Reza Zarrap konuşmaya başladı. Konuşmaya başlayacağını daha önceden haber alınca AKP kurmayları ondan önce konuşmaya başlamıştı; Savcının elindeki belgelerin sahte olduğunu ve Reza Zarrab’ın “ zor durumda olduğunu” açıklayarak; adeta savunmanı oldular.

Zarrab duruşmalara çıkmayıp da ortalıkta görünmeyince açıklamaların şeklide değişti; “Reza Zarrab’ın zorla konuşturulabileceği”  dillendirildi. Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ; ” Zarrap Şantajla iftiraya zorlanıyor” diye açıklama yaptı.

Zarrab, sanık olmaktan çıkıp tanık (itirafçı, işbirlikçi) olup konuşmaya başlayınca; savunulan Zarrab tam anlamıyla terk edildi ve Zarrab hakkındaki iddia farklılaştı. Bu iddianın en açık örneğini Burhan Kuzu açıkladı. Şirin Payzın’ın dava hakkındaki sorusuna karşılık Burhan Kuzu; “Bu davanın hiçbir temeli yok. Ortada suç falan yok. ABD, Türkiye’yi zor duruma sokmak istiyor. Trump’ın tüccar mantığıyla para kopartmaya çalıştığı bir durum. Bizde para falan yok Trump, işine bak” diye konuştu.” dedi. Kuzu, “Zarrab’ın ABD’ye gidişinin de çok garip olduğunu” söyleyerek samimi olup olmadığını bilmediklerini belirtti. Zarrab’ın “orada uğradığı muamele sonucu da karar değiştirmiş olabileceğine” vurgu yapan Burhan Kuzu “en başından beri ajan olabileceği ihtimalinin de olduğuna” dikkat çekti.

Kuzu’nun Ajan dediği Zarrap hakkında,  AKP iktidarı kurmaylarından benzer açıklamalar geldi; “Gözü korkutuldu ve Türkiye ye karşı kullanılıyor” açıklaması yapan Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ; ” Reza Zarrap Amerika’ya kendimi gitti yoksa götürüldü mü ?” sorusunu sordu.

AKP’nin kurmayları açıklamalarını; Sanki AKP iktidar da değil de muhalefette gibi bir havayla yapıp , sorular sormalarının, “işin” üzerini örtecek, kafa karıştırma amaçlı olduğu konusunda toplumun çoğunluğu hemfikir.

AKP’liler ne açıklama yaparlarsa yapsınlar, Reza Zarrap önce Zafer Çağlayan’a verdiği parayı sonra “Muammer Güler‘in ; Çin’deki bankalara referans mektubu yazması için oğlu Barış Güler’e verdiği parayı açıkladı. Egemen Bağış ve Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’da rüşvet alanlar listesinde ismi geçen “aktörler” arasındaki yerini aldı.

Zarrab, doğrudan kurduğu Tüm ilişkilerini açıkladı; açıklayacak da.

Reza  Zerrab’ın açıklamalarından çıkan gerçek şu; Zarrap, Büyük bir organize iş içerisinde rol verilen küçük bir aktör yalnızca.

 Reza Zarrab, davanın tek tutuklu sanığı olan Mehmet Hakan Atilla’ya rüşvet verip vermediğine ilişkin soruya “Hayır buna ihtiyacım yoktu. Zaten Ekonomi Bakanı’na ve Genel Müdür’e veriyordum”” Dedi

Bu sözün meali; “Bir Bankanın Genel Müdür yardımcısına rol verilmeyecek kadar büyük organize iş bu.” olarak okunabilir.

Reza Zarrab’ın açıkladığı bakanlar ve bürokratlar da oyunda rol alan ikincil aktörler.

Zarrab, “Vakıfbank ve Ziraat Bankası’nın da aynı işlemlere katılması için Erdoğan ve Ali Babacan’ın  bizzat talimat verdiğini” öne sürdü. Zarrab talimatı Zafer Çağlayan’dan öğrendiğini söyledi.

