Devlet Başkanlığı rejiminin, milletin ve devletin bekası ve vatandaşların refahı için gerekli olduğu söylevleri altında gerçekleşen pazarlıklar sonucu varılan uzlaşmanın hiç de iddia edildiği gibi vatan ve milletin huzuru ve refahı için inşa edilmediği açığa çıktı.

“Devlet (Hükümdar) olmazsa millet de olmaz “ şuuruyla (dolduruşuyla) toplumsal yaşamı kavra(ma)yan AKP kadroları, “Reis, mutlak muktedir olsun, gerekirse millet feda edilir, “ söylemini düstur saydı ve süreç boyunca bu düstur merkezli yol izledi.

MHP lideri Bahçeli’nin ise, RTE’nin mutlak muktedir olma arzusunu gerçekleştirme sürecine katkısını ancak bedel alarak sağlayacağı; atılan adımlar sonucu ifşaa oldu.

Devlet Bahçeli; RTE’nin yaşamsal İhtiyacına binaen eline geçen avantajını ustaca kullandı.

FETÖ den boşalan yerleri doldurmak isteğini pazarlık masasına koydu.

Daha önce; Devlet Bahçeli’nin RTE’den istediği “Kürt sorununun çözümüne ilişkin atılan adımlardan geriye dönülecek”, HDP yöneticileri, milletvekilleri ve Belediye Başkanları tutuklanacak isteği; RTE’nin arzusu ekseninde şekillendirilerek yerine getirildi.

Bu ilk adım, Devlet Bahçeli’nin Binali Yıldırım ile pazarlık masasına oturmasının önünü açtı.

Devlet Bahçeli İle Başbakan Binali Yıldırım; Recep Tayyip Erdoğan’ın ”izni” ve “sıkı gözetimi” altında, 17 Ekim’de Çankaya Köşkü’nde kurulan pazarlık masasına oturdular. Masaya büyük avantajla oturan Bahçeli idi. Bahçeli; “uzlaşma sürecinin”, İktidarın paylaşım mücadelesi olduğu şuuruyla oturduğu masada, devlet mülkünde pay sahibi olmak istediğini açıkça ifade etti.

İddiaya göre, görüşmenin merkezinde; devletin kritik kurumlarının MHP kadrolarınca doldurulması yer aldı. Bu kritik kurumlar; devlet içinde güç odağı olmayı sağlayacak bakanlıklardaki kritik dairelerdi ve kuşkusuz en önemlisi de Emniyet Teşkilatı idi. Açıkçası Bahçeli, Başbakan Binali Yıldırım’dan FETÖ’den ( Fetullahçı kadroların tasfiyesi sonucu) boşalan kritik kadrolara talip olduklarını bildirdi.

Devlet Bahçeli; FETÖ’nün devlet içerisinde güç odağı olmasını sağlayan kurumları talep etmesiyle birlikte anlaşıldı ki; Vatan millet hamaseti altında yatan arzu, iktidar olmaktı.

AKP hükümeti 26 Ekim tarihinde yani görüşmeden birkaç gün sonra, il Emniyet Müdürleri Kararnamesi’ni imzaladı. Kararnamenin Resmi Gazete’de yayımlanması sonrası; 34 İl Emniyet Müdürü merkeze alındı, 24 İl Emniyet Müdürü ile 2 daire başkanının yeri değiştirildi, 24 daire başkanı merkeze alındı.

37 İl Emniyet Müdürü ve 31 daire başkanının atamalarının ilk kez yapıldığı, Kararnamenin en dikkat çeken yanıydı. Söz konusu atama sonucu göreve gelen polis şeflerinin çoğunun MHP kökenli olması şaşırtıcı değildi.

MHP kadroları Emniyet Teşkilatı’nın en kritik koltuklarına oturunca, yeniden bir araya gelmenin kapısı açılmış oldu.

1 Aralık’ta Yıldırım ve Bahçeli, yeniden masaya oturdular. Görüşme sonrası ikili, Anayasa değişikliği için “uzlaştıklarını” açıkladı. Başbakan Yıldırım, “Vardığımız mutabakat çerçevesinde her iki partiden de arkadaşlarımız genel başkanların talimatlarına, yönlendirmelerine uygun olarak detayları, teknik çalışmaları gerçekleştiriyorlar” sözlerinin meali; Bahçeli’nin diğer şartlarını da yerine getireceğiz demekti.

Devletin kritik kurumlarına yeni atamaların yapılması için yeni kararnamelerin yolda olduğu bir gerçek

AKP ve MHP liderlerinin bu süreçteki her söylem ve pratiği; muktedir olma istenci ekseninde anlam bulmaktadır.

Hamaset nutuklarının üzerini örttüğü gerçeklik; “İktidar sahibi olmak söz konusu olduğu yerde ve zaman her değer teferruattır.” düsturuna sıkı sıkıya bağlı olunduğudur.

UZLAŞMANIN RUHU; MESELE İKTİDARSA, HER DEĞER TEFERUATTIR !
4.9Puan
Okuyucu Puanı: (1 Oy)

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar