine  hakaret etti.

Bu noktada, Avrupa devletleri suskun kalmadı; hakaretlerin “suç” olduğunu açıkladılar.

 ALMAN BAKANDAN ERDOGAN’A TEKRARLARSAN HER TÜRLÜ MÜDAHALEYİ YAPARIZ

Türkiye’nin Almanya ile yaşadığı gerginliğin tavan yaptığı günlerde Alman Der Spiegel dergisine konuşan Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel; Erdoğan’ın, Alman Hükümeti’ni Nazi yöntemleri uygulamakla suçlaması karşısında;  “Maalesef otoriter kişilikler, bu tür ılımlı yaklaşımları zaaf olarak yorumlamaya eğilimli.” yumruğumuzu masaya vurursak bu “sadece Erdoğan’ın seçim kampanyasına yarar.” merkel_erdogan(…) “Bu tespit ne kadar saygısız ve edepsiz olsa da, ne kadar zor gelse de ben sükuneti korumaya davet ediyorum. Biz yanıt olarak laf atmıyoruz. Ama kesin sınırlar çiziyoruz. Türkiye’ye, vatandaşlarının anayasa referandumunda topraklarımızda oy kullanması iznini verdik. Ama açık bir şekilde, Ankara Alman yasalarına saygı duymazsa gereken her türlü müdahaleyi de yapacağımızı dile getirdik.”  dedi.

BÖYLE GİDERSE MADDE 90 BEND A’DAN YARGILAYABİLİRİZ’

Sigmar Gabriel konuyla ilgili başka bir soruyu; “Ben Türk muhataplarıma açıkça belirttim. Böyle devam edilirse yeni bir durum oluşabilir. erdogan-en-rutte-oneens-zaak-yunusAlmanya’yı ve Alman siyasetini eleştirebilirsiniz, sert de eleştirebilirsiniz. Ama yasalarımızın çizdiği bir sınır var. Ceza Kanunu’nun çizdiği bir sınır… 90. Madde A bendi bir sınır. Bu sınırı aşan, siyasi görüşlerini ülkemizde istediği gibi dile getirebileceğini sanmamalı. Sadece Türkiye değil, Almanya da saygıyı hak ediyor.” diye yanıtladı..

Alman Ceza Hukuku’nda maddenin ceza karşılığı 5 yıla kadar hapis! Almanya’nın bu çıkışı Ankara kulislerinde; “Erdoğan’ın ‘Başkanlık’ hevesinin Türkiye’ye bir darbesi daha” şeklinde değerlendirildi

BAŞKANLIK ISRARI YENİ KRİZLERİN KAPISINI ARALIYOR

Ankara kulislerinde; Almanya’nın “Ceza Hukuku’nu uygularız” çıkışının,  “16 Nisan’dan sonra Erdoğan’a karşı uluslar arası kamuoyunca alınacak tavrın bir işareti.” olduğu dillendirildi.  “Erdoğan’ın ‘başkanlık’ ısrarının Türkiye’yi yeni diplomatik krizlere gebe bıraktığına” işaret eden siyasiler; “Evet çıkması durumunda Erdoğan’a yapıştırılacak olan ‘Diktatör’ yaftası, Türkiye’yi uluslararası alanda daha da yalnızlaştırır” hususunda görüş birliğindeler

Erdoğan’ın Anayasa’ya aykırı eylem gerçekleştirmesi konusunda AKP içerisinde de ciddi bir rahatsızlık söz konusu. Kuşkusuz Erdoğan’ın yarattığı korku iklimi, bu rahatsızlığın açıktan ifade edilmesini önlüyor.  Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi  rahatsızlığını aleni dile getiren isimler de var.

Anayasa değişikliğine “evet” tavrının bayraktarlığına soyunan Devlet Bahçeli de; bu tavrının gerekçesini, mealen; “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasal suç işlemesini önleyemiyoruz, bari suça konu eylemini suç olmaktan çıkaracak bir yasal değişiklik yapılsın” sözleriyle açıklamıştı.

Bu durum tespiti  gösteriyor ki; 16 Nisan;  Recep Tayyip Erdoğan için ve kuşkusuz ülkemiz için  bir milat olacak.

BABÜR PINAR

 

SUÇ İŞLEMEĞE DEVAM EDİYOR HALA
4.9Puan
Okuyucu Puanı: (1 Oy)