Ancak Zarrab’ın bu ilişkiye ilişkin belge sunması zor.

Reza Zarrab’ın asıl oyun kurucuya ilişkin belgeye dayalı açıklama yapmayacak olursa AKP iktidarının başı ve avanesi rahat bir nefes alacak ve Zerrab meselesinin unutulması için yeni manevralar yapılacaktır.

Şimdi AKP iktidarı sözcülerinin konuşmaları; meselenin esas aktörlere sıçramasını önleme hamleleridir.

AKP Hükümeti Sözcüsü Bekir Bozdağ, savunma hamlesi yaparken gerçeğe ilişkin ipucunu da sundu açıklamalarıyla ; özet olarak şöyle dedi Bozdağ; “Zarrab baskı ile itirafçı haline geldi. Eş zamanlı bir şekilde Türkiye’de Cumhurbaşkanı’nı, yakınlarını, ailesini karalayan iftira kampanyası başlatıldı. Bir yandan New York’ta bir parçası sürüyor, Bir ayağı ‘da Türkiye de. İkisinin de hedefinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan var. İkisinde de hükümetimiz var.”

Aslında daha önce; 17-25 aralık 2013 tarihinde yapılan operasyon sonucu tutuklanan Erdoğan Bayraktar açıklamıştı kirli ilişkilerin boyutunu. “Ben bağımsız hiçbir şey yapmadım” demişti ve sonra susmuştu/susturulmuştu.

Anlaşılan o ki; “Organize iş” büyük ve adı geçen Bakanlar ve Para  İşlerinin gerçekleştirildiği Bankaların Genel Müdürleri ve bürokratlar dışında ” büyük organizasyon” içerisinde yer alan aktörler var.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Haziran 2016’da AKP’lileri uyarısı da durumun boyutunu açıklayıcı;

Grup toplantısında yaptığı konuşmada Devlet Bahçeli, “AKP’li bakan ve yöneticileri uyarıyorum. Ne olur ne olmaz gelin şu sıralar ABD’ye pek gitmeyin. Hele bir sular durulsun ortalık yatışsın. Yeni başkan seçilene kadar, başınızı gömdüğünüz kumdan çıkarmayınız. Sık sık ABD’ye giderseniz karşınıza neyin çıkacağı belli olmaz. Animallah İranlı kaçakçı alayınızı ele verirse okyanus ötesinde yandaş hakim ve savcı da bulamazsınız” demişti.

CNN Türk’te Şirin Payzın’ın sunduğu “Ne Oluyor” programında CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Zarrab davası ile ilgili olan bir MİT raporunu paylaştı. Gök, 2013 tarihli olduğunu belirttiği raporda, Zarrab hakkında yolsuzluk yaptığına dair bilgilerin bulunduğunu ve MİT Raporunun, o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderildiğini belirtti.

MİT’in, söz konusu  raporda; bu durumun hükümete zarar verebileceğini de belirttiğini de açıklayan Gök, “Erdoğan’ın ‘ben bu hususları bilmiyordum’ demek gibi bir şansı var mı?” diye sordu.

Soruna ilişkin kapı açıcı anahtar sorudur bu.

Ve önemlidir; MİT’in raporu sonrası Reza Zarrap hakkında soruşturma yapıldı mı ? Hayır !

15-27 Aralık 2013 tarihinde gözaltına alınan sanıklar içerisinde yer almasına rağmen  hakkında herhangi bir işlem yapılmayan  Reza Zarrab’a; AKP Hükümeti temsilcileri, “Yılın İş adamı plaketi” verdiler.

Yılın iş adamı plaketi verilen adamdı Reza; şimdi “ABD ajanı” ilan edildi.

Büyük oyun içindeki küçük rol oyuncularına biçilen yazgı budur.

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